Bilindiği üzere ”Bakanlar Kurulu’nun” 703 sayılı son KHK’sı ile Devlet Tiyatrosu ve Opera Balesinin “Kuruluş Yasalarındaki” bazı maddeler kaldırılarak tüzel kişilikleri yok edilmiştir. Kamu Tüzel Kişiliği, en basit anlamıyla, Devletin içinde olan, ancak hak ve fiil ehliyetine sahip, kendine has karar ve yönetim organları olan, yine kendine has bütçesi, mal varlığı ve uzman personeli olan kurumlara verilen addır. Peki, Tüzel tüzel kişilik ortadan kalkınca söz konusu kurumların işleyişi ne hale gelecektir?
Şöyle ki; ilk etapta 5441 Sayılı “Devlet Tiyatrosu Kuruluşu Hakkında Kanun” adı değiştirilerek “Devlet Tiyatrosu Personel Kanunu” adını alıyor. Yani kurumun kuruluşu hakkında bir kanun artık yok fakat personeli için kanunu var. Bu ne demek? Kurum yok ama personeli var!

Kaldırılan on dört madde içinde yer alan, aşağıdaki dört madde Kurumun kısmi de olsa özgür ve özerk yapısını tamamen ortadan kaldırıyor: Oysa kabul edersiniz ki sanatın özgürce yapılabilmesi için olmazsa olmaz ilk iki şey özgürlük ve özerkliktir. Kaldırılan maddelere kısaca göz atacak olursak, bakın neler kaldırılmış:
MADDE 1. Ankara’da Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı tüzel kişiliği haiz “Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü” kurulmuştur. Devlet Tiyatroları bir Genel Müdür tarafından yönetilir. (Yani artık bir Genel Müdürlük yoktur, dolayısıyla Genel Müdür de yoktur.) Madde devam ediyor ama Genel Müdürlük olmayınca pek de anlamlı değil artık: (…) Genel Müdürlük mali ve idari imkânların müsaadesi içinde Ankara’da ve memleketin lüzum göreceği yerlerinde tiyatrolar kurabilir, mevcutları birleştirir ve bunları kaldırabilir.(…) (Bunlar da tamamen ortadan kalkmış oluyor.)

MADDE 2. Devlet Tiyatrolarında oynanacak eserler edebi kurul tarafından seçilir. (…) (Fazla söze gerek yok, artık edebi kurul filan da yok.)

MADDE 3. A) Devlet Tiyatrolarının sanat, teknik ve bu kanunda gösterilen işlerine bakmak üzere Edebi Kurul Başkanı, başrejisör, sanat teknik müdürü ve bir sanatkârdan mürekkep “Sanat ve Yönetim Kurulu vardır. (…)

Devlet Tiyatrolarının disiplin işlerine bakmak üzere başrejisör, hukuk müşaviri, özlük işleri müdürü, Devlet Tiyatrosu personelinin kendi aralarından gizli oyla seçeceği bir sanatkârdan mürekkep “Disiplin Kurulu” vardır. (…) (Bu kurullar da artık yok)
Ayrıca Genel Müdürün niteliklerini atanma şeklini düzenleyen 4. Madde de yürürlükten kaldırılmıştır. Tüzel kişiliği ortadan kaldıran bu maddelerin sonuncusu ise;

MADDE 15: Devlet Tiyatrosunun bütçesi her yıl Maliye ve Gümrük Bakanlığının olumlu görüşü üzerine Yönetim Kurulunca hazırlanır, Kültür Bakanlığınca tasdik edilir. (Yönetim Kurulu kalktığı için…)
Görüldüğü gibi her iki büyük sanat kurumunun da Sanat Yönetim, Disiplin ve Edebi kurulları ve hatta Genel müdürleri tarihe karışmıştır. Özel bütçesini artık kendi Yönetim Kurulu hazırlamayacaktır. 5441 sayılı yasanın demokratik maddelerinin lağvedilmesi bu kurumların özerkliğini kaybettirmiştir.

Tüm gelişmiş ülkelerde bu tür ”iyileştirme, yenileme” çalışmaları yapılırken alandaki meslek örgütlerinden, kurumdaki işlerinde uzmanlaşmış personelden görüş alınırken, bizim yasalarımız için meslek ehillerinden görüş istenmediği gibi bilgi de verilmemiştir. Ne kamuoyu, ne de söz konusu kurumların çalışanları konu hakkında bilgi sahibi değildir. Varoluş amacı ortadan kalkmış, yaşam organları işlerliğini yitirmiş, eli kolu bağlanmış, adeta iğdiş edilmiş bu kurumlar sizce yaşamakta mıdır yoksa ”yenileme ya da iyileştirme” adı altında içi boşaltılarak yaşamaya mahkûm mu edilecektir?

Cumhuriyetimizin son en önemli kurumları hakkında yorumu kamuoyu vicdanına arz ederiz.

DETİS YÖNETİM KURULU
Devlet Tiyatroları Sanatçıları Derneği (DETİS)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here