Bodrum’da tatil yaparken, bir araya gelelim sohbet edelim dedik. Sohbet tarihinden 36 saat önce o korkunç geceyi yaşadık. Ne olduğunu tam anlayamadan geçen saatlerin ardından, konuşma ihtiyacımıza yenik düşüp sohbetimizi ertelememe kararı aldık. Tiyatro konuşuruz diye düşünsek de, gündeme dair cümlelerimiz de eklendi. Sıcağa, kulakları sağır eden ağustos böceklerine ve “kalkışma” gecesine rağmen, tiyatroyu es geçmedik. Çiçek Dilligil – Bora Öztoprak çiftini takdimimdir. İyi okumalar, her anlamda serin yazlar diliyorum.

IMG_4857

Her şeyden önce şunu sorarak başlamak istiyorum; 15 Temmuz’da olanlara “tiyatro” deniyor ya. Aslında ne zaman absürd bir şey olsa “tiyatro yapıyorlar” deniyor özellikle siyasi söylemde. Nasıl değerlendiriyorsunuz
Çiçek Dilligil:
Nefret ediyorum. Oldum olası çok kızıyorum. Bizim senelerce okuduğumuz mesleğimize hakaret. Üstelik hep olumsuz bir söylemde kullanılıyor. Başka bir şey bulsunlar ama benim mesleğimi böyle bir yerde onursuzca ağza almasınlar. Dile pelesenk oldu, sokakta bile kullanılıyor. Bu durumda ben mesleğimi yaptığım zaman yanlış, kötü bir şey yapıyorum, öyle mi? Ayıp.
Bora Öztoprak: Mesleki hassasiyet başka bir şey bu size ait bir bakış açısı ama beni de çok rahatsız eden bir söylem. Bir tiyatro seyircisi, severi olarak bana şu açıdan da anlamsız geliyor; bizi yönetenlerin bizden daha vizyoner olması gerektiği bir Türkiye hayal ediyorum ben. Dolayısıyla tiyatroyu ve sanatı bu kadar değersizleştirmenin, sanatın doğasına aykırı olduğunu düşünüyorum. Bunu sosyal demokratım diyen partiler de yapıyor. CHP oy vaadi olarak esnafa, “artık telif ücreti vermeyeceksiniz” dedi mesela. Bana sormadan benim hakkımı elimden almayı vaat etti. O partilerin yönettiği belediyelerin bünyesindeki tiyatroların halini de görüyoruz. Bu ülkede sanat artık böyle bir yerde.

IMG_4857

2 gece evvel korkunç bir savaş hali yaşadık. Hemen ertesi geceden başlayarak da bir bayram coşkusu… İki farklı sanat dallarının mensubu olarak sizdeki karşılığını merak ediyorum.
Çiçek: Öncelikle bir anne olarak yaşadığımı belirtmeliyim. Ardahan o gün İstanbul’a gitmişti ve Beyoğlu’nda oyun izliyordu. Telefonu kapalıydı ulaşamadım, köprü geçmesi gerekiyordu köprü kapalıydı. F16’lar havada uçuyor falan… Uzakta olmak ayrıca fena zaten. Birey olarak ise, ben hiçbir şey algılayamıyorum. Çok haber kirliliği var. Ne doğru ne yanlış anlamamız zaman alacak. Sanatçı olarak hissiyatım, kaybımın daha fazla olduğu. Bir anlayış değişikliği var. Elmalar armutlar karışmış durumda ve nereye gittiğimizi bilmiyoruz. İnsan bilmediği şeyden korkarmış, ben de korkuyorum. Umarım her şey iyi olur. Ben “ötekileştirmek” kavramını hayatımdan yok etmeye çalışıyorum o yüzden de uçarlara gitmemeye çalışıyorum ama böylesine ağır kayıpların yaşandığı, meclisin bombalandığı bir gecenin ardından ne gerekçeyle olursa olsun kutlama yapılmasını da anlayamıyorum. 50 yıl geriye gitmekten döndük, planlanan şey gerçekleşseydi 50 yıl geri giderdik. Darbeye her şart altında, kesinlikle karşıyım. Sokağa çıkıp ülkeye sahip çıkmaya evet ama kutlama kısmı için erkendi.
Bora: Çok korkunç bir geceydi. Tüm Türkiye’ye geçmiş olsun. Bir sanatçı gözüyle, işin içine silahın girmesini hiç bir gerekçeyle algılamam mümkün değil. İnsan her yerde insandır. Silahla bir insanın canına kast etmeyi, bir sanatçı olarak anlayamıyorum. En kötü sivil yönetim, en iyi darbeden iyidir. İyi darbe diye de bir şey yoktur üstelik. Demokrasiden yana bir sürü sıkıntımız olduğu aşikar ama bu sıkıntılarımızı da yine demokratik yollarla çözeceğiz. Halk sokağa çıktı. Ona da laf edildi sosyal medyada. İktidar yanlıları sokağa çıktı, güçlendiler, bizi yiyecekler ne demek. Bugün hükümetine sahip çıkmak için sokağa çıkanlarla 3 yıl önce Gezi için sokağa çıkanların birbirini sevmekten başka çaresi yok. Bu saatten sonra, bu musibetten bir fayda elde edeceksek, bu, birbirimizi sevmek olsun.

