Meltem Arıoğlu Pultar
www.safitiyatro.com

Bihter Dinçel’in yazıp oynadığı, Cem Emüler’in yönettiği Aşiyan‘ı Ezop Sahne’de izledim.

Ne yalan söyleyeyim, bu oyuna gitmek konusunda ilk başta biraz tereddüt ettim. Oyunu merak etmekle birlikte, evinin önünde bomba patlayan bir kadının yaşadığı travmaya bağlı anksiyete bozukluğuyla dokuz ay boyunca evden çıkmamasını konu almasından fazlasıyla etkileneceğimi düşündüm. Yine de gitmeye karar verdim. İyi ki de gitmişim, çünkü çok etkileyici bir hikâye ve oyunculukla karşılaştım. Bihter Dinçel’in hem yazdığı, hem de Deniz’i oynadığı “Aşiyan”ı oldukça başarılı buldum. Çok güzel bir kadını izledim sahnede. Dinçel’in zaman zaman gözleri dolarak ve gerçekten hissederek oynadığı çok açıktı.

img_2935

Oyunun bir kadının hikâyesini anlatıyor olması, kadın bir izleyici olarak beni zaten yakından ilgilendiriyor. Ailesiyle ve geçmişiyle bağlarını, aşkını, yalnızlığını, korkularını, çocukluğunu, öfkesini, dargınlıklarını, söyleyemediklerini bir bir anlatıyor Deniz. İzleyen her kadın ya kendine dokunan bir şey bulur, ya da en kötü ihtimalle yakın hisseder Deniz’e. Annesiyle, babasıyla, babaannesiyle, sevgilisiyle ilişkilerinde, onları anlatışında, bir yerlerde illa ki Deniz’le ortak noktamız var, her kadının vardır. Oyunun tanıtımında dediği gibi: “Bu hikayede senin de en az bir parçan, bir an’ın var”.

Dışarıdaki tehlikelerden kendini korumaya çalışırken, kendi yuvasında yaşadığı monoloğu bir kadın olarak izledim ben de, bazen yakınlaşarak bazen de uzaklaşarak. Deniz zaten oyun daha başlamadan kendini seyirciye açarak yakın hissettiriyor. Bir kadının, çevresinde yaşanan kaos ve şiddetin içerisinde kendini güvenli bir alana, kendi aşiyanına çekerken sınırı nereden itibaren çekeceğimizin bulanıklaştığı ve bu sınırın nerelere varabileceğini izliyoruz.

img_2927

Deniz’in değişmiş, bozulmuş gerçekliğine Barış Dinçel imzalı dekor tasarımı da eşlik ediyordu ve ikisi mükemmel bir uyum içindeydi. Eğri büğrü mobilyalar, Deniz’in zihninde travmayla yoğrulmuş, kendine göre değiştirdiği gerçekliğin bir yansımasıydı sanki.

Müzikler de benim gibi 45’lik delisi biri için bulunmaz nimetti ve oyunun akışıyla da çok güzel bir bütünlük içindeydi. Bihter Dinçel’in sesi de eşlik ettiği anlarda şarkıların hakkını veriyordu.

Kostümler de abartıdan uzak, sade ve oyunun karakterini yansıtır nitelikteydi.

img_3043

Ezop Sahne; küçük, sevimli, samimi bir mekân ve izleyici olarak beni rahat hissettirdi. Umarım, bu ilk prodüksiyonuyla pek çok kişiye ulaşır ve daha uzun süre Aşiyan‘ında konuklarını ağırlamaya devam eder.

Aşiyan, bu karamsar günlerde çok eğlenceli bir şey göstermiyor belki ama bir kadın olarak dile gelip derdini anlatıyor, dertleşiyor, yaşadıklarımızda yalnız olmadığımızı hatırlatarak göz kırpıyor. Benim gibi mütereddit olanlar, gidin siz de Deniz’in hikâyesini dinleyin, Deniz sizi de etkileyecek.

Bu yazı da, bir kadının kaleminden, bir kadının oyunculuğuyla, bir kadının hikâyesi üzerine yine bir kadının kaleminden yazılmış bir yazı olsun.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here