Bir Zamanlar Bir Ülke Vardı: “Ocak’ta Bahar”

Sema Elcim
1283 Görüntülenme
Bir Zamanlar Bir Ülke Vardı: “Ocak’ta Bahar”

Sırp yazar Duşan Kovaçeviç’in 1977 yılında yazıp 2013’te yeniden düzenlediği “Ocak’ta Bahar” oyunu, Bilge Emin çevirisi ve M. Nurullah Tuncer rejisiyle İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahneleniyor.

“Bir zamanlar, Yugoslavya adında büyük ve güzel bir ülke vardı…”

Ünlü Sırp yönetmen Emir Kusturica ve yazar Duşan Kovaçeviç’in, 1995’te Ocak’ta Bahar oyunundan uyarladıkları Underground filmi, Kusturica’ya Cannes’da Altın Palmiye ödülü kazandırmıştır. Filmde Yugoslavya’nın 1941 – 1992 arasındaki yılları, “savaş, soğuk savaş, savaş” olmak üzere üç bölümde anlatılırken, Ocak’ta Bahar, bu sürecin ilk dönemini oluşturmaktadır.

Kardeş Kardeşi Öldürmedikçe, Savaş Asla Yoktur!

2. Dünya Savaşı sırasında, işgalci Almanlardan kaçıp Marko ve Nataliya’nın evlerinin bodrumuna saklanan bir grup insan, yirmi yıl boyunca burada kalıp savaşın bitmesini beklerken, kendilerine özgü bir yaşam biçimi oluşturmuşlardır. Halk kahramanı “Kara” liderliğindeki  Yeraltındakiler,  koruyucuları Marko’ya olan minnet borçlarını, satılabilecek şeyler örerek ödemeye çalışırken, günden güne uzaklaştıkları gerçek yaşama, savaşın bitmesiyle bir gün dönme umutlarını hiçbir zaman kaybetmezler. Oyun, tam da bu noktada başlar. Gerçekte savaş çoktan bitip ülke başka rüzgarların etkisi altında savrulurken, her şeyden habersiz insanların aşağıdaki varlığı, yukarıdakiler için bir kazanca dönüşmüştür. 

Zagreb Radyosu’nda Lili Marlen Türküsü!

Yeraltında yaşayanların gerçek! Dünya’yla tek iletişim aracı, Nataliya’nın kardeşi Bata’nın kendileri için hazırladığı radyo yayınlarıdır. Onlar, yirmi yıl boyunca, Nazilerin Dünya’nın neredeyse tamamını defalarca işgal etmesi haberlerini, tepelerinde çalan siren sesleri eşliğinde, tavandaki hoparlörden takip etmişlerdir.

Ocak’ta Bahar, yönetmen M. Nurullah Tuncer’in “Dar Ayakkabıyla Yaşamak” ve “İntiharın Genel Provası” ndan sonra yönettiği üçüncü Duşan Kovaçeviç oyunu. 

Tuncer’in sahne ve görüntü sanatları üzerine uzmanlığı, etkileyici bir görselliğe dönüşürken,  Emir Kusturica’nın filmde Goran Bregoviç ile oynadığı müzik kartından, M. Nurullah Tuncer de fazlasıyla yararlanmış durumda.

Örgü ipleri ile arka plandaki platformun örülmesi, şişlerle  yaratılan bir çeşit yeraltı müziği, ayrıca ışık ve ses efektlerinin yerinde kullanımı, oyunun göze çarpan diğer özelliklerini oluşturuyor.

Ancak görsel yapıdaki başarı, maalesef senaryoda aksayan noktaları ve simgesel kullanımdaki anlaşılmazlığı gizlemeye yetmiyor. Oyun metni ile filmden gelen simgelerin yeterince örtüşmemesi,  filmi izlememiş  olanların sahnede anlatılanı anlamasını zorlaştırıyor. Maymun, Ölü Gelin, saat farkı gibi simgeler, ayrıca oyunun sonunda giyilen beyazlar ve yapılan kutlama, filmin anlamlı ve önemli detaylarını oluştururken, sahnede havada kalıyor.  Bu da, bu simgeleri anlaşılır şekilde kullanabilmek için, film senaryosundan da eklemeler yapılması gerektiği fikrini akla getiriyor.

Savaş, çocuklar için değildir!

Orijinal metinden farklı olarak “Kardeş kardeşi öldürmedikçe savaş asla yoktur” ve “Savaş çocuklar için değildir” önermelerinin yerli yersiz ve sık tekrarı, seyirciye verilmek istenen mesajı etkisiz hale getiriyor.

Ocak’ta Bahar, senaryoda aksayan yönlerine rağmen, başarılı oyunculukları ve etkileyici görselliği ile Şehir Tiyatroları’nın iddialı yapımları arasında gösterilebilecek bir oyun. 

Yazan: Duşan Kovacevic
Çeviren: Bilge Emin
Yöneten-Sahne Tasarımı: M. Nurullah Tuncer
Dramaturg: Hatice Yurtduru
Kostüm Tasarımı: Gamze Kuş
Koreografi: Olga Pango
Müzik: Ognen Anastasovski
Işik Tasarımı Osman Aktan
Efekt Tasarımı: Özgür Yaşar İşler
Yönetmen Yardımcıları: Pınar Demiral, Berfu Aydoğan, Aslı Menaz, Kamer Karabektaş
Süre: 90
Oyuncular: Alp Tuğhan Taş, Aslı Nimet Altaylar, Aslı Şahin, Ayşe Günyüz, Berk Samur, Buğra Can Ildırışık, Caner Çandarli, Cihat Faruk Sevindik, Çağlar Ozan Aksu, Damla Cangül Yiğit, Destan Batmaz, Elyesa Çağlar Evkaya, Gül Yıldırım, Gün Koper, Gürol Güngör, Hakan Gümüş, Hazal Uprak, Mana Alkoy, Onur Şirin, Serap Doğan, Tankut Yıldız

 

 

 

 

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku