Fularlı kağıt toplayıcısı oyun oldu

editor
462 Görüntülenme
Fularlı kağıt toplayıcısı oyun oldu

Sakallı, pipo içen, pardesülü, fularlı bir kağıt toplayıcısı yıllar önce Taksim Meydanı’nda göründü. Burak Demir ve Cem Kenar yıllar sonra o kişiyi tiyatro sahnesine taşıdı.

Gazete Duvar’dan Işıl Çalışkan’ın oyuncu Burak Demir ve yönetmen Cem Kenar ile “Güzel Bir Gün” oyunu üzerine yaptığı söyleşiyi okurlarımızla paylaşıyoruz:

Taksim Meydanı’nda beyaz sakallı, pipo içen, pardesülü, fularlı bir kağıt toplayıcısı birkaç dakikalığına Savaş Ay’ın programında görülmüş yıllar önce. Belki izleyenler için sıradan olan o ‘an’ Cem Kenar’ın yıllarca aklında yer etmiş. Kafasında o adamı yaşatmış ve tiyatro sahnesine taşımaya karar vermiş. İsmine de Ferit Rıza demiş. Tanımaya değer bu adam Kenar’ın kalemiyle ve Burak Demir’in oyunculuğuyla ete kemiğe bürünmüş. Şimdi ‘Güzel Bir Gün’ adıyla Kadıköy BOA Sahne’de seyircisiyle buluşmayı bekliyor. Şahsına münhasır biri olan Ferit Rıza, bir saatliğine şu gündemdeki karmaşadan uzaklaştırıyor izleyicileri ve en önemlisi de unutulan insani değerlerin önemine vurgu yapıyor. Oyuncu Burak Demir ve yönetmen Cem Kenar ile ‘Güzel Bir Gün’ü konuştuk.

Cem Kenar

‘EKRAN BAŞINDA KALAKALDIM’

Oyunun hikayesinin nasıl bir arka planı var?

Cem Kenar: 2000’li yılların başında popüler bir programda, Taksim Fransız Konsolosluğu önünde bir adama sorular soruluyordu. Adam kendisine sorulan hiçbir soruya cevap vermiyordu. Yalnızca kameraya bakıp piposundan duman üflüyordu. Sonra bir anda durdu ve o ana kadar kamera kadrajında olmayan kâğıt toplama arabasını alıp Taksim Meydanı’na doğru yürümeye başladı. Ekran başında kalakaldım. 2004 yılından beri oyun yazarlığı yapıyorum. Fakat o adam hiçbir zaman aklımdan çıkmadı. Nasıl anlatabilirim düşüncesi uzun zaman kafamın içinde döndü durdu. Pipo içen, üzerinde trençkot bir pardösü ve boynunda fular takmış bu adam kim olabilirdi? Sonra yazarken Ferit Rıza ortaya çıktı.

‘Güzel Bir Gün’ oyununa siz nasıl dahil oldunuz?

Burak Demir: Cem Kenar yazdığı bir hikayeden bahsetti bana. O dönem de ani bir kararla ‘Köpek’ oyunu son buldu. Son 1 buçuk yıldır tek kişilik oyun yapmayı çok istiyordum. Ben de Cem’i aradım. Oyunu gönderdi ve okuduğumda ‘Tamam, budur!’ dedim. Çünkü çok nahif, insancıl bir şey anlatıyor. Ve benim çocukluğum. Ülkemizdeki olması gereken insan portföyünü anlatıyor. Öğrendiğimiz. Yazıyorlar ya 80 kuşağını… Mahalle kültürü, anne baba kavramı, aile, akraba nedir ne değildir… Bunları anlatıyor. Bir de çok teatral, rejili, ışıklı bir şov istemiyordum. İstediğim şey duygu performansına dayalı ve nahifçe bir şey anlatabileceğim bir oyundu. Hemen Cem’le buluştuk ve oyunu yapmak istediğimi söyledim ona. Prodüksiyonunu da birlikte yaptık. Çalışmalar hemen başladı.

’20 YILLIK TECRÜBEMLE BU KADARINI YAPTIM’

Neden tek kişilik oyun istediniz? Bunu oyunculuk kariyerinizde bir basamak olarak mı gördünüz? Size geri dönüşleri nasıl oldu?

Burak Demir: Kesinlikle bir adım olarak gördüm. Tabii ki oyunun eksiklikleri ve benim eksikliklerim olabilir. 20 yıllık tecrübemle bu kadarını yaptım. Belki 5 yıl sonra bu oyunu sahneleseydim çok farklı bir lezzeti olabilir. İyi mi kötü mü bilmiyorum ama prömiyer sonrası seyircinin dönüşü çok güzel oldu. Çok mutlu oldum. 65-70 dakikalık bir oyun ve sürekli onları ayakta tutup derdimi anlatabilmişim. Ben bu metni 3 yıl önce okusaydım belki ‘Yapamayabilirim’ derdim. Bu herhalde mesleki bir olgunluğa ulaşmakla alakalı. Çok güzel bir tecrübe benim için. Göz göze oynanan bir oyun. Teatral anlamda seyirciye dördüncü duvarı koymama meselesine dayanıyor. Neredeyse interaktