Sanat adına, belki de en fazla üreten, yöneten, mücadele veren isimlerden birisi de o ama herkesin çok kolay bu titri taşıdığı bir ortamda, “Sanatçı olmak öyle kolay değil, ben kendimi yorumcu olarak görüyorum” dedi. O isim pek çok dizide ve tiyatro oyununda sempatik karakterlerle karşımıza çıkan Emre Kınay. Hani şu günlerde, tiyatrosu elinden alınan Emre Kınay.
Süleyman Şah Üniversitesi’nde gerçekleşen Genç Bakış’ta sanata ve sanatçıya bakış açımız sorgulandı. İşte programdan satır başları:

Hukuk içimde kaldı
– Keşke hep Cihan hoca (Güneşi Beklerken dizisinde canlandırdığı öğretmen karakteri) gibi öğretmenler olsa. Ben kendi öğretmenliğimde öğrencilerimle Cihan hoca gibi bir bağ kurmaya çalışıyorum. Çünkü yolu sevgiden geçmeyen hiçbir şey mubah değil.
– Ben hayatımda iki şey okumak istedim; biri tiyatro diğeri hukuk. Hangisini okusam aynı şekilde çalışkan bir öğrenci olacaktım. Seveceğiniz işi yapın çünkü o zaman çalıştığınız ders, ders gibi gelmeyecek.
– Ben tiyatronun yanı sıra, televizyonda yaptığı işi de çok sevenlerdenim.
– Aynı rolü oynamayı sevmiyorum, çeşitliliği seviyorum. Eğer bana gelen her ağa rolünü kabul etseydim mesleğimi bitirmiş olacaktım.

Muhafazakar sanat olmaz
– Dünyada muhafazakar sanat var mı yok mu diye tartışan başka bir toplum yok. Sanatın muhafazakarı olmaz. Kelime anlamı olarak zaten, muhafaza ettiğiniz, dondurduğunuz, konservatif  bir şeyin adı sanat olamaz. Bir mütedeyyinin hikayesini anlatacağınız zaman onun yaşadığı sıkıntıları gösterebilmek için de açık biçim kullanmak zorundasınız.
– Ben demokrasi denildiğinde, söz söyleme hakkının bir ya da birkaç kişinin elinde olması fikrine karşıyım. Tahammül istiyorum. Meclis’te tahammül görüyor musunuz? Tahammül edebildikçe gelişeceğiz, evrimleşeceğiz.
– Kültür Bakanlığı bir filme senaryoyu beğenirse destek veriyor. Bırakın bunun olmasını, konuşulduğu bir ülkede sinema sanatının gelişebilmesi söz konusu değildir.
– Türkiye’de sanat yapmak çok zor, imkansıza yakın. Artık bana tiyatro yapmak istiyoruz, ne yapalım? Diye gelen gençlere, yapmayın diyorum. Çünkü 20 liraya bilet satılıyor. Bunun yüzde 20’si gelir vergisi, yüzde 8’i KDV ve başka şeyler. 20 liralık bilette tiyatroya kalan para 1 lira 90 kuruş.

Bilet fiyatları?
– Bundan 4 yıl önce AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin CanikliSpor Bakanı Kılıç ve birkaç milletvekiliyle bir görüşme yaptık. En büyük sıkıntımız pahalı bilet, Bakanlar Kurulu’nda bir karar alıp önce KDV’yi kaldırabilirsiniz dedim. Sayın Canikli tamam dedi ama 4 yıldır hiçbir gelişme yok. Çok mu zor bir tiyatro biletinden bütün vatandaşların faydalanması için vergileri kaldırmak? O zaman bugün bir oyunu 5 ila 7.5 lira arası bir fiyatla izleyebilecektiniz. Hodri meydan! Çok yaralıyım bu konuda. Bir toplumun gelişmesi için parasız eğitim ve parasız sanat şart.
– Ben televizyondan kazandığımın hepsini değil ama bir kısmını tiyatroya aktarıyorum. Çünkü bu benim misyonum. Tiyatro seyrettirmek, oyunlarla hikayeler anlatmak. Ama bana sunulan bir imkan yok. Destek de istemiyorum, ben kendi imkanlarımla yapıyorum, yaptığım da elimden alınıyor.
– Tiyatro yapman için şirket olman gerek dediler olduk, ama ortaklı olman gerek dediler olduk, limitet olmanız gerek dediler olduk. Ödediğim vergi diğer limitet şirketlerle aynı, kesintilerim tamamı, her şey diğer şirketlerle aynı. Ama yararlandırmada sen tiyatrosun. İyi de ben aynı zamanda KOBİ’yim. Bu çelişkiyi bana birisi izah etsin.

Eşitlik istiyorum
– Duru Tiyatro için Milli Eğitim Bakanı ile defalarca görüşmek istedim ama kendisi bana dönmedi. Dönmek istemedi. Ben o göreve geldiğinde çok ümitlenmiştim. Çünkü ortada bir yanlış anlaşılma ve kötü niyetli yönetici söz konusu. Her şeyden önce ben oraya talip olmadım. Davet edildim. Ve başlarken buraya tadilat gerek ama yapılacak yatırımla bana seneye çık derseniz mağdur oluruz dedik. O yüzden 5+5 şeklinde, 10 yıllık sözleşme yaptık. Ama ikinci yılında bir yönetici değişikliği ile beraber hayatımda hiç aklıma gelmeyecek şeyler duymaya ve görmeye başladım. Bir müdür anne atandı, dedi ki ‘oğlum ha bire beni ifadeye çağırıyorlar bu okul 10 yıllık sözleşme yapamaz diye, bunu yılda bir yenilenir yapalım’ dedi. Ben de bir tiyatrocu olarak romantik bir hata yaptım, 10 yıllık sözleşmeyi bozup yılda bir yenilenir sözleşme yaptım. Onu yaptığımın 6. ayında müdire hanımı görevden aldılar ve yeni bir müdür geldi. Sonuçta bu noktaya geldik. Sayın Nabi Avcı bir 15 dakikasını ayırsa bu mesele çözülürdü, bunu yapmadıkları için kırgınım sadece. Bir vatandaş evini kiraya verdiğinde yasaların hepsi kiracının lehine. Ama malı kiraya veren devlet olduğunda aynı haklar devletin kiracısı olan vatandaşa neden uygulanmaz? Eşitlik istiyorum sadece.

Yandaş sanat olmaz
– Sanatçıyla siyasetçinin uzlaşmaz bir çelişkisi vardır. Bu yalnızca Türk toplumuna özgü de değil. Bütün dünya toplumlarına baktığınızda böyledir. Çünkü sanat, yapısı itibariyle muhaliftir. Yandaş sanat olmaz. ‘Ne güzel yaptın ağam paşam’ diyen sanat olmaz. Sanat daha fazlasını talep eden ve topluma talep ettirendir.
– Devletin sanatçısı olmaz. Devlet sanatçısı ödülü verseler asla almam. Çünkü hangi devletin sanatçılığı? Devlet nişanı daha kibar bir ödül. Ona sıcak bakarım. Ama devlet sanatçılığı devletin bundan sonra benim korumam altındasın demesi gibi bir şey. Böyle bir korumayı hiçbir sanatçı istemez.
Özetin özeti: Hayat, herkes için zor ama sanki işini hakkıyla yapmaya çalışan sanatçılar için çok daha zor!..

Kaynak: Milliyet

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here