Fatma Onat
onatfat@gmail.com

Nazik, heyecanlı, arzulu ve enerjik bir başlangıçtan, yorgun ve bıkkın bir boyuta nasıl geçildiğini, ortak alan içinde sınırların nasıl belirlendiğini, sevmek coşkusunun içine gizlenen o samimiyetsizliği oyun için oluşturulan oyuncaklı bir alanın içine sığdırıyor Bitiyatro’nun Muallak’ı. Aynı teksti yaklaşık dört kere tekrarlatan bir biçimsel yapının içinde bedensel aksiyonun ritmi o kadar belirleyici ki…

Gündüz kuşağının son aylardaki vazgeçilmezlerinden biri de “yeni gelin evleri”. Sıvası dahi tamamlanamamış apartman dairelerinin içinde altın ve gümüş tonlarında iddialı aksesuarları, varaklı dekorları ve tek bir eksiği dahi göze alamayacakları yemek takımlarıyla “en evcilikli benim” yarışına giren çoğu yirmilerinin başında genç kadınlar. O kadar belli ki birkaç sene sonra o “eksiksiz” dekore ettikleri evden sıkılacakları. Çünkü bu evlerdeki her şey eskimeyi göze alamayacak kadar yeni. Sanki söz konusu kadınların daha önce başka bir hayatı olmamış ve nefes alış verişleri dahi evlilikle başlamış kadar yeni. Daha önce hiç yemek yememiş, oturmamış, tuvalete gitmemiş, bütün yaşamsal aktiviteleri gelin eviyle başlamış kadar yeni. Üzerinde çokça biblonun, mumluğun, çerçeveli fotoğrafların olduğu raflar okunmuş tek bir kitapla tanışamayacak kadar yeni. İlişkiden çok, eşyayı eskitmekten korkan, eskiyecek diye rahatça kullanamadığı koltuktan sıkılacak olan o güzel insanlar her defasında yeni mutluluk oyunları üretmeyi de bilir elbette. “Muallak” biraz da bu oyunların peşine düşmüş. Heyecanla başlattığı bir aradalığın rutininden sıkılmış, tekrarlarını çeşitlendirme hevesiyle çırpınan, bu çırpınışla kendi olmaktan tamamen çıkan iki insanı çıkarıyor karşımıza.

Cinsiyet rollerini, aynı cümlelerin nasıl da biçimsel ve zamansal farklılık içinde boyut değiştirdiğini, tekrar tekrar aynı şeylerin söylenip yaşandığı kısır bir döngü içine sıkıştırılan hayatları tiyatronun imkanlarıyla pek güzel anlatıyor ekip. Nazik, heyecanlı, arzulu ve enerjik bir başlangıçtan, yorgun ve bıkkın bir boyuta nasıl geçildiğini, ortak alan içinde sınırların nasıl belirlendiğini, sevmek coşkusunun içine gizlenen o samimiyetsizliği oyun için oluşturulan oyuncaklı bir alanın içine sığdırıyor.

Aynı teksti yaklaşık dört kere tekrarlatan bir biçimsel yapının içinde bedensel aksiyonun ritmi o kadar belirleyici ki. Anlatının en büyük yükünü “hareket” üstleniyor. Bu noktada oyunculuların işi kolay değil. Matematiği iyi kurulmuş bir biçimsel yapının içinde cesurca hareket ediyorlar. Sıradan olanın robotikleştiği boyutu oyunun her etabında farklı kodlayarak anlatıyı büyütüyorlar. Görüntü ve sesin birliğini, görüntü ve söylemin farklılığı ortaya koyuyor. Çatışmanın içinde uyum yakalamaya çalışanların kıvranma anlarının altı grotesk bir yapıyla çizilirken, biçim, söylemi gölgede bırakmadan ilerliyor. Tekrara düşe düşe kendini varetmeye çalışan sosyal bir yapının “sıkıcılık” boyutunu seyircinin de “ay artık yeter” dediği bir noktaya taşıyıp, bu noktada tamamlıyorlar. Sahne tasarımının oyunsu yapısı eğlenceyi, oyuncu performansları ve tekrarlı yapı ironiyi güçlendiriyor. İzlediğimizin bir sahne işi olduğunu, malzemenin ise hakikat gibi görünen başka bir oyundan alındığını hareketin ve sesin aktörlüğünde güzel vurguluyorlar. Zor şeyler bu sözünü etmeye çalıştıklarım. Yani vasat bir oyunculuğun ya da rejinin üstesinden gelemeyeceği bir anlatı biçimi. Murat Taşkent’i ve oyuncuları bu noktada tebrik etmek gerekiyor.

Oyun kişileri neredeyse gözümüzün önünde tükenen insanlar. Bu tükenme hali, oyuncuyu da güçsüzleştiren bir yere taşınma riski barındırıyor. Defne Şener ve Turan Günay’ın oyuncu dinamizmini birçok aşamada korumayı becerebilmesi bu noktada fazlasıyla önemli. Trajikomedi içinde bir hakikati ortaya koyabilmeleri takdir edilesi. Herkesin deneyimlediği hayat kendine elbette, ama bazı durumlar vardır hani, ya kendinizden ya da etrafınızdan aşina olduğunuz. “Muallak” bu aşinalık içinde her yetişkin bireyin ilişki kurabileceği bir seyir vaadine de sahip. İşini ciddiyetle yaparken izleyene keyif vermeyi bilen insanlarla karşı karşıya olmak güzel bir ayrıcalık. Yolunuz Bisahne’ye mutlaka düşsün.

Web: www.bitiyatro.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here