Bir dönem sona erdi… Şubat 1991’de başlayan yolculuk, Ocak 2016’da sona erdi…

Aradaki 25 yıla, yani çeyrek yüzyıla neler sığmadı ki? İlk sayının kapağını Mengü Ertel tasarlamıştı: “TİYATROCULAR ‘BARIŞA EVET’ DİYOR”, aradan çeyrek yüzyıl geçti, Dergi basılı yayımına son verdi, ilk sayının kapağını fotograflayarak kullandık son sayıda, tek spot ve yine herşeyi açıklıyor: “Tiyatrocular ‘Barışa Evet’ Diyor” Hâlâ…

Aynı bölge, aynı kirli savaş… 25 yılın yani çeyrek yüzyılın kapsamlı özeti Mayıs’ta çıkacak olan “Özel Sayı”da olacak.

Neden Mayıs’ta?
25 yılı tamamlayarak basılı yayın hayatına son vereceğimizi bir yıl önce duyurduk ve geri saymaya başladık, Son 11, Son 5, Son 2 diye.. Son sayıyla birlikte çeşitli etkinliklerle basılı yayına veda etmeyi planlıyorduk ki bu yıl İKSV tarafından düzenlenen İstanbul Tiyatro Festivali’nin 20. yılı olduğunu fark ettik, İKSV’nin Tiyatro Festivali yöneticisi, eski bir Tiyatro… Tiyatro… emekçisi Leman Yılmaz’la bu etkinliklerin Festival kapsamında gerçekleşmesi konusunda mutabık kaldık, yani Tiyatro… Tiyatro…’yu, İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında tarihe emanet edeceğiz.

“Özel Sayı”nın dışında, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde gerçekleştirmeyi planladığımız 25. yıl kutlamasının yanı sıra, 281 sayının içinden seçerek ve özel tasarımla büyüttüğümüz dergi kapakları sergisi ve bu sergide gerçekleşecek çok sayıda etkinlik yer alacak.

Kısacası, Tiyatro… Tiyatro…’ya yakışır bir veda gerçekleştireceğiz.

***

Robert (Schild), şöyle demiş: “Ön sayfalarda yer alan Nedim Saban yazımın word dosyasını bilgisayarıma kaydettiğimde, bunun dergimiz için kaleme aldığım doksan dokuzuncu eleştiri olduğunu gördüm! Hal böyle iken, “Tiyatro… Tiyatro…”muzun son basılı sayısına “yüz numaralı” bir “jübile” yazı koymayı önerdim sevgili Mustafa Demirkanlı’ya – ve işte son haftalarda gördüğüm bir, iki ve üç kişilik dört oyuna kısa değinmeler, değdirmeler ve öneriler…”

Pınarım (Erol): “Yıllar yıllar önce dergideki “ilk” röportajımı onunla (Dikmen Gürün) yapmış ve yolculuğuma “başlamıştım”. O, suyun akışını başlatan anaç bir güç benim için. Bilmiyor ki aynı zamanda kendime yeni bir aile bulmamın da gizli tanığı… Evet, buradan itiraf ediyorum ki Tiyatro… Tiyatro… Dergisi evim, Mustafa Demirkanlı babam, Gülhan Avşar Demirkanlı ise her şeyimdir.”

Gülayım (Ayyıldız Yiğitcan) son kapağı gönderirken duygularını şöyle aktarmış: “Son sayımız ekte… Tiyatro Dergisi’nin hayatımda olmasından hep mutluluk duydum, hep de duyacağım. Artık basılı sayılarımız çıkmasa bile, gelecekte basılı malzemenin pek de bir önemi olmayacak zaten. Dijital bir Tiyatro…Tiyatro… Dergisi’nin güzel günlerine hep birlikte :)”

Sevgili Sadık (Aslankara): “Yeni yılla birlikte sanal yayına geçecek olan Tiyatro Tiyatro’da yazmayı sürdüreceğim elbette, “Sadık Seyirci” yazıları devam edecek yani. Ama bu yazılar, eleştirel akla dayalı olmakla birlikte kuramsal açılımlardan, dizgesel yaklaşımlardan uzak, tek oyuna özgü, tek atımlı, kısa, doğrudan hedefe yönelik yazılar olacak…”

tiyatrodergisi.com.tr’nin Yayın Yönetmenliği’ni üstlenecek Didem Boy ise duygularını şöyle aktarmış: “Bu sohbet, basılı dergimizin son sayısının son sohbeti. Yani özel bir sayı, dolayısıyla özel bir sohbet. Sohbete ortak olan da; hem vakit hem para ayırıp oyun izleyen seyirciye müteşekkir bir oyuncu.”

Ben sadece, bu sayıda duygularını ifade eden arkadaşlarımın yazılarını aktardım, isim isim sayacağım o kadar çok dostumuz var ki, burada saymaya kalksam, sayfalar yetmez, asıl teşekkür ve vedayı Özel Sayı’ya saklıyorum.

Çok insanın emeği var bu Dergi’de, iyi ki varlardı…

Siz sevgili okurlarımız da iyi ki vardınız, iyi ki bizimle buluştunuz güç kattınız, itici gücümüz oldunuz.

İlk kez, sonraki sayıda buluşmak ümidiyle diyememenin hüznüyle binlerce teşekkür. (Tiyatro… Tiyatro… Dergisi, Sayı 281, Ocak 2016, Editör yazısı)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here