Ragıp Ertuğrul
ragipertugrul@gmail.com

Antalya Şehir Tiyatrosu, bu sezon Engin Alkan’ın yazıp, şarkılarını bestelediği ve yönettiği Huysuz adlı müzikli oyun ile Antalyalı tiyatroseverlerle buluşuyor.

“Huysuz”, temel olarak ünlü Fransız komedi yazarı Moliere’in yine en az kendisi ve belki kendisinden daha da ünlü olan “Cimri”, “Hastalık Hastası”, “Zoraki Nikâh” gibi farslarından hareketle Engin Alkan’ın yazdığı özgün bir oyun. Karakterler ve hikâyeye yabancı olmasak da hikâye kurgusu, zekâ yüklü zengin diyaloglar, boyutlandırılmış tipler, gerçeğe daha yakın duran komik durumlar ve Moliere’in orjinal metinlerinden daha yoğun bir sahne trafiğiyle oyun, hafızamızda kalıcı bir iz bırakıyor.

Çevresinde cimriliğiyle nam salan ve hastalık hastalığına tutulmuş Harpagon’un tüm servetini sakındığı evlatları gözünde yerilmesi, doktorların elinde oyuncak olması, uşak ve hizmetçileri tarafından aldatılması ve daha binbir türlü dalaverenin ortasında kalıvermesi, bizi Harpagon’la alay etmek ile acımak arasında bırakıyor. Mutlu etme ve iyilik yapmaya karşılık servet düşkünlüğü, şükretme yerine kuruntuların esiri olma, varlık içinde yokluk çekme, dost olmaktan uzak durup fesatlığı tercih etme, manevi duyguları es geçip maddiyatı yüceltme… Moliere nasıl ki toplumu oluşturan bireyleri karikatürize etmiş ve ilişkilerdeki yozlaşmayı gözler önüne sermişse Alkan da aynı izlekten hareketle bize bizi ve çevremizi anlatıyor.

Cem Yılmazer’in dekor tasarımı, farsın gerektirdiği hareketliliği gayet rahatlıkla sağlar nitelikte.  Hele ki yine kendi elinden çıkan ışık tasarımıyla birleşince seyrine doyum olmaz fotoğraflar ortaya çıkıyor. Işığın dekora nasıl ruh kattığını çok iyi gösteren bir iş olmuş Yılmazer’inki. Tomris Kuzu imzasını taşıyan kostümler içinde tüm oyuncuların hareket kabiliyetinin daha bir arttığını ve seyirciye aksiyonu daha sağlam aksettirdiğini görüyoruz. Müzikli oyunların olmazsa olmazı koreografiye gelince… Dicle Doğan, hareket ve dans tasarımını mizansenler içine çok başarılı yerleştirmiş. Engin Alkan’ın besteleri, Burak Çöllü’nün düzenlemesiyle ve Antalya Şehir Tiyatrosu oyuncularının nitelikli sesleriyle seyir keyfini zirveye taşıyor.

Tiyatronun tüm oyuncularını “Huysuz”da iki veya üç rolde birden izliyoruz. Ödenekli olmakla birlikte prodüksiyonu en ekonomik şekilde gerçekleştirmek ancak bu yaklaşım ve beceriklilikle sağlanabilir. Alkan’ın önce Bursa Nilüfer Belediyesi Tiyatrosu şimdi de Antalya Şehir Tiyatrosu tarafından tercih edilen bir yönetmen olmasında yaratıcılığının ve işlevsellik, estetik, ekonomik olma ve eldeki oyuncuları maksimum performansla kullanabilme yeteneklerini de hesaba katmak gerekir.

“Huysuz”da Moliere’in Harpagon’una denk düşen Darpagan rolünde şehir tiyatrosunun aynı zamanda Genel Sanat Yönetmeni de olan Mehmet Özgür’ü izliyoruz. Özgür, daha önce Engin Alkan’dan izlediğimiz rolü kendine göre yorumlamış ve açıkçası Alkan’ın oyunculuk performansının üzerinde bir inandırıcılık yaratıyor. Jacques Usta ve Hemşir Mikail rollerinde Osman Kot, bizi yine kendisine hayran bıraktıran bir sahne sıcaklığıyla sarıp sarmalıyor. Yunus Derli de büründüğü üç rolüyle birden şaşırtıyor ve kendisinden beklenen performansı her yeni rolünde yükseltiyor. Hasibe Özgür, Madam Bijoux tiplemesinde o narin ve zarif kişiliğinden şuh bir kadın çıkartıyor. Safinaz Özgür ise özellikle Amber rolünde başlı başına bir dizi karakteri yaratmış gibi; Engin Alkan bu karakter üzerine bir sitcom projesi bile üretebilir. Sümbül’ü oynayan Ayşe Sinem Korola ile Cihan Bey’i oynayan Selim Turgay Deli “Huysuz”un ‘jönfi’si ve ‘jön’ü. Hem romantik hem de komik olmak zordur. Bu iki genç oyuncu zorun altından ustalıkla kalkıyor. Öte yandan Selim, mükemmel sesi ve şarkı söyleme tekniğiyle de müzikal oyunculuğuna ne kadar yatkın olduğunu hissettiriyor.


Daha önce İstanbul sahnelerinde yine Engin Alkan’ın rejisiyle başka bir prodüksiyonla izlediğimiz “Huysuz”, Antalya Şehir Tiyatrosu ekibinin dilinden ve elinden farklı güzellikte bir lezzet taşıyor. Alkan, bu kez metni biraz sadeleştirme ve bazı karakterlerden feragat etme yolunu seçmiş ki çok daha derli toplu bir oyun haline gelmiş. Antalyalı sanatseverlerin “Huysuz”dan pek kopamayacakları anlaşılıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here