Tolga Polat
tolga.tpolat@gmail.com
Barış, temelde insanın kendi kendiyle barışık olmasını içeren bireysel, daha sonra çevresini ve nihayet toplumu etkileyen evrensel bir ihtiyaç… Ancak 14 bin yıllık insanlık tarihine baktığımızda, ihtiyaç olma durumunun ötesine geçilememiş ve sürekli çatışma, kriz ve savaş içinde bir dünyada yaşadığımızı üzülerek görmekteyiz…  Çünkü savaş ve barışa karar veren insanoğlu,  dünyanın en karmaşık biyolojik, kimyasal ve ruhsal yapısına sahip bir canlı… Tüm bu olumsuzluklar karşısında bir yandan en büyük umudumuz herşeye rağmen yine “BARIŞ”…

Entropi Sahne, İspanyol yazar Juan Mayorga’nın, Immanuel Kant’ın aynı adlı denemesinden esinlenerek yazdığı “Ebedi Barış”ın Türkiye prömiyerini geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdi… Juan Mayorga’nın ülkemizde, sahnelenen ilk oyunu, Mayorga’nın 2006 yılında, “Fareli Köyün Kavalcısı” masalından esinlenerek yazdığı “Hamelin” 2010/2011 tiyatro sezonunda, Yeşim Özsoy’un “Yeni Metin Yeni Tiyatro” projesi kapsamında, Galata Perform tarafından, Mark Levitas’ın İspanyolca’dan yaptığı çeviri ve rejisi ile okuma tiyatrosu olarak sahnelenmişti… Juan Mayorga’nın, Türkiye’de sahnelenen bir diğer oyunu “Kaplumbağa” ise 2012/2013 tiyatro sezonunda, Ali Poyrazoğlu’nun uyarlaması ve rejisi ile Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu tarafından sahnelenmişti…

Mayorga’nın bütün oyunları temelde kişisel ve politik arasındaki çatışma üzerine kurulmuştur… Politika metaforu, örgüt içinde farklı çıkarları meydana getirmektedir… Bu metafora göre, örgüt içinde farklı ve çeşitli çıkarları olan bireyler, örgütün amaçlarını yerine getirmek için bir araya gelmiş olsalar bile, aslında her biri örgüt içinde kendi çıkarını korumaya yönelik çabalamaktadır… Bu nedenle, politika metaforu üzerinden bakıldığında, örgütler çıkar ilişkileri ile örülmüş bir ağa elbette benzetilebilir…

İşte Ebedi Barış bu metafor üzerinden hareketle felsefe ile duygular arasında mücadelenin sonucunda, temelde insanoğlunun duygular ve tutkular karşısında esir oluşuna odaklanmaktadır… Bir bakıma oyunda köpeklerin kullanılmış olmasının nedeni, insanların çoğundan daha yürekli ve niyetlerinde bu sadık canlıların daha saf olmalarıdır… Bu duygusal kontrolsüzlükle metnin asıl altını çizmek istediği ise,  duyguların ve tutkuların karşısında insanoğlunun ne kadar kontrolsüz ve politik çıkarları uğruna ne kadar acımasız olabileceğidir…

Mayorga’nın hikâyesi bilinmeyen bir yerde Terörle Mücadele ekibi için sadece bir köpeğin alınacağı ve armağan olarak ünlü beyaz tasmaya kavuşacağı, uyuşturucu verilmiş ve uyutulmuş oldukları kilitli bir odada başlamaktadır… Bu bir final turudur… Üç köpekten sadece biri seçilecektir… John-John, terörle mücadelede yetenekli, şiddeti seven kavgacı bir melezdir… Odin, sokağı iyi bilen uzun süre dışarda yaşamış akıllı ve iyi koku alan bir Rottweiler’dır…  Alman Immanuel ise farklıdır… O ne kavgacı, ne de iyi bir koku alan bir çobandır… Fakat ekibe katılmak için çok kişisel bir nedeni vardır… Köpeklere yaşlı bir Labrador olan Cassius ve İnsan Varlığı eşlik eder, peki bu amansız yarışın kazananı kim olacaktır?

Canan Şahin‘in akıcı çevirisi ve Yunus Emre Bozdoğan’ın dinamik rejisi ile izlediğimiz oyunun dekor&kostüm tasarımı Ali Cem Köroğlu’na, aksiyonu tetikleyen müzikler ise Fatih Veli Ölmez’e ait…  Projenin sanat yönetmeni ise Entropi sahnenin kurucularından Yurdaer Okur… Yönetmen Bozdoğan, gerilimi tetikleyen temponun düşmediği, matematiksel rejisi ile dikkat çekerken, uzun soluklu metnin tablolarını bütünleşik olarak seyirciye ulaştıran temiz rejisi ile alkışı hak ediyor…

Ve sahnede rollerine nefes veren oyuncular; Burak Demir Cassius performansında rolü çözümlemiş kendinden hayli emin ve yaşının üstünde olan doğal yorumu ile gayet iyi… Hırçın ve hareketli John-John yorumu ile Serdar Yeğin, bedensel performasın eylemin bütünlüğünde her oyuncu için ne kadar önemli olduğunu, başarılı performansı ile ortaya koyuyor… Odin ‘de Olgun Toker yüksek temposu ve hakimiyeti ile dikkat çekiyor… Baran Güler Immanuel ‘de içsel aksiyonu ve role uygun dingin yorumu ile son derece başarılı… Ve  yılların tecrübesi ile oyun boyunca çıktığı basamakları, rolünün her bir anına başarı ile taşıyan, anı sürdürme ve anı yaşama durumunu hiç bırakmadan sabırla sürdüren Rüçhan Çalışkur adeta duygular ile dans ederek, izlenesi bir yorum sunuyor…

Gerek sahne yorumu gerekse birbirinden başarılı performasları ile Ebedi Barış, barışa ve huzura ihtiyacımız olduğumuz bu günlerde adeta içimize umut olurken, bu sezon mutlaka görülmesi gereken oyunlar listesinde yerini hakkı ile alıyor…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here