2 Şubat 2010 tarihinde, Vakit gazetesinde, “ahlaksız oyundan tahrik dolu messajlar” başlıklı haber, derneğimiz tarafından hayretle karşılanmıştır. Özen Yula’nın yazdığı “Yala Ama Yutma” oyunu üzerinden, hem de oyunu görmeden, kopartılmaya çalışılan bu gürültüyü anlamak mümkün değildir. Bir tiyatro oyunu üzerinden sanata yapılan bu saldırı, ancak ortaçağ karanlığında rastlanabilecek niteliktedir. Özgürlükle ve bilimle karakterize edilebilecek olan çağımızda asla kabul edilemez.
Sanat, dinin, ahlakın ya da politikanın hizmetinde değil, gerçeğin ve estetiğin hizmetindedir. Bir tiyatro oyunu, ancak gerçeğin ve estetiğin ölçütleriyle eleştirilebilir. Bunu yapacak olanlar da, eleştiri disiplini içinde yetişmiş olan, sağlam bir yöntemi bulunan gerçek eleştirmenlerdir, kendilerini eleştirmen ya da tiyatro yönetmeni ilan ederek, yasaklayıcı bir zihniyetle fetva verenler değil.
Üç bin yılı aşan tiyatro edebiyatı içinde, melekleri konu alan, kurgusunu melekler üzerinden yapan çok sayıda oyun bulunmaktadır. Dini eleştiri de dahil olmak üzere, birçok eleştiriyi içeren bu oyunların çoğu klasikleşmiştir. Söz konusu oyunlar, ülkemizde de yayımlanmakta, oynanmakta, tiyatro okullarımızda ders konusu olarak incelenmektedir. Strindberg’in “Rüya Oyunu”, Maeterlinck’in “Pelléas ve Mélisande”ı, Dürrenmatt’ın “Babil’e Bir Melek İniyor”u bunlardan sadece birkaçıdır. Ülkemizde de birçok sinemada gösterimi yapılan , Lars Von Trier’in şaheser filmi Dogville de benzer bir durumu konu etmektedir. Sözkonusu oyunu engellemeye kalkışan, sözde tiyatro insanları, gerçekten tiyatro insanı olsalardı, bunların farkında olur ve sanatı engelleme, yasaklama yönünde ileri geri konuşmazlardı.
Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği olarak, sanatın önüne konabilecek her türlü engelin, üzerindeki olası her türlü baskının karşısındayız. Her oyun, özgürlük ortamında sahnelenmeli, seyircisiyle buluşabilmeli, iyiliğine-kötülüğüne seyirciler ve uzman eleştirmenler, o oyunu seyredip değerlendirerek karar vermelidir. Ama varılacak olan karar, asla bir oyunu yasaklama vb. olmamalıdır.
Yetkin sanat yapıtları, ancak demokratik ve özgür ortamlarda yeşerebilir. Sanatçılar olarak, toplum olarak, daha geniş bir özgürlük ortamına ihtiyacımız var. Yasakları, engellemeleri artık geride bırakmalıyız. Bunlarla daha fazla vakit ve enerji yitirmemiliyiz.
OYÇED (OYUN YAZARLARI VE ÇEVİRMENLERİ DERNEĞİ YÖNETİM KURULU)