Tolga Polat

15. yılını kutlayan Tiyatro Pera, çağdaş Amerikan tiyatrosundan Christopher Durang’in, 2013’te “Tony-En İyi Oyun” ödülünü almış olan, “Vanya, Sonya, Maşa ve Spike” adlı oyununu usta yönetmen Yücel Ertenrejisi ve Nesrin Kazankaya çevirisi ile sahneliyor… 20. İstanbul TiyatroFestivali kapsamında geçtiğimiz Mayıs ayında prömiyer yapan oyun 2016-2017 sezonununda sahnelenmeye devam ediyor…

b_s008

Christopher Durang, sıradışı ve genellikle absürd komedileriyle tanınan bir yazar… Eserlerinde genellikle çocuk tacizi, katolik dogmalar, kültür ve homoseksüellik konularını eleştirel bir biçimde ele alan Durang, gençlik yıllarından beri hayranı olduğu Çehov’u merkeze alarak yazdığı, “Vanya, Sonya, Maşa ve Spike” ile karşımıza çıkıyor… Eser, ülkemizde ilk kez Tiyatro Pera tarafından sahneleniyor…

Sahnede ve ekranda oyunculuk da yapmış olan Durang, Yale Drama Okulu’ndan dönem arkadaşı olan, Sigourney Weaver ile oynadığı müzikal komedi “Das Lusitana Songspiel”dikkatleri üzerine çeker ve geniş kitleler tarafından tanınmaya başlar… 1986’da yine dönem arkadaşı Weaver ile bir tv programı olan “Saturday Night Live” adlı Bertolt Brecht’in eserlerinin parodisinden oluşan bir televizyon program ile daha da ünlenir … Oyunları Broadway ve Off Broadway dahil ABD çapında oynanan yazar, 2012 yılında Pen/LauraPels ödülünü alır ve aynı yıl “Amerikan Tiyatrosu Onur Listesi” ne dahil edilir…

b_s007Oyuna gelince; “Vanya, Sonya, Maşa ve Spike” adlı oyununun temelinde üç kardeş var, kardeşlerden Sonya, küçük yaşta yetimhaneden alınmış üvey kardeştir, ve Vanya ile birlikte taşra yaşamının monotonluğu içerisinde birlikte yaşamaktadır… Hemen her gün kavgaları bile bir ritüele dönüşmüştür… Üçüncü kardeş Maşa ise ideallerinin peşinden gitmiş, ünlü bir film yıldızı olmuştur… Vanya ve evlatlık kardeş Sonya, hiç çalışmadan kardeşleri Maşa’ya ait bir evde ve onun finansörlüğünde hayatlarını sürdürmektedirler… Maşa genç sevgili Spike ile eve gelir… Olaylar kahin hizmetçi Kassandra ve Nina isimli komşu kızının dahil olması ile gelişir… Adlarının Çehov kahramanlarından olması, yazgılarını da belirlemiştir…

b_s009

Yönetmen Erten’in belirttiği gibi oyun kesinlikle Çehov’un bir kolajı ya da paradosi değil… Çehov figürlerinden esinlenilip yepyeni bir hikâye kuran Durang, Küreselleşme / globalizm”, “tek kutuplu dünya”, “yeni dünya düzeni” ve bu kavramların ışığında modernizmin yarattığı problemler ve iletişimsizlik sorunu üzerine odaklanıyor… Modern kavramı için artık bilim insanları ve düşünürler, bu kelimeyi daha çok “modern hayat tarzının getirdiği hastalıklar”, “modern toplum yapısının getirdiği psikolojik sorunlar” gibi cümlelerde kullanıyorlar… Modernizm ‘in bireyde meydana getirdiği kendini tanımamazlık ve bireyin var olan ortam koşulları itibariyle “modernizmin çocuğu” olduğundan; kendine güveni eksik, bitişik, benzeşik kişiliklere sahip olmasının ve hayatların internet ortamında soluk alıyor olması bir sorgulamaya bir yüzleşmeye neden oluyor…

Oyunun sahnelenmesinde Yücel Erten, pek çok yönetmenin aksine oyunu bir bulvar komedisine dönüştürmekten imtina ile kaçınarak, sade ve gerçekçi bir yorumla oyunu sahnelemeyi tercih etmiş, bu noktada ustanın başarısı hiç şüphe yok alkışı hakediyor… Oyun kişilerinin son derece abartıya müsait olduğu ve durum komedisinin parlatılabileceği bir yorum yerine, zor olanı seçerek daha  gerçekçi bir yorum ile hüzünle kahkahanın iç içe geçtiği bir yorum tercih etmiş… Bu noktada başarılı dramaturjisi için Şafak Eruyar‘ı da ayrıca kutlamak gerek…

b_s013

Şerif Erol, yaratıcı düş gücü, ritmi ve fiziksel devinimini bütünleyen gerçekçi ve kolaycılığa kaçmayan yorumu ile dikkat çekiyor… Tilbe Saran, son derece sahici… Saran; Erol ile birlikte yakaladığı uyumunu oyun gücüne ustalıkla yansıtarak özellikle jest ve mimik kullanımı ile içselliğini tüm eyleminde sürdürüyor… Nesrin Kazankaya rolüne kattığı heyecanı fazla gibi görünse de  rolünün gereğini başarıyla canlandırmakta… Başak Meşe, tebessüm ettiren ve rolünün iç aksiyonunu bir an bile bırakmadan seyirciden gelen reaksiyonları da ölçümleyerek jest, beden ve ses kullanımında gayet iyi… Doğan Akdoğan bu güçlü kadronun yanında altta kalmadan rolünün gereğini yerine getiriyor… Benim izlediğim oyunda oyuncu rahatsızlığı (Gamze İpek) nedeni ile Nina rolünde Serin Öztoprak yer alıyordu, bu güçlü kadronun içinde rolünün gereğini heyecanına yenilmeyerek rolü kurtardığı için kesinlikle kendisini kutlamak gerek… Dekor tasarımı Başak Özdoğan ‘a kostüm tasarımı Fatma Öztürk’e ait… Dekor dağınık bir sahne düzeni şeklinde tasarlanmış olmasına rağmen izleyiciyi yormuyor ve işlevsel bir biçimde kullanılıyor… Kostümler de oyunun atmosferine uygun… Işık tasarımı Zeynep Özden’e ait…

Çehov oyunları için “ben aslında komedi yazdım” notunu düşmüştü… Durang’in, zeki bir komediyi hüzünle buluşturduğu oyunu, bir anlamda aslında Çehov’a da bir yanıt oluşturmakta… Usta kadrosu ve kolaya kaçmayan rejisi ve oyunculukları ile “Vanya, Sonya, Maşa ve Spike” alkışı ve izlenmeyi hakediyor…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here