Ankara’da Genç ve Üretken Bir Tiyatro: “Sahne 367”

editor
4463 Görüntülenme

Ankaralı bağımsız tiyatroları ağırlamaya devam ediyor, pandemiyle mücadele eden saheneleme süreçlerini Ankara’dan bir bakış açısıyla değerlendiriyoruz. Genç, dinamik, tiyatroya kendi bakış açılarını yansıtmaya çalışan, metinleri bugünün bakış açsından yorumlayarak çağının teatral imkanlarını kullanan, her oyunlarında mutlaka toplumsal mesajlara yer veren,  kısacası bir derdi olan tiyatro; “Sahne 367”… Pandemi ile birlikte pek çok küçük sahnenin akıbeti gibi yerli yerlerinde, yersiz bir sahne olarak varlıklarını devam ettiriyorlar. 50 kişilik koltukları ile Reşit Galip 11’e 11’de  sessiz bekleyişlerini sürdürürlerken üretmekten, düşünmekten vazgeçmeden bu süreçte dahi yaratım süreçlerine hizmet ediyorlar. Onları var eden bu güç ise; hayalini kurdukları kumpanya fikri ve hiç bitmeyecek olan öğrenme hevesinden geliyor… 

 Ankara’da bağımsız bir tiyatro olmanın olumlu ve olumsuz yanlarından, gelişen tiyatro anlayışlarına, oyunculuk eğitimlerinden Kasım’da sahnelenecek bir Turgut Özakman oyunu olan Resimli Osmanlı Tarihi’ne kadar pek çok konuyu Sahne 367’nin kurucu ortağı ve oyuncusu  Faysal Can Dakni ile yaptığımız söyleşide bulabilirsiniz.

“Oyunculuğun tiyatro yaparak gelişebileceğini düşünüyoruz”

Yeliz Karakütük: Ankara’da kendi imkanları ile kurulmuş, genç, dinamik ve yenilikçi bir sahnesiniz. Öncelikle tanımayanlar için kısaca, yola çıkış hikayenizden ve güncel repertuvarınızdan bahseder misiniz? 

Faysal Can Dakni: Sahne 367 Ankara’da Reşit Galip Caddesi üzerinde 2017 senesinde kuruldu. Bilkent Tiyatro’dan sınıf arkadaşım olan Alper Çankaya ile ortak bir haylimizdi bu. 2017’de mezun olduğumuzda Alper ile Ankara’da bir yer arayışına girdik. Kiralar çok yüksek olmasına rağmen mekanlar bir sahne kurmak için uygun değildi. Daha sonra Reşit Galip’deki bu yerimizi çok uygun koşullarda bulduk ve hemen kendimize göre uyarlamaya başladık. İlk yılımız, hem harap bir haldeki bu mekanı toparlamak hem de yeni bir yola girmek ile geçti. İki kişiydik ama burayı bizimle aynı ideale bakan insanlarla bir kumpanya haline getirmek gibi bir hayalimiz vardı. Açıkçası o dönemde de gördük ki ortalıkta pek fazla tiyatro yapmak isteyen tiyatrocu yok. Bunun pandemi dönemiyle de bir ilgisi yok bence. Genel olarak tiyatroyu sevmeyen tiyatrocuların yetiştiği bir dönemdeyiz, diyebilirim. Ama tabi ki kaliteli bir azınlık da var ki hala tiyatro yapalım, kendimizi geliştirelim diye çaba sarf ediyor. Çünkü biz Sahne 367 olarak; oyunculuğun tiyatro yaparak gelişebileceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla burası bizim için sadece oyunlarını sergilediğimiz bir yer olarak kalmayacak, aynı zamanda oyunculuk antrenmanlarımızı da yaptığımız da bir yer olacaktı. Tamamen kendi ihtiyaçlarımızdan ve hayallerimizden yola çıkarak bu sahneyi kurduk, diyebiliriz. Ekonomik kaygılarla ve sıkıntılara direnerek kendimizi geliştirelim derdindeyiz. Her zaman öğrenmeye devam ettiğimiz bir çizgide duruyoruz. Bu yüzden de sahnenin ismini 367 koyduk. 367 Bilkent  Üniversitesi’nde bir stüdyonun adı. Öğrenciler ilk derslerini bu stüdyoda alıyor. O stüdyonun ismini koyalım ki, burası sadece bir sahne değil de kendimizi geliştirdiğimiz bir yuva olsun istedik. Daha sonra da bu amaçla yola çıkınca da tiyatro seven insanlar sizi bulmaya başlıyor. Nitekim de zaman içerisinde öyle oldu. İki kişi başlayıp son oyunumuz olan Resimli Osmanlı Tarihi’nde 13 kişiyi bulan bir kadro ile sahne alıyoruz. Şu an Turgut Özakman’ın Resimli Osmanlı Tarihi’ni sahneliyoruz, onun dışında bir de Ppavelkıç’ın Soytarılar isimli oyununu repertuvarımız arasında yer alıyor. 

“Bu dönemde tiyatro yapamıyoruz diye; ne tiyatrolar ölür ne de sanatçılar yok olur”

Yeliz Karakütük: Ankaralı genç bir sahne olarak pandemi sürecini değerlendirdiğinizde, bağımsız tiyatrolar bu dönemden sizce nasıl etkilendi? Bundan sonraki planlamanız nasıl olacak?

Faysal Can Dakni: Evet zor zamanlardan geçiyoruz ama biz hep kendimizi rahatlatmaya çalışıyoruz. Bunlar hayat içerindeki doğal süreçler, daha öncede bu tarz salgınlar, savaşlar vesaire çok şeyler yaşanmış. Bizler bu dönemde tiyatro yapamıyoruz diye; ne tiyatrolar ölür ne de sanatçılar yok olur. Tiyatro yaşanan her olumsuz dönemin ardından daha da güçlenerek yeniden ortaya çıkmış. Bizler sanatçılar olarak kendimizi bir şekilde beslemeye devam etmemiz gerekiyor. Özellikle oyuncular, çok kendi içine kapandı bu süreçte. Hepimiz kendi kabuğumuzda bir düşünme evresindeyiz, duygularımızla baş başayız, okuyoruz, yazıyoruz, çiziyoruz. Bu da böyle bir dönem. Kendi içimize kapandığımız bu dönemde daha çok okuyalım, düşünelim ve yaratalım ki, bu olay sonsuza kadar sürmeyecek, bittiği zaman neler yapabiliriz onları konuşmaya devam edebilelim. Biz Sahne 367 olarak, bir bekleme dönemindeyiz. Destek talebinde bulunduğumuz bir iki yer daha var, eğer onlar olmazsa maddi anlamda neler yapabilir onu planlayacağız. Şu an için istediğimiz Resimli Osmanlı Tarihi ve Soytarılar 2024’ü bir an önce seyirciyle buluşturmak. Hem Ankara hem de İstanbul’da oynayabileceğimiz sahneler araştırıyoruz, bir aksilik olmazsa da Kasım ayında yeniden sahnelemeye başlayacağız. 

“Özel tiyatroların sahne kiraları çok yüksek”

Yeliz Karakütük: Mevcut koşullarda virüsün yayılımı sebebiyle küçük tiyatroların sahne açması neredeyse imkansız. Büyük sahnelere taşınan bir yapılanmaya doğru gidiyoruz, Sahne 367’yi ileride farklı bir sahneye taşımayı hedefliyor musunuz?

Faysal Can Dakni: Burası çok güzel bir basamak oldu bizim için, elebette buranın bir miladı olacağını ve o günün bir gün dolacağını biliyoruz ama ondan sonra geçeceğimiz yerin ise daha büyük bir yer olmasını biz de istiyoruz.  Ama bu, şu anda maddi anlamda bu çok mümkün değil. Olabildiğince mevcut durumu korumaya çalışıyoruz açıkçası. Bu sahne bizi ayakta tutan şey, başka bir dönem olsa gerçekten üstesinden gelebiliriz ama şu an daha büyük bir sahnenin yükümlülüğün altında olsaydık psikolojik olarak da nasıl ayakta dururduk onu bilemiyorum. Sadece oyunlarımız daha büyük sahnelerde kiralama yöntemi ile oynamak yoluna gideceğiz. Ancak burada şöyle bir engel karşımıza çıkıyor o da çok yüksek sahne kiraları. Özel tiyatroların sahne kiraları gerçekten çok yüksek. Birbirimize destekten bahsettiğimiz bu dönemde imkânı olan büyük sahnelerin ayakta kalmaya çalışan küçük sahnelere ücretsiz ya da en azında indirimli olarak sahnelerini kiralaması gerekiyor. Fiyatlar çok fahiş. Özellikle bu dönemde böyle olmamalı. Tiyatroların tek tek kapandığı bu günlerde siz, zor durumdaki meslektaşlarınızın üzerinden para kazanmayı kuruyorsanız tiyatro adamlığınızı sorgulamalısınız. Pandemi sonrasında mücadele etmemiz ve gündeme getirmemiz gereken bir konu da yüksek sahne kiraları.

“Bakanlık yetkililerinin kimlere destek verdiğine şöyle bir dönüp bakması lazım”

Yeliz Karakütük: Bakanlığın sağlamış olduğu desteklerden, ayakta durma mücadelesi veren pek çok tiyatro gibi faydalanamadınız ve bununla ilgili de bir açıklama yaptınız. Bu destekler hakkındaki görüşleriniz nedir, değerlendirme aşamasında bir hata yapıldığını düşünüyor musunuz?

Faysal Can Dakni: İçinden geçtiğimiz dönem daha önce hiç tecrübe etmediğimiz, çok ekstrem bir dönem. Sadece biz değil yıllardır sektörün içinde olan tiyatrolar dahi bu dönemden ciddi yaralar aldı. Biz şimdiye dek hiçbir destek almadık, hep bir şekilde kendi yağımızla kavrulduk, gerektiğinde borçlandık, borçlarımızı da ödedik. Bu dönem gerçekten bu desteğin de bir hak olduğunu düşünerek başvuruda bulunmak istedik. Ama olmadı. Buna gerekçe olarak ise; SGK ve vergi borçlarımız gösterildi. Ama bizim her zaman söylediğimiz şu; SGK ve vergi borcumuz olmasa zaten bizim çok büyük bir sıkıntımız yok ki… Bir şekilde yolunu bulur ve ayakta kalabiliriz. Ama sırf bu borçlar sebebiyle özellikle de böyle ekstrem bir dönemde destek alamıyorsak bu bence büyük bir sıkıntı. Bir taraftan da destek alanların listesine bakıyorsunuz, iyileri tenzih ettiğimizde, çok büyük bir kısmı ne olduğunu bilemediğimiz tiyatro yapmak dışında her şeyi yapan şirketler. Biz ilk zamanlarımızda çocuk tiyatrosu hazırlayarak bu oyunu çeşitli yerlerde oynamaya çalıştık. Ama o dönem gördük ki, birileri bu çocuk oyunu ile ilgili yerleri kendi tekellerine almışlar. Çocuk oyunumuzu, sadece profesyonel diye geri çevirdi pek çok yer. Bunun karşılığında kimleri onayladılar derseniz ise, bugün Bakanlıktan destek alan adı sanı, ne iş yaptığı belli olmayan (iyileri tenzih ederek söylüyorum) şirketlerin çocuk oyunlarını aldılar. Şimdi biz bu insanlarla farklı platformlarda da karşılaştığımız için bu kadar biliyoruz ama Bakanlık bunları biliyor ya da bunu sorguluyor mu merak ediyoruz. Bu şirketler gerçekten tiyatrocular mı, tiyatro sahneleri var mı, bilinmeden destek veriliyor. Sahne 367’yi geçelim, biz daha 3 yıldır hayatta olan genç bir tiyatroyuz, ama Kumbaracı 50 bu desteği alamıyorsa  Bakanlık yetkililerinin kimlere destek verdiğine  şöyle bir dönüp bakması lazım. 