IMG_4842

Bunların ışığında giden bir Türkiye var bir süredir. Kısa aralıklarla yas tutmayı gerektiren şeyler yaşıyoruz. Yine de hayat devam ediyor elbette. Fakat, terzi atölyesini açıp dikiş dikmeye, manav karpuz satmaya devam ederken, sanatçıların işlerine devam etmeleri hep olumsuz eleştiri alıyor. Ne diyorsunuz?Çiçek: Ben bu noktada arada kalanlardanım açıkçası. Kocam bu işi yaparken üstelik. Şenlik havasının devam etmesine gerek yok. 1 gün ara verebiliriz şarkı söylemeye. Fırıncının ekmek yapması kadar, şarkıcının şarkı söylemesi gerektiğine inanmıyorum. Özel zamanlar, kritik günler için konuşuyorum sadece. Başka bir boyutuyla bakarsak da, sanat onarır. Kim nasıl kendini onarıyorsa öyle yaşasın, kimseye bir şey diretmeyelim. O yüzden kilit vurmak da ne derece doğru, tartışılır.
Bora: Başkası adına karar veriliyor. Buna hakları yok. Geçen yaz Suruç olayı ertesi sahnem vardı, ben gözü kapalı iptal ettim. Ama bunu gözü kapalı iptal ederken, Türkiye’de her gün Suruç benzeri kayıplar yaşanıyor. Doğuda ölen erin suçu ne? Onun için de yas tutmalıyım ben. Ama siz biraz romantik taraftan baktınız, ben daha kapitalist yönden bakayım; benim bir gece sahne aldığım yerde basçısından barmenine minimum 20 adam ekmek yiyor. Aileleriyle ortalama 60 kişi eder bu. Ben o gece sahneye çıkmadım yas tuttum, ertesi gece yas tuttum sahneye çıkmadım benim orkestram o ay kirasını ödeyemez.
Çiçek: Bu arada hep eğlence sektörü için konuşuyorum ben. Tiyatro ayrı, bar programı ayrı. Çok kızıyorum dediğim şey bar programı. Tiyatro için böyle düşünmüyorum. Gerçi oyuncu olarak zaman zaman canımızın acıdığı zamanlarda bile sahneye çıkmaya mecburuz ki o kadar da mecbur olmamalıyız. Ben bu noktada Haluk Bilginer gibi düşünüyorum. Annemi gömüp sahneye çıkmak zorunda olmamalıyım arkadaş. Bu bir seçimdir. Ama özellikle tiyatronun sadece bir eğlence aracı gibi gösterilip perdelerin yas nedeniyle kapatılması çok yanlış.
Bora: Sinema da bir eğlence aracı, o zaman yas dönemlerinde sinemaları da kapatalım. Sanatın eğlenceden ayrı bir yönü var. Bar performansının da böyle bir yönü var. İçkili bir yer olduğu için işin içine eller havaya algısı girebilir ama özünde müzik bir sanattır ve sen sanatı kategorize edemezsin. Bizim batıdan farkımız bu. Biz iptal ediyoruz, batılı sanatla edebiyatla rehabilite oluyor.

