Tolga Polat

Yıllardır gittiği tüm şehirlerde büyük ilgi gören ve bundan 4 yıl önce Zorlu PSM’de de İngilizce sahnelenen “Notre Dame de Paris” müzikali bu kez orijinal dili Fransızca olarak sahneleniyor… Dünyaca ünlü müzikal, ilk olarak 1998 yılında Paris’te perde açmış… Victor Hugo’nun ünlü eseri Notre Dame’ın Kamburu’ndan uyarlanan modern yapımın müzikleri Riccardo Cocciante’ye, sözleri ise Luc Plamondon’a ait… Guinness Rekorlar kitabında “ilk yılında en çok izleyiciye ulaşan müzikal” olarak yer alan Notre Dame de Paris, “Vivre, Belle ve Le Temps Des Cathédrales” gibi unutulmaz şarkılarıyla da uzun yıllardır Paris başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde sahneleniyor… Bugüne kadar 4500 ‘den fazla perde açan müzikalin Yönetmen koltuğunda ise Gılles Maheu yer alıyor…

Romantik akımın lideri Hugo’nun yaklaşık 6 ayda tamamladığı roman, 15. yüzyıl Paris’ini anlatmaktadır… Bu, yazarın eserine halkı kattığı ilk romandır… Dönemin tarihi ve sosyal yaşamı kimi zaman olay örgüsü içinde, kimi zaman romandan kopuşlarla ayrıntılı olarak anlatılmaktadır… Dönemin adalet anlayışını ve hukuk sistemini, derebeyliğin keyfi uygulamalarını ve engizisyon mahkemelerinin yargılama sistemine eleştirel bir bakış getiren Hugo, salt bir tarihi anlatmakla kalmayarak, bu tarihsel dönemi kendi fikirleri ışığında cesurca eleştirmiştir…

Hugo, Notre Dame de Paris adlı romanında, Orta çağ Avrupa’sının karanlık yüzünü rahip Claude karakteri ile simgeleştirir… Kilisenin başta iyi niyetlerle ve insanlığa yardım amacıyla yola çıkışının bir örneğidir Claude… Ancak ilerleyen süreçlerde amacından sapacak ve son derece katı görüşleri ve uygulamaları ile korkulan biri olacaktır… Esmeralda karakteri ise rahip Claude Frollo’nun zıt kutbunda yer alan, bütün canlılığıyla yaşamı resmeden Rönesans dönemini simgelemektedir… Esmeralda, son derece sıcak, hareketli, canlı ve hayat doludur… Romanın ilerleyen bölümlerinde Esmeralda, Phobeus’a aşık olur… Phobeus’un kelime anlamı, ışık ve güneştir…Rahip Claude’un Esmeralda’ya olan aşkı da özünde karanlık orta çağın, ışığa ve medeni yaşama olan özlemidir adeta… Qasimodo ise orta çağın karanlığı içinde itaat eden, ezilen ve dini buyruklar içinde yaşayan ezilen  halkı simgeler… Halkın yaşamında eksik olarak nitelendirilebilecek her şey onda vardır… Zaten Qasimodo’nun da kelime anlamı tam olmayan, eksik demektir… Qasimodo, kupkuru bir hayat içinde sadece minnet duymayı, şükretmeyi ve itaat etmeyi öğrenmiştir… Hugo, aynı zamanda bu eserle romandaki çizgisini ortaya koyar ve romantik akımın temel vurgusunu dillendirir; İnsanlığın manevi kurtuluşu ancak iyilikle mümkündür… Çirkin ve gülüncün içinde yüce, iyi ve güzel elbette barınabilir…


Müzikal’in orijinal dilinde yorumuna gelirsek, yazarın eleştirel anlamda ortaya koyduğu kaygıları ve ait olma veya olamama durumumu bu modern uyarlamada, mülteci ve göçmenlik vurgusunun paralelinde izliyoruz… Bu noktada günümüz koşullarına da bir göndermesi olan müzikal, bunu bütüne ince nüanslar ile taşırken, estetik bütünlüğü de başarıyla koruyor… Ensemble tanımının hakkını sonuna kadar yerine getiren ekip; oyunculuk, beden, ses ve müzikalite disiplinlerinde ki başarıları ile alkışı hak ediyor… Özellikle Esmeralda yorumu ile Lübnan asıllı Hiba Tawaji hem oyun gücü hem de sesinin güzelliği ile dikkat çekiyor… Qusımoda da Angelo Del Vecchio karakterinin derinliği tüm fiziksel deviniminde başarıyla sürdürüyor… Florian Carli şair rolünde sahne sempatisi ve anlatım gücü ile dikkat çekiyor…

Yaklaşık iki saat on dakika süren müzikalde toplam elli iki eser canlı olarak seslendiriliyor… Ana oyuncu kadrosu yedi kişilik bir ekip olan Notre Dame de Paris’de yedi oyuncu toplam elli iki eseri canlı kanlı seslendiriyor… İster istemez ülkemizde son yıllarda sahnelenen ve adeta moda haline gelen playback müzikalleri düşünmeden edemiyorum… Geçmişe gidiyorum ve aklıma uzun yıllar ülkemizde sahnelenen “Lüküs Hayat” operetinin Zihni Göktay , Sezai Altekin ve Suna Pekuysal’lı efsane kadronun “Ah Berelim” şarkısını seyircinin büyük alkışı ile canlı canlı sekiz kez bis yaparak seslendirdiklerini anımsıyorum… Üstelik mikrofonların teknolojik olarak bugün kadar iyi olmadığı bir dönemde… O nedenle günümüzde önemli müzikallerin üstelik genç ekipler tarafından playback olarak sahnelenmesini anlamlandıramıyorum…

Notre Dame de Paris’i izlerken kendi müzikal tarihimizi düşünerek son yıllarda yapılan çalışmalarda yine Zorlu Psm’nin ilk Türkçe Müzikal yapımı olarak, canlı seslendirilen ve sahnelenmeye devam eden Damdaki Kemancı’yı da çok beğendiğimi yinelemek isterim…

(DEVRİMİN AŞK VE GELENEKLE İMTİHANI “DAMDAKİ KEMANCI” /Tolga Polat/Eleştiri/10.01.2018/ http://www.tiyatrodergisi.com.tr/devrimin-ask-ve-gelenekle-imtihani-damdaki-kemanci.html )

Dünya müzikal tarihinde çok önemli bir yeri olan özellikle akılda kalan besteleri, görsel şöleni ve koreografisi ile “Notre Dame de Paris” çingeneler tarafından katedralde yalnızlığa terk edilen Quasimodo’nun çingene kızı Esmeralda’ya olan aşkını anlatırken, klasik bir aşk hikayesiyle insanların değer verdikleri şeyleri nasıl ayakta tutabileceğinin altını çiziyor… Bitmek bilmeyen bir enerjinin görkemini ve efsane bir müzikalin heyecanını yaşamak istiyorsanız Notre Dame de Paris’i kesinlikle kaçırmayın…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here