“Ön koşul; destek alacak tiyatroların gerçekten bir tiyatro eseri ortaya koyup koymadığına dair olmalıydı”

Yeliz Karakütük: Nasıl bir değerlendirme yapılmalıydı sizce?

Faysal Can Dakni: Bir kere öncelikle böyle bir dönemde destek veriliyorsa, borç sorgulmasının ön koşul olarak sunulmaması lazımdı. Ön koşul; destek alacak tiyatroların gerçekten bir tiyatro eseri ortaya koyup koymadığına dair olmalıydı.  Elbette borcumuz olmasın, bizler de borçlu kalmayı istemiyoruz. Ancak bu dönemde ayakta duracaksak ve bizlere destek verilecekse böyle bir koşul sunulmamalıydı. Bir de açıkçası biz, her şeyden önce bir vatandaş olarak destek verdikleri bazı tiyatroları da görmek isteriz. Bunlar gerçekten tiyatro yapıyor mu, yapıyorsa ne yapıyor, bu konuda da bir şeffaflık olması lazım. Listede sadece şirket ismi ve oyun adı görüyoruz. O oyunlar nelerdir, içeriğini dahi hiç bilmiyoruz. Zaten şirket isimlerine açıp baktığınızda da görüyorsunuz ki bu şirketler tiyatro dışında her işi yapıyorlar. Profesyonel tiyatrolara destek olmak adı altında her işi yapan şirketlere destek olunuyorsa, ben her şeyden önce bir vatandaş olarak bunu sorgularım. 

“Bir tiyatronun kapanması, o ruhu oluşturan sanatçıların üretmeyecekleri anlamına gelmiyor”

Yeliz Karakütük: Maalesef geçtiğimiz aylarda pek çok sahnenin kapanmasına şahit olduk. Bu süreç, gelecekte tiyatromuzu nasıl etkileyecek, öngörüleriniz neler?

Faysal Can Dakni: Bu kadar tiyatronun mücadeleyi devam ettirememesi, kapanıyor olması gerçekten çok üzücü. Geldiğimiz süreçte, idealist ve çalışkan tiyatrocular ile birlikte özel tiyatrolar çok güzel bir yere gelmişti. İşine gerçekten çok emek veren, kumpanya olan, kumpanyanın ne demek olduğunu bilen, tiyatronun doğasını çok iyi anlayan tiyatrocular var. Bunların çoğu, bizim gibi genç ve yolun başındaki tiyatrocular için örnek insanlar. Ama şöyle de bir şey var, yaşadıklarımız doğal bir sürecin bir parçası olarak normal, sadece destek göremeyişimiz anormal. Bu süreçte kapanan tiyatroların hepsinin farklı bir şekilde yeniden sahneye çıkarak üretmeye devam edeceğini düşünüyorum. Çünkü tiyatrocuların üretmekten başka çareleri yok. Bir tiyatronun kapanması, o ruhu oluşturan sanatçıların üretmeyecekleri anlamına gelmiyor. Tiyatro her yerde yapılır. 