IMG_4844

Hadi mevzuyu dağıtıyorum biraz. Senin gibi gedikli bir jüri üyesini bulmuşken tiyatro ödülleri konuşalım istiyorum.
Çiçek: Bir şeyi ödüllendirmek çok hoş. Ez cümle birileri bir oyun yapıyor biz de gidip izliyoruz. Bu kadar. Afife jürisinde 33 kişi var, başka jüride başka sayıda insan var. Onların kendi beğenileriyle seçtikleri, 27 Mart dışında tiyatronun bir gün daha konuşulduğu, meslektaşların bir araya geldiği, birbirlerini alkışladıkları bir mesele bu ödüller. Ucunda para pul yok. Ha ödül alan, aday olan oyunlar daha çok görünür hale geliyor, oyuncuların iş alanı artıyor, bilet satışı artıyor. Bu kadar. Fazla büyütülecek bir durum yok. Sistemi güzel kuran bir kurumdayım, Yapı Kredi 20 yıldır Afife’yi destekliyor. Jüriyi iyi koordine edebilen, önceliğini hep tiyatroya vererek yola devam eden bir kurum. Eleştirmek değil elini taşın altına koymak bizim yaptığımız.

Senin için, ailenden ve soyadından ötürü ayrıca zor olmalı.
Tabii ki. Yaşım gereği birçok insanın çocuğu, birçok insanın arkadaşı, bir ok insanın da hocasıyım. Bu çevrenin içine doğduğum ve hep aktif olduğum için çok insanın darılabileceği bir noktadayım.

IMG_4843

Oldu mu peki?
Olmaz mı… 33 kişide birsin, tek oy hakkın var ama sanki o ödülü sen tek başına veriyormuşsun gibi davrananlar oldu. Ama çok normal, bana nazları daha çok geçiyor. Bu vesileyle insanların iç yüzlerini görüyorsun. Niye seninle arkadaşlar, niye arkadaş değiller anlıyorsun. Ben bu süreçte o kadar güzel insanlar tanıdım ki. Tek derdi tiyatro olan ve sadece tiyatro yapmak için canını ortaya koyan insanlar.  Jüri olunca çok daha fazla oyun seyretmek durumunda kaldım ve bir hoca olarak bu bana çok yaradı.

Sosyal öğrenmeyi bilen biriysen tabii.
Çiçek: Tabii. Ben her izlediğim oyundan bir şeyler öğreniyorum. İyiden de kötüden de. İyi ki varlar. Ha bu arada, herkes ödül jürisi olmasa da olur. Ödül vermenin de bir ehliyeti olması lazım galiba. Bazen biraz fazla “iyi niyet ödülleri” oluyor. Göreceli bir iş yapıyoruz, bu kesin ama mutlak “olmamış”ta buluşmamız gerekirken bazı oyunlar ödüllendirildiğinde aslında ödül alana iyilik olmuyor. Bir de başlı başına bir iş bu jürilik. Ciddi mesai. Bu sezon 200 küsur oyun perde açtı. Ben 105 oyun izledim. Hadi yapalım gitsin demekle olmaz.
Bora: Çok ciddi mesai harcıyor Çiçek. Bu izlediği 100 küsur oyunun, ben bazı yıllar 30’una bazı yıllar 40’ına eşlik ediyorum. Ben de izliyorum.

Birlikte yaptığınız oyunlar da var.
Bora: Çok keyifli oluyor. Müjdat Gezen Sanat Merkezi bünyesindeki Actor Stüdyo’dayız ikimiz de. Orada hep müzikli oyun konuyor. Çok iyi işler yapılıyor, şan hocaları çocukları eğitiyor vs ama müziğin sahneye konması aşamasında Çiçek hep sıkıntı yaşıyordu. Son 3-4 yıldır ben girdim devreye. Bununla kalmasın, derslere de girelim dedik ve işte 2 dönemdir çocuklara vokal koçluğu yapıyorum MSM’de.
Çiçek: Birbirimizin dilinden çok iyi anlıyoruz Bora ile. Bu kadar yıldır ne istediğimi çok iyi bilir. Yıllardır çok düzenli oyun izleyen de biri. Ben ona sonsuz güveniyorum. Şarkı söyleyen oyuncu için cast değiştiriyorum.
Bora: Cast’ı birlikte yapıyoruz çünkü oyunculuk anlamında isteneni en iyi veren şarkıcılıkta beklentiyi hiç karşılamıyor bazen. Çiçek oyuncudan ben şarkıdan vaz geçemiyorum, hadi bir orta yol buluyoruz.
Çiçek: Evde de birlikte vakit geçirdiğimiz için evde de sorun çözüyoruz. Pratiğimiz çok artıyor. Önümüzdeki sezon ne koyacağımı kafamda oluşturdum mesela. Daha çocuklara gitmeden biz aramızda konuşup kilit noktaları belirliyoruz.

Kapak

Yeni sezonda neler var?
Çiçek: Yeni sezon yeni oyunlar. Bora ile bir tv programı değerlendiriyoruz. Şuan önümüzü çok göremiyoruz gerçi ama bakalım görüşüyoruz. Olmadı galiba ben bir kuşak programı yapacağım. Bora ile ya da yalnız bir tv programı durumum olacak gibi. Afife devam zaten. Okullar devam. Bunların dışında en heyecan verici şey, 15 sene sonra tiyatro sahnesine çıkacağım. Yıllardır konuştuğumuz bir şeydi Emre Kınay ile, Duru Tiyatro çatısı altında. Yeni, çağdaş bir polisiye komedi oyunu. Mehmet Birkiye yönetiyor. Ben, Emre, Levent Tülek, Pelinsu Pir kesin kadro. 3 oyuncu daha şekillenecek. Provalar başlayacak, ekim sonu prömiyer diye düşünüyoruz. Çok heyecan verici benim için; hem oyun, hem ekip, hem Mehmet ile çalışmak. Mehmet son 10 yılın en beğendiğim yönetmenlerinden biridir.

Sende tiyatro ilintili-ilintisiz neler var yeni sezonda?
Bora: Ben tiyatro ilintisizim bu sene. MSM dışında tiyatro yok. Yaz dönemi haftada iki gece Bodrum’da Veli Bar’da sahne alıyorum. Kuşadası Hayal Kahvesi’nde, Bodrum içinde farklı yerlerde farklı performanslar var. Kış döneminde yeni bir mekânımız oluyor inşallah. Kendi işletmemiz olacak, Bağdat Caddesi’nde.

Harika. Siz karı-koca bu sene görüşebilecek misiniz acaba? Gündüz tv, okul, aksam oyunlar, kendi mekânınız…
Çiçek: Bakalım, o biraz zorlayacak gibi ama olsun.
Bora: Çiçek için alışkın olduğu bir şey aslında. Pratiği var. Gündüz kuşağı yapıp akşam oyuna gidip hem kocasıyla oğluyla hem sosyal çevresiyle olan aktivitelere yetişebilen bir Çiçek var. Ama benimle bir ortak projesi olursa Çiçek’in hayatı daha zor olur çünkü ben o kadar çok yere yetişemeyebilirim.

Başka eklemek istediğiniz bir şey yoksa, denize girmeyi öneriyorum.
Çiçek: Kabul
Bora: Kabul

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here