Kültür ve sanat alanında gitgide adından daha çok söz ettiren kentimiz, 21-27 Mayıs 2016 tarihlerinde yapılan Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Şenliği’nin on birincisini kutladı. Bu yıl şenliğe, Türkiye’nin dışında Belçika Small Delight Company “Seaside”, Bulgaristan Trio Company, “Here There And Everywhere”, Fransa Gai Tympan Kumpanyası “Bir Parça Doğa”, İtalya Luigi Ciotta “Bavul Dolusu”, İsviçre Kunos Circus Theatre, “Le Cabinet Fantastique du Prof. Vakarmov” İngiltere String Theatre “Insect Circus” ve Letonya Stars’Well Dans Theatre Company, “About Shadows” adlı oyunlarıyla katıldı.

11. festival (4)

Bu ülkelerin dilleri, dinleri, ırkları ayrı! Tabi ki gösterileri de… Ama hepsinin ortak bir yanı var! Bizleri alıp başka dünyalara götürmeleri! Kimi doğa yaşamına, kimi hayvanlar diyarına, kimi kuklalar dünyasına, kimi de sesler evrenine…

Ayrıca Ankara Devlet Tiyatrosu, “Horoz Adam ve Korsan”, Erzurum Devlet Tiyatrosu “Karagözün Rüyası”, İstanbul Şehir Tiyatroları “Cimri”, Eskişehir Şehir Tiyatroları “Peter ve Kurt”, “Kırmızı Balon”, “Parçacık”,  “Yedi Köyün Yargıcı” ve “Leonce ile Lena” adlı oyunlarıyla festivale renk kattılar.

Seyredebildiğim kadarıyla, yerli ve yabancı konuklar birbirinden çok farlı ve çok güzel oyunlar sergilediler. Konuların büyük bölümü insan, hayvan ve doğa sevgisi üzerine kurulmuştu. Gösterilerin yanı sıra, çeşitli atölyeler de düzenlenerek çocuklara eğitim verildi. Bunlardan biri, Sibel Arıcan yönetiminde “Kısa Oyun Yazma Atölyesi”, diğeri Ali Eyidoğan’ın “Oyun ve Müzik Atölyesi”, bir başkası da Suna Turgut’un “Yeni Komşunun Bahçesindeki Mevsimler” atölyesiydi.

11. festival (3)

Festival, ilk gün saat 13:30’da Haller Gençlik Merkezi önünden başlayıp şehir merkezine kadar devam eden gösterişli bir yürüyüşle başladı. Bir hafta süresince, Şehir Tiyatroları’nın sahneleriyle açık alanlarda, tiyatro oyunları yanında, dans gösterileri, müzik dinletileri ve düzenlenen çeşitli atölyelerle Eskişehirliler hoşça vakit geçirdi ve festival 27 Mayıs Pazar günü son buldu.

Şimdi de zaman bulup seyredebildiğim gösterilerden bazılarına daha yakından bakalım:

italya luigi

İtalya: Bavul Dolusu
Bavul Dolusu, İtalya’dan Luigi Ciotta Tiyatrosu’ndan Luigi Ciotta’nın yazıp yönettiği, aynı zamanda canlandırdığı bir oyun. Yıl 1930’lar ve yer bir otel odası. Oyunun adından da anlaşılacağı gibi sahnede birçok bavul bulunmakta. Palyaço kılığında bir yolcu ve bir süre sonra çocukların oyuna katılmasıyla birlikte, gerçeğe dönüşecek olan hayali konuklar sahnede. Yolcunun iletişim araçları ise, jestler, mimikler ile arada bir kullandığı zil. Bir de müziği değiştirmek için kullandığı, bazen çalışıp bazen tutukluk yapan uzaktan kumanda. Gerektiğinde de “No!” demesi. Bunun dışında hiçbir dilsel öğe kullanılmıyor!

Oyuncu, başlangıçta beş adet olan irili ufaklı bavuldan tıpkı birbirinin içinden çıkan Rus bebekleri gibi tam on bir tane daha çıkararak toplam on altı sayısına ulaşıyor. Onları üst üste veya yan yana koyarak çeşitli şekiller oluşturuyor. Böylece, bir taraftan can sıkıntısından kurtulmanın yollarını ararken, diğer taraftan da çocukların hayal gücünü geliştirmeye katkıda bulunuyor.

Toplam 35 dakika süren Bavul Dolusu dört yaş üstü çocuklara yönelik. Ama miniklere eşlik eden büyükleri de sıkmıyor, hatta eğlendiriyor.

Türkiye: Peter ve Kurt
Sergei Profofiev’in bestelediği Peter ve Kurt masalı, Eskişehir Şehir Tiyatroları tarafından, Senfoni Orkestrası eşliğinde sunuluyor. Gösteride flüt, obua, klarnet, fagot, korno, keman, timbali olmak üzere tam yedi müzik aleti kullanılmakta. Perdeye yansıtılan gösteride duyduğumuz her ses, ayrı bir çalgı aleti tarafından temsil edilmekte. Uyarlayan ve sunan tiyatro sanatçısı ise Şehir Tiyatroları’nın başarılı sanatçılarından Devrim Özder Akın.

Konusuna kısaca değinecek olursak; ormanda aksakallı dedesiyle yaşayan küçük Peter, avcılar tarafından yaralanmış bir kuş görür. Adeta yüreği parçalanan Peter, birlikte yaşadığı dedesinden izin almaya gerek görmeden kapının kilidini açarak yardıma koşar. Ancak kuş, kurt tarafından bir anda yutulunca, bu kez yakındaki ördeği kurtarma çabasına girer. Bu arada avcılar da kurdun peşindedir. Bu defa da, Peter kurdu kurtarma yolları arar. Belli ki, Sergei Prokofiev insana hayvan sevgisini aşılamakta geç kalmamaları için çocukları seçmiş. İyi de etmiş! Bilindiği gibi çocuklar küçükken öğrendiklerinin izlerini ömür boyu unutmaz!

fransa

Fransa: Bir Parça Doğa
Tek kişilik bir oyun olan Bir Parça Doğa’da Lola, kent yaşamında araba gürültülerinden ve egzoz kokusundan bıkmış, yeşilliğe hasret! Yeşilliği şehirde bulamayacağından, üstünde dip dibe yüksek bina resimlerinin olduğu valizini ve Kızılderililerinkine benzer çadırını alarak, korna sesleri ve vızır vızır geçen arabaların arasından karşıya geçerek önce otobüs, sonra trene biner ve sonra da otostop çekerek bir göl kıyısına varır. Tek başına olsa da, sıkılmaz çünkü her türden kuş cıvıltısı ve irili ufaklı böcek, sinek ve hayvan sesleri arasında, hele de su kenarında bulunması onu son derecece mutlu eder. Sahnede görünmeyen ama silah sesleri işitilen avcıları, yaptığı danslarla yumruklar ve görünmeyen oklar atarak kovalar. Sonra, kendisini selamlayarak kayan yıldızlar eşliğinde ve mis gibi kokan çimenler arasında huzurlu bir geçe geçirir. Tekrar şehre dönmek zorunda olsa da Bir Parça Doğa Lola’yı mutlu etmeye yetmiştir.

ingiltere

İngiltere: Böcekler Sirki
Böcekler Sirki, aslında bir oyun değil, böcek ve hayvanlardan oluşan bir kukla gösterisi. İki yaş üstü çocuklara yönelik olan bu gösteride bir tek konuşma yok! Hayvanlar âleminden ise içlerinde ne yok ki! Uğurböcekleri, çekirgeler, eşek arıları, yusufçuklar ve havada uçuşan çeşitli kuşlar… Bisikletle gezinen bir çocuk bile var ve o da bir kukla! Çocukların, böcek ve diğer hayvanların büyülü dünyasını keşfetmesi için büyük bir fırsat!

isvicre

İsviçre: Profesör Vakarmov’un Sihirli Odası
Adından da anlaşıldığı gibi 5-14 yaşlarındaki çocuklara yönelik bu oyun, sıradışı araştırmacı bir profesör olan Vakarmov, en az kendisi kadar, hatta biraz daha sıradışı ve sakar asistanı Alberto ile yine sıradışı bir odada sesler üzerine çalışmakta. Oda, alışılmış müzik aletleri yanında, normal hayatta göremeyeceğimiz birçok garip araç gereç dolu ve hepsi de müzik yapmak üzere tasarlanmış. Örneğin, birkaç tencere tava ve bir pingpong topuyla ya da bildiğimiz ve bindiğimiz bisikletin dinamo gücünden yararlanıp ses üretmek kimin aklına gelir?

Gerek giyimleri, gerek davranışları gerekse bize garip gelen halleri şaşırtıcı olsa da, sıradan olana meydan okumak az şey mi? İşte bu iki kahramanın yapmaya çalıştıkları bu! Belki onlar amaçlarına erişemeyecekler ama bir yol açmış olmayacaklar mı? Amaç, çocukların hayal gücünü geliştirmek ve yeni ufuklar açmak!

bulgaristan

Bulgaristan: Ordan Burdan
Hristina Arsenova’nın yazıp iki genç sanatçı Alexandra Eneva ve Ivaylo Enev’in canlandırdığı Ordan Burdan adlı bu oyun, başlıktan da anlaşılacağı üzere bir nevi çeşitleme. İçinde ne yok ki! Müzik eşliğinde, önce kadın-erkek tanışması, sonra atışmaları ve nişanlanmalarından tutun da çeşitli danslar ve yerel kıyafetli sayısız kukla gösterileri! Bir ara göbek dansı bile yapılıyor, hem de bu dansın gerektirdiği kostümlerle. Her ne kadar müzik ve danslar, çocukların ilgisini çekip coşturuyorsa da, doğal olarak en çok ilgiyi göbek dansı çekiyor.

Müziğin, kıyafetlerin, dansların ve renklerin dünyasına büyüleyici bir yolculuk sunan bu gösteri, yaklaşık kırk dakika sürüyor.

belcika

Belçika: Deniz Kenarı
Şehir yaşamında, işi başından aşkın, zamana karşı yarıştığı masa üstündeki ikide bir çalan saatten anlaşılan kahraman, bir gün çay demlerken cam çaydanlığın içinde küçük bir balık görür. Balığın demlikte sıkışıp kaldığına üzülen kahramanımız, onu geldiği denize kavuşturmak için uzun bir yolculuğa çıkar arabasıyla. Önce Avusturalya’ya, daha sonra da Havai’ye gidecektir. Denize varmasına varır ama denizin kirlendiğini görünce, çok üzülür ve balığı yaşatmak için kendi hazırladığı, şemsiyeden oluşun bir su birikintisine bırakmak zorunda kalır.

Değerlendirme
Bu yılki Çocuk ve Gençlik Festivali de büyük bir coşkuyla kutlandı. Yine her yaştan cıvıl cıvıl çocuklar öğretmenleri eşliğinde, ellerinde festival bayrakları ve tişörtleriyle salonları ve açık alanları doldurdu. Ayrıca bu yıl zaman zaman gelen soğuk ve yağan yağmur da misafirlerimiz arasındaydı. Bu nedenle, gösteriler aksamaması için açık havadakiler kapalı alanlara alındı.

Bu festivalde de oyunların büyük çoğunluğunu, çocukların hayal kurması üzerine yoğunlaşması dikkat çekti. Bizler küçükken hayal kurduğumuzda, büyüklerimiz hemen tepki gösterir, hatta kızardı. Oysa hayal olmasaydı, etrafımızda gördüğümüz, hayatımızı kolaylaştıran cihazlar, araç ve gereçler olur muydu acaba? İyi ki şimdi durum değişti; hayalin gerçekten daha da gerçek olduğu anlaşıldı! Ben de “Hayal kurun çocuklar!” diyorum. Hayal, ufkunuzu genişletecek ve dünyamıza başka açılardan da bakarak yeni gelişmeleri hazırlayacaksınız!

Bu festival döneminde de yine en büyük sıkıntımız, çocukların disiplinsiz olması ve gürültü yapması oldu. Görüştüğüm yabancı ülke oyuncuları da, sürekli bu konunun altını çizdiler. Bir diğer sorun da, miniklerin konuşmalarından işittiğim kadarıyla, Türkçe olmayan bazı oyunları anlamamalarıydı.

Umalım ki, önümüzdeki yıl çocuklar daha sessiz olsun ve seyredecekleri oyunlar hakkında önceden bilgilendirilsin!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here