“Online tiyatrolar seyirciye ulaşmıyor”

Faysal Can Dakni: Aynı zamanda son dönemde biraz daha online platformlara doğru kayan bir tiyatro anlayışı gelişmeye başladı. Zoom üzerinde oyunu kaydedip online olarak youtube’a koyalım v.s. gibi şeyler yapılıyor ama bunları sadece tiyatrocular izliyor online tiyatrolar seyirciye ulaşmıyor. Tiyatro izleyicisinin bunlardan haberi yok. Çok ekstrem birkaç izleyici tiyatrolar televizyonunu açıp da bir oyun belki izliyordur, belki izlemiyordur. Gerçek bir tiyatro seyircisini hiçbir zaman, online bir tiyatroya çekemezsiniz, buna inanmıyorum. Ki bu olursa da, ancak farklı bir tarz çıkarılıp da tiyatronun biçimi değişirse mümkün olabilir. O da sadece bir dönem için, aşı bulununca o da kalmaz. Aşı bulunduğu zaman online tiyatrolar unutulur. Çünkü bir arada olmaya ihtiyacımız var. Düşünebiliyor musunuz virüsün tek yayılma sebebi birbirimize olan ihtiyacımızdan yüzünden…

“Kasım ayında ‘Resimli Osmanlı Tarihi’ ve ‘Soytarılar’ tekrar sahnelenmeye başlayacak”

Yeliz Karakütük: Önümüzdeki dönem için Sahne 367’nin planları neler, oyunlar sahnelenmeye devam edecek mi? 

Faysal Can Dakni: Şu süreçte bizim harıl harıl çalışıyor olmamız lazımdı ama maalesef bir şey yapamıyoruz. Pandemi öncesinde Resimli Osmanlı Tarihi’ni sahnelemeye yeni başlamış ancak birkaç oyun oynayabilmiştik. Şimdi yeni yeni tekrar prova aldık ama şu an bekliyoruz. Öte taraftan daha önce de söylediğim gibi sahne kiraları çok fazla. Şimdi bir iki yerle görüşüyoruz. Kasım ayında Resimli Osmanlı Tarihi ve Soytarılar 2024 tekrar sahnelenmeye başlayacak. Ocak ayı gibi ise durumlar biraz daha düzelirse, yeni metinler çalışmaya başlayacağız. Bunların tamamı, hem ekonomik olarak ve hem de pandemi koşullarına göre toparlanmaya bağlı. Biz hep şuna inanıyoruz; Madam’ı da Soytarılar’ı sahneye koyduğumuzda maddi anlamda hiç gücümüz yoktu ama bir şekilde çalıştık ve yol alırken toparlanarak üstesinden geldik. Yine öyle olur, maddi olanaksızlıklar bizi caydırmaz yolumuzdan çevirmez, biz yine çalışmaya devam ederiz ve süreç içerisinde yolumuzu buluruz diye düşünüyorum.

Ayrıca Tecrübelerimizi aktardığımız bir oyunculuk atölyesi de düzenliyoruz. Temel Oyunculuk Atölyelerimizden çok farklı üsluptan oyuncu öğrenciler faydalanıyor. Dramatik içgüdü derslerimiz, oyunculuk derslerimiz oluyor. Atölyemiz sadece konservatuara hazırlanan kişilere değil, bu işi merak eden mutfağına girmek isteyen kişilere de açık. Her şeyden önemlisi bu atölyelerin kumpanyamıza katkısını çok önemsiyoruz. Okullara girenler olduğu girip girmeyip bizimle beraber yola devam edenler oluyor. Tiyatro dışında başka bir ders verme isteğimiz hiç olmadı. 

“Seyirciye bir an olsun pandemiyi unutturmamız lazım” 

Yeliz Karakütük: Seyirci ile bir araya gelmenin, gelinse bile oldukça mesafeli bir seyir yerinin olduğu bir dönemde “Resimli Osmanlı Tarihi” gibi doğrudan seyirci ile temas ve sohbet içinde bir oyun sahneliyorsunuz. Hem içerik hem de sergileme açısından zor bir seçim. Neler söylersiniz?

 Faysal Can Dakni: Evet biraz zor olmakla birlikte, seyirciyi içine alan yapısıyla bence tam da ihtiyacımız olan bir oyun. Biz bu oyunu sahnelemeye pandemi öncesinde başlamıştık. Pandemi ile yarım kaldık. Ama biz oyunlarımızı seçerken şuna dikkat ediyoruz; komedide yapsak dram da yapsak bir mesaj versin istiyoruz. O yönden korkusuz bir tiyatroyuz. Sahne olarak en çok istediğimiz şey de yaşadığımız dönemden bakmak tiyatroya. Bu dönemin teatral imkanlarını kullanarak yorumlamak istiyoruz. Soytarılar, daha önce yapılmış bir oyun ama biz kendi çerçevemizden baktığımızda bu oyuna farklı bir yorum getirmeye çalıştık. Gerçekten üç soytarı değil de, soytarılar isimli bir müzik grubu olan 2024 yılından baktığımız bir yorumla bunu seyirciyle buluşturuyoruz. Resimli Osmanlı Tarihi’nde de öyle… Oyun, 2020 yılından baktığımız bir geleneksel orta oyunu. Evet genelde bunu kimse oynamayı tercih etmez, bizi en çok çeken buradaki sergileme ve yorumlama imkanlarının çok açık olması. 2020 yılından bir anlatıcı ile 1960 yılından Vakıf Bey ile buluşturduğumuz zaman ve bir de bu karakterler Vakıf Bey’in rüyasına girdiği zaman neler olabilir, biz bu soruyu merak ediyoruz. Yazıldığı döneme ışık tutmuş bir eser ve onu 2020 yılından da doğru yorumlayabilirsek günümüzü de ışık tutacak bir eser. Sahne olarak böyle metinler seçmeye çalışıyoruz. Bir de orta oyununun şöyle bir  özelliği var; sürekli değişebiliyor. İzlediğimiz belli notalar var evet, ama doğası gereği sürekli yaşıyor. En basitinden şu an pandemi döneminde oynadığımız zaman bile kafamda gündeme dair kullanabileceğim o kadar fazla malzeme var ki… Orta oyunun güzelliği de burada. Resimli Osmanlı Tarihi’nde seyircinin önemi çok büyük, seyirciden alacağımız bilgilere göre hareket ediyoruz, onlardan oyun öncesinde bilgiler almaya çalışıyoruz. Seyircilerden aldığımız bilgiye göre oyunun espri yapısı da kuruluyor.  Seyirciye bir an olsun pandemiyi unutturmamız lazım. Açık biçim olduğu için oyuncular olarak bizler de maske takarak oynama şansına sahibiz. 

“Tiyatrocuların da her zaman bir B planı olmalı”

Yeliz Karakütük: Panademi döneminde birbirimizi daha iyi tanıyıp, anlamaya çalıştığımız bir dönem de yaşıyoruz. Beraber yol aldığınız diğer tiyatro gruplarına neler söylemek istersiniz?

Faysal Can Dakni: Açıkçası tiyatro yapamıyoruz diye içimize kapanmamızı çok doğru bulmuyorum. Bir şekilde bu dönemde kendimizi geliştirmeye çalışıp farklı konularda da üretkenlik yapabiliriz. Tiyatronun içinde kalarak oyunculuk yapmadan da para kazanmanın çeşitli yolları aranabilir. Biz mümkün olduğu kadar eğitime de yöneliyoruz, belki herkes her şeyi yapamaz ama gördük ki tiyatrocuların da her zaman bir B planı olmalı. Evet, herkes sıkıntıda ama hayatımızı tamamen karartacak bir boyuta bunu taşımamalıyız. Tiyatroculara her zaman ihtiyaç vardır. İlla tiyatro yaparak değil, topluma moral vermek ve örnek olmak konusunda bir şeyler yapabilmeliyiz. Sahne üzerinden bunu yapamasak da bilgi alışverişi üzerinden de bunu yapabiliriz. 

Yeliz Karakütük: Çok teşekkür ederiz.

Faysal Can Dakni: Ben teşekkür ederim…

YELİZ KARAKÜTÜK

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku