Farklı ve Çarpıcı Bir Yorumla: “Hizmetçiler”

Burcu Okutucu
1319 Görüntülenme
Farklı ve Çarpıcı Bir Yorumla: “Hizmetçiler”

Jean Genet in, bir evde hizmetçilik yapan iki kız kardeşin, ev sahiplerini öldürmeleriyle bilinen ve 1933 yılında Fransada yaşanan “Papin Kardeşler Olayı”ndan esinlenerek 1947 yılında kaleme aldığı “Hizmetçiler” adlı oyunu, Salah Birsel çevirisi ve Can Ali Çalışandemir rejisiyle ve seyircisiyle buluşuyor.  İkincikat Tiyatro yapımının oyuncu kadrosunda  Çiğdem Yıldız, Saliha Cansu Saka ve Can Ali Çalışandemir’in yer aldığı oyunda, ışık tasarım Yüksel Aymaz’a, müzikler Berkay Yiğitaslan’a, konsept tasarım ise Çiğdem Yıldız’a ait.

Oyunlarında toplumun ezilen, sömürülen ve köleleştirilen insanlarının nasıl büyük bir arzuyla suça yaklaştığını,  avangard-absürd bir biçimde kaleme alan yazar Jean Genet, “Hizmetçiler” adlı oyunuyla modern bir trajediyi gözler önüne seriyor.

Oyunda hizmetçi olan  iki kız kardeş  Claire ve Solange, toplumsal sınıf ve kişilik çatışmaları içinde, adeta “arzularının kölesi” olarak evin hanımefendisini öldürmeyi planlarlar. Ancak hem nefret ettikleri, hem de büyük bir hayranlık duydukları hanımefendilerinin, kendisi evde yokken giysilerini giymekten ve O’nu taklit etmekten kendilerini alıkoyamazlar. Aslında, aynaya yansıyan “nefretlerinin” odağında birbirlerini ve kendi “gerçek” varlıklarını görürler. Claire’in Solange’a söyledikleri bu durumun en çıplak ifadesidir: “Ama biliyor musun, yüzümü pis bir koku gibi yansıtan şu aynalardan da bıktım! Sen benim pis kokumsum!“ 

Can Ali Çalışandemir,  başarılı rejisinde oyunun temasına sadık kalmakla birlikte, “Hanımefendi” karakterini grotesk bir figüre dönüştürerek hem bir sürprize hem de ayrıksı ve çarpıcı bir yoruma imza atıyor. Bıçak sırtı bir dengeyi ifade eden bu figürü bizzat kendi bedenine kuşanırak oyunun dinamizmine büyük katkı sunuyor. Bu isabetli grotesk yorum, Çalışandemir’in bedeni üzerinden burjuvazinin otoriter, baskıcı, ikiyüzlü iktidarının eril boyutunu da dolaysız biçimde teşhir edilmesinin önünü açıyor. Gerçek ile kurgunun iç içe geçtiği, “arzu ile suçun”, “efendi ile kölenin” çatıştığı bu oyunda; sınıfsal farklılıkların yarattığı öfkeyi, insanların birbirlerine karşı duydukları nefreti, sınıfsal iç çelişkileri ve yabancılaşmayı karakterler üzerinde görmek mümkün. 

Oyunda Çiğdem Yıldız’ı “Claire” ve Saliha Cansu Saka’yı ise “Solange” karakterlerini canlandırırken seyrediyoruz. Yetenekli ve son derece başarılı oyunculuklar sayesinde, bu iki karakter arasındaki tutkulu ve saplantılı bağ, birbirlerine karşı duydukları içsel öfke ve çaresizlik, nefret, ölüme karşı duydukları haz ve çoşku, tüm gerçekliği ile sahneye taşınıyor. Oyucuların ayna karşısındaki oyunları, kendileriyle yüzleşme ve hesaplaşma süreçlerine dönüşüyor. Bu sahnelerde, karakterlerin iç çelişkileri, oyuncuların başarılı monologlarıyla seyirciye yansıyor. İki oyuncu arasındaki iletişim gücü, duygu alışverişlerindeki gerçeklik ve yetenek dolu performansları görülmeye değer.

Dekorun ve aksesuarların metne ve döneme uygun olarak, sade ve işlevsel seçimlerden oluşması, sahneyi gereksiz eşya yığınlarından ve kargaşadan uzak tutmuş. Sahnenin ortasına kurulan ve Hanımefendi’nin seçkin yaşantısının her türlü detayını incelikle ortaya koyan yatak odası, rejinin odaklandığı “burjuva dünyasını” yansıtıyor. Oyunda aksesuar olarak kullanılan ayna çerçeveleri, dramatik aksiyon içinde “ayna” işlevi görerek karakterlerin iç çelişkilerini yansıtma araçları olarak çok iyi düşünülmüş.  Özellikle, seyircilerin hemen önüne yerleştirilmiş olan yarım ayna çerçevesi, seyirciyi “yansıyan” ve “yansıtan” bir ayna olarak oyuna dahil eden zekice bir buluş!

Kostümlerin renk ve çizgileri oyunun rejisi ve temasıyla son derece uyumlu. Müzikler oyunun gerilimini destekliyor. Işık, oyunun atmosferini doğru biçimde besliyor,  artan gerilimi destekliyor ve sahne geçişlerinde kolaylık sağlıyor. Dolayısıyla, dekor, müzik, ışık ve kostümlerin bütünselliği ve tamamlayıcılığı, hem oyunun estetik boyutunu varsıllaştırıyor hem de oyunun rejisine başarıyla eşlik ederek seyir zevkini yükseltiyor.

Aslında kim olduğumuzu, yaşamda kime, niye ve ne için hizmet ettiğimizi sorgulamak adına, İkincikat Tiyatro’nun farklı ve çarpıcı bir yorumla sahneye taşıdığı “Hizmetçiler” oyunu mutlaka seyredilmeli…

 

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku