“Balat Festival Monologları”: Tarihi Bir Semtten Hikaye Manzaraları

Eda Geven
1421 Görüntülenme

Her sezonun geleneğidir Balat Monologlar Müzesi’ne gitmek. Önce Yuvakimyon Kız Ortaokulu’nun kapısından içeri girmek, tarihi atmosfer  ve tahta sıralarıyla nostalji yaşayıp sonra da sınıflarda bir Balat hikayesi dinlemek her tiyatrosevere gerek bir deneyim.  Two Two Production, bu eşsiz projeyi bu kez bir festivale dönüştürmüş ve üç gün boyunca Balat Festival Monologları’na imza atmış. 

Üç yıl önce Balat’a gelen ve o gün bugündür izleyen herkese ezber bozduran Balat Monologlar Müzesi bu kez bir festival havasında gerçekleşti. Ana repertuarından farklı olarak on bir yeni oyunla, bahçe sohbetleri ve performanslarla Yuvakimyon’un* konuğu oldu.  24-25 ve 26 Mayıs’ta içinden Balat geçen hikayeleri dinlemek üzere, sınıflara geçtim, tahta sıralara oturdum ve eş zamanlı sahnelenen oyunlardan seçtiğim dördünü büyüleyici manzara eşliğinde izlemeye koyuldum. 

İşte en az Balat kadar güzel, iyi ki seçmişim dediğim dört oyun ve işte izlenimlerim:

Lapis Lazuli Mavisi

 Bir zamanlar harita odası olarak kullanılan sınıfta rahip karşılıyor bizleri. Kırık Türkçesiyle Balat’a gelişini, babasını ve çocukluğunu anlatıyor. Dinlediklerimiz, yabancı gelmiyor çünkü aynı nasihatları bir zamanlar biz de büyüklerimizden almıştık, onun gibi kulağımıza küpe yapmıştık. Lapis çocukluğundan sonra aşkıyla tanıştırıyor bizi. Bir rahibin aşkı mı olurmuş demeyin, nakış gibi işlediği aşk onunkisi. Üzüntüsünü, derdini, sevincini paylaştığı mavi renkli  bir sevgili. Tanıştığımıza memnun olduğumuz aşkıyla başbaşa bırakarak sınıftan ayrılıyoruz. Kerem Pilavcı’yı yapımcı/yazar kimliğinden sonra bu kez masanın öbür tarafında izlemek ayrı bir keyif. Dileğimiz, daha çok izlemek tabi ki. Bu hikayedeki gibi, Nihal Cingöz’ün yazdığı ve Barış Gönenen’in yönettiği bir oyun olursa ne mutlu bize.

Beğendiniz mi Yaptığınızı?

Balat Festival Monologları’nda en çok aklımda kalan oyun olarak yeni aldı. Zil çaldığında sınıfa girmeye çalışırken öğretmen masasının üstünde uyuyakalmış gelini uyandırdık. O da karşısında bizi görünce şaşırdı. İçinde atleti üstüne geçirilmiş iki beden büyük gelinliğiyle hızlıca hikayesini anlattı. Ahmet’e de, bu saatten sonra evlenmek senin neyine dediğimiz dedeye de ve bu evlliğin müsebibi aileye de sinir olduk. Ancak gelin kızımızı hayallerinde desteklemeye söz verdik. Hashtag’imizle videomuzu yükledik, güzel haberlerini bekliyoruz. Gizem Kaya, muhteşem bir oyun yazmış. Süresi 15 dakika civarında olsa da, en az 15 katmanlı bir hikayeydi izlediğimiz. Kalemindeki başarısı oyunculuğunda da söz konusu. Bizi aldı, umutlarına inandırdı ve güzel sesinden de mahrum etmedi. Ceren Demirel yönetmenliğinde bu güzel hikayeyi bir sonraki Monologlar Müzesi’nde yine yeniden izlemek üzere çoktan not ettik bile. 

Balatlı Muzo

Balat’ın gururu bir boksör, kıyasıya çekişmeli bir müsabakaya götürüyor. Tüm zamanların en başarılı boksörünün karşısında ülkesini en iyi şekilde temsil etmeye adamış, Balat’ın bağrından kopmuş bir boksör var. Boks tarihine kendi adını yazdırmaya kararlı, sağdan ve soldan gelen ölümcül darbelere karşı kendini savunmaya da. İnanç varsa başarı da kaçınılmazdır sözlerinin sağlamasını yaparak hikayenin sonunu Balatlı Muzo’dan dinliyor ve sınıftan ayrılıyoruz. Ancak bilmesini isteriz ki, kendisine desteğimiz artarak devam edecek. Bu monolog, kalemini Kısmet’le tanıyıp çok beğendiğim Caner Kılıç’a ait. Yönetmenliğini Koray Kadirağa üstlenmiş, Güney Zeki Göker de resmen döktürmüş. Böyle bir üçlü, bundan böyle her oyun kadar her ring başına olsun!  

Kısmet

Son turda tercihimizi diğer oyunlara kullanmayı planlarken Kısmet’in sadece 26 Mayıs’ta yine sınfta yerini aldığını görünce hemen rotamızı değiştirdik. Bir tamirci çırağının küçük dünyasında kocaman hayallerinin peşinden gittik. Kısmet isimli tavuğunu pusula yapmış kahramanımız, geleceğine hazine haritası ve küreğiyle çapa atmak niyetinde. Planları da, yatırımları da şimdiden hazır. Hatta bize bile akıl veriyor; böyle bir devirde haksız da sayılmaz hani. Ancak Kısmet, sahibine pek yardımcı olma niyetinde değil. Bakalım, yüzünü güldürecek mi? Okuldan ayrılalı çok oldu ancak sorunun cevabını halen bekliyoruz. Neyse ki, en azından grup selfiesi ile merakımızı bir nebze olsun gidermeye çalışıyoruz. Caner Kılıç, bir çırağın hayalleri kadar büyük ve derin bir oyun yazmış, Ceren Demirel yönetmiş. Eren Çiğdem de enerjisiyle bu karaktere can vermiş. Benim için ikinci kez izlemeye ve alkışlamaya değdi ve dileğim yine olsun yine koşarak izleyeyim.             

****

Hikayelerinden oyunculuklara, her açıdan bir şölen yaşatan Balat Festival Monologları, tıpkı daha önce olduğu gibi yeni oyunlarla Balat’a çok yakışmıştı.  Umarım yeni sezonda da, yine aynı oyunlarla bir araya gelip bu kez de başkalarını izleme ve listemizi yetiştirme telaşına gireriz. Emeği geçen herkese teşekkürlerimizle, yeni sezonda yine Balat’ta buluşmak ümidiyle… 

*** Bildiğiniz üzere, Yuvakimyon Kız Ortaokulu artık tadilata giriyor, tarihi dokusunun izleri silinecek, geçmişin havasını solumamız pek mümkün olmayacak, belki sanata ev sahipliği bile yapamayacak. Seneye nerede izleriz bilinmez ama biz yine okulun bu güzel ruhunu hissederek monologlarla Balat’tan insan manzaralarına tanık olacağımıza eminiz…                     

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku