Mustafa Demirkanlı
Mustafa Demirkanlı
“Kısa bir süre önce Erbil’in kankası Bulunmaz benim yıllar önce mahkemelik olduğumuz Sayın Karaosmanoğlu ile fotoğraflarımızı yan yana yayımlayıp, tuhaf  tuhaf yorumlarla, taciz atışına başladı: “Tiyatro… Tiyatro… Dergisi’ne verilen ilan kesilene kadar yayınımız devam edecek.”  Bayram değil seyran değil, noldu acaba? derken, Kocaeli’nin Yeni Tiyatro’ya bu yıl ilan vermediğini Nazif Uslu’dan öğrendim. Erbil, ilan alamadığından dert yanarken yıllar önceki bu meseleden bahsetmiş Nazif’e, kesin Tiyatro… Tiyatro…’ya da vermemişlerdir, demiş. Sonra, düşündüğü gibi olmadığını öğrenince yine öfkesine yenilmiş ve anlaşıldığı kadarıyla kankası Bulunmaz’ı devreye sokup, saldırtmaya başlamış, meğer “bayram”mış, Bulunmaz’ın aklına düşüvermemiş aniden, Erbil düşürmüş…

***

Bu yazı çok önce yazılmalıydı ama yazmadım/yazamadım.

Erbil Göktaş, Tiyatro… Tiyatro…’dan ilişiği kesildikten sonra (Yayın Kurulu kararıyla 3 kez “Dergi’nin adını kullanarak tiyatro insanlarına karşı ‘yazarım ha!’ diye tehditvari konuşma” diye uyarıldıktan sonra.) her platformda Tiyatro… Tiyatro…’ya saldırdın, densizliğine vererek ses çıkartmadım.

Yeni Tiyatro’yu çıkarttın, ilk sayısında doğrudan bana ve Üstün Akmen’e saldırdın.

Sesimi çıkarttım:  “Erbil, hayırlı olsun, görsel ya da başka bir şey gerekirse bir telefon kadar yakınındayım.” dedim.

Tiyatro insanlarına demediklerini bırakmayanların yakınına sokuldun, birini; Coşkun Büktel’i kapak yaptın, diğeriyle; Hilmi Bulunmaz’la sayfalar dolusu söyleşiler yayımladın. Tek nedenin, bana karşı olmalarıydı… Hatan da burada başladı zaten.  “Düşmanımın düşmanı dostumdur” dedin, oysa ben senin düşmanın değildim ki…

O yıllarda “Tiyatro Ödülleri” konseptinde ödülleri eleştirmenlerin vermesine karar vermiştik, hemen hemen herkesin karşı çıkmasına rağmen, seni de o konseptin içine dahil ettim, geldin bir ödülü takdim ettin.

Ama sen, Bulunmaz’ın “Türkiye’nin en yaygın ve saygın dergisi Yeni Tiyatro” söylemlerini sahi sandın, hoş doğru olsa da başka dergiler rencide edilmeye çalışılarak yayın yapılmaz ki? Ayıptır…

Zaman zaman, “Derginize ciddi rakip olduğumuz için” gibi anlamsız hezeyanlara kapıldın. Oysa herkesin bildiği gibi sen de biliyordun, tiyatro adına çıkan her dergi ya da yayın bir diğerini zenginleştirir, dediğimi.

Onun için, Yeni Tiyatro’yu çıkarttığında, Ankara’dan Atilla Gürçay arayıp da “Kimdir bu şahıs, sen Dergi’den ayırmıştın, ilan istiyor, senin görüşün nedir?” diye sorduğunda, hiç duraksamadan  “Destekleyin, bir derginin daha olması tiyatro için zenginliktir, bizim eksik kaldığımız alanlar tamamlanır.” dediğimin tanığı DT’den emekli oldu ama hâlâ yaşıyor.

Benzer konuşma İBBŞT için de oldu, yanılmıyorsam Muhsin Kayar’dı o dönem Basın Bürosu sorumlusu.

DT Eski Genel Müdürü ile ilan ilişkimden bahsetmişsin. Ayıp etmişsin. Yıllardır tanırım, yakın arkadaşımdır ancak bir kez bile ilan konusunda görüşmüşlüğüm yoktur, bu ilkem İstanbul ve Kocaeli Şehir Tiyatrosu Sanat Yönetmenleri için de geçerlidir, hiçbiri ile kuruşlu konuları konuşmamışımdır, konuşmam da.

Erbil, benim en zayıf olduğum alan “pazarlamacılıktır”, hiç ama hiç beceremem, gazetecilik yapmaya çalışırım.

Her sezon başı Basın Bürolarından ararlar, fiyat sorarlar, genellikle de artış miktarını kendilerinin belirlemelerini söylerim/z.

Yeni Tiyatro Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş ve yakın arkadaşı Hilmi Bulunmaz
Yeni Tiyatro Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş ve yakın arkadaşı Hilmi Bulunmaz

Neden Şimdi?
En önemlisi, Tiyatro… Tiyatro..’nun Ocak 2016’da son sayısını yayımlayarak, basılı yayına son vereceğini açıklamış olmamız, dolayısıyla senin ve yakın arkadaşlarının anlamsız ve çirkin yorumlarının önünün kesildiği için.

Ne seni ne de bir başka dergiyi rakip görmedim, sadece meslektaş gördüm, sadece gazeteci olmaya çalıştım.

Açıklayayım.
Geçen sezon başı Ankara’da Genel Müdür Mustafa Kurt’la sohbet ederken, “Bu sezon ilan verebileceğiz, bir yazı ile başvurur musun? Sahne Dergisi ile Tiyatro Gazetesi’ne de söyler misin?” dediğinde, “Yeni Tiyatro?!” dedim, “henüz karar vermedik” dedi. Benden görüş istemedi, sormadı da.

Sorsaydı. “Vermeyin” derdim.
Aynen böyle derdim, çünkü bu şahıs hesapsızca tiyatro insanlarına saldıran Bulunmaz ile kol kola, desteğini açık açık vermenin ötesinde, her konuda da işbirliği yapıyorlar. Şu fotoğrafa baksana, adam Yeni Tiyatro dergilerini, Tiyatro… Tiyatro… Dergisi’nin üstüne yığıp, sözüm ona ironi yapıyorlar. Fotografta göründüğü kadarıyla yaklaşık 25-30 Yeni Tiyatro Dergisi’nin Bulunmaz’da ne işi var? Erbil’le akıl yürütüp, sözüm ona Tiyatro… Tiyatro…’yu, çok ama çok banal bir anlayışla aşağıladıklarını düşünüyorlar, Yeni Tiyatro, Tiyatro… Tiyatro…’yu ezdi, demeye getiriyorlar. Dergiciliği, gazeteciliği bu düzeye indiren bir yayın organını ciddiye almayın, derdim. Sormadı, ben de söylemedim.

Erbil Göktaş'la arkadaşı Hilmi Bulunmaz espri yapıyorlar.
Erbil Göktaş’la arkadaşı Hilmi Bulunmaz espri yapıyorlar!

Meğer, Kocaeli İlan Vermemiş
Kısa bir süre önce Erbil’in kankası Bulunmaz benim yıllar önce mahkemelik olduğumuz Sayın Karaosmanoğlu ile fotoğraflarımızı yan yana yayımlayıp, tuhaf  tuhaf yorumlarla, taciz atışına başladı: “Tiyatro… Tiyatro… Dergisi’ne verilen ilan kesilene kadar yayınımız devam edecek.” Bayram değil seyran değil, noldu acaba? derken, Kocaeli’nin Yeni Tiyatro’ya bu yıl ilan vermediğini Nazif Uslu’dan öğrendim. Erbil, ilan alamadığından dert yanarken yıllar önceki bu meseleden bahsetmiş Nazif’e, kesin Tiyatro… Tiyatro…’ya da vermemişlerdir, demiş. Sonra, düşündüğü gibi olmadığını öğrenince yine öfkesine yenilmiş ve anlaşıldığı kadarıyla kankası Bulunmaz’ı devreye sokup, saldırtmaya başlamış, meğer “bayram”mış, Bulunmaz’ın aklına düşüvermemiş aniden, Erbil düşürmüş…

Biz, Sayın Karaosmanoğlu ile yıllar önce Ragıp Savaş’ın Genel Sanat Yönetmenliği döneminde, Ragıp’ın daveti üzerine bu konuyu konuştuk (Üstün Akmen de vardı), Sayın Karaosmanoğlu’na “yazıda topuzu biraz kaçırmış” olduğumu ifade ettim, -ki doğruydu da, eleştirinin ötesine kayıvermişim-, kendisi de dava açmadan bir araya gelip konuşmanın daha doğru olacağını ifade etti, el sıkıştık, sonra birlikte oyunu izledik.

Sonrasında davayı geri çekmiş, ne biz talep ettik ne de kendisi “şunu yaparsanız geri çekerim” dedi. Zaman zaman galalarda karşılaştığımızda da ayaküstü hal hatır sorar, medeni insanlar olarak el sıkışırız.

Tuhaf olan Erbil Göktaş’ın bu saldırılardan ne murad etmekte olduğu? Nazif Uslu’ya söylediğini Bulunmaz’a da söyleyip, Tiyatro… Tiyatro…’ya saldırtması ne kadar komik ve ne kadar naçar bir durum! Çok yazık.

Kısaca
Erbil, Sayın Başkan’a duyuracağınız bir konu yok ortada, kendisi de biz de ne yaşandığını biliyoruz, sadece komik oluyorsunuz, sen bu işlere girme. Sayın Karaosmanoğlu kankanın yayınlarından etkilenip Tiyatro… Tiyatro… ilanlarını kesin, Yeni Tiyatro’ya verin diyeceğini ummuyorsun sanırım… Düzeyi gerçekten bana da bu kadar düşürttün. Karşında ayna yok mu? Bir bak, aynadaki suretine bak, sonra arkadaşının yazılarına bir daha bak.

Sahne Dergisi’ne Neden Saldırıyorlar?
Sezon başı, Devlet Tiyatroları da ilan vermemişti Yeni Tiyatro’ya.  Kocaeli’nde olduğu gibi kankası marifetiyle Sahne Dergisi Yayın Yönetmeni ve şimdi de Genel Müdür Danışmanlığı görevini üstlenen Murat Demirbaş’a saldırı başlatılmış. Erbil’in kankası, 6 yıl önceki “küfürsüz yayıncılık” çağrısı yapılan metni Sahne Dergisi’nin sitesinde bulmuş, mahkeme kararıyla kaldırtma kararı almış. (Sulh Ceza Hakimlikleri ne götürseniz kabul ediyor, bunu bir başka yazı da dile getirmiştim.)

Eleştiri anlayışları... Ya da tehditleri...
Eleştiri anlayışları… Ya da tehditleri…

Bu kararı şöyle duyuruyor:  “DT Müdürü Nejat Birecik’in Başdanışmanı, Bulunmaz’a “HAKARET” etti!”

Hakaret yok, bildiri Murat’ın değil tüm yayıncıların ortak metni, 6 sene önce… Şimdi mi aklına geldi? Peki, neden DT ve Nejat Birecik başlıkta yer alıyor? Çok fazla ucuzlamıyor musunuz?

Sanırım, Yeni Tiyatro Dergisi Ocak ayında ilan almış DT’den, “ilanı keserseniz haa!!”  diye parmak sallıyorlar.  Aman aman Devlet Tiyatrosu ve Genel Müdürü çok korktu!.. Çok çocuksu, çok gereksiz, üstelik ayıp. Kendini gazeteci sayıyorsan, Murat Demirbaş meslektaşın sayılır.

Erbil, Dergiler silah değildir
Üzerine kalemle yazılan kağıt tomarlarıdır, o kadar. Önemli olan yazılanlardır. Kimse senin kankandan korkmayacağı gibi, senin ciddiye aldığın kadar ciddiye almaz onu. O ilişkinde, onu arkana alarak kimseyi korkutamazsın, olsa olsa kendi kaliteni düşürür, karikatürünü yayarsın ortalığa diye defalarca söyledim ama sen 4. Kuvvet meselesini çok abarttın! Tiyatro… Tiyatro… Dergisi’nden neden uzaklaştırıldığını hiç düşünmedin, algılamadın da.

İBBŞT Genel Sanat Yönetmeni’ne Neden Saldırılıyor?
Melih Anık’ın başlattığı, Erbil Göktaş’ın kankasının devem ettirdiği (Maalesef  Nedim’in de balıklama atlayarak müdahil olduğu) tam bir karalama kampanyası karşısında suskun kalmak Erbil Göktaş’a yakışmadı diyeceğim ama diyemiyorum. Melih Anık’tan bir paragrafı yorumsuz olarak aktarıyorum.

Hilmi Bulunmaz ile bir araya gelmedim. Erbil Göktaş ile görüşürken onun Bulunmaz’ı araması nedeniyle Göktaş’ın telefonundan, kısa nezaket cümleleri ile bir konuşma geçti aramızda. Çeşitli konularda  mesajlaştık.” (Melih Anık)

Erbil Göktaş'ı yakın arkadaşı H.Hilmi Bulunmaz'la muhabbeti...
Erbil Göktaş’ı yakın arkadaşı H.Hilmi Bulunmaz’la muhabbeti…

Biz; Geldik, Çeyrek Yüzyılı Tamamlayıp Gidiyoruz
Gazetecilikte daha deneyimli bir ağabeyin olarak sana şunu öneririm. İlişkilerini kontrol et, galalarda karşılaşıp, el sıkıştığın insanlara aşağıdaki fotoğrafta gülücükler saçtığınız arkadaşın hakaret edip duruyor, rahatsız oluyorsan yapma de (Hele hele yukarıda açıkladığım gibi, yönlendirme zaten) seni dinlemiyorsa ilişkine mesafe koy ki samimi olduğunu anlasın insanlar.

Sonuçta ne istersen onu yap ama kimseyi salak yerine koyma. Eleştiriyi herkes (hoşuna gitmese de) kabul eder ama hakareti asla, hele hele bu ucuz tehditlere kimse pabuç bırakmaz.

Bu yapının parçası olmaktan vazgeç artık, biz ayrılıyoruz; boşluğu doldurmaya çalış, eleştir, kavga et, yanlış yap, özür dile, gerekirse yargılan, ceza al, yazıların yayından kaldırtılsın, dergin toplatılsın. Bunların hepsi, gazeteciliğin doğasında var…

Sana anlatmaya çalıştığım açık ol, samimi ol, kapalı kapılar ardında küçük hesaplar yapma, gazeteciliğin onurunu ayaklar altına alma, aldırtma.

erbil_bulunmaz5

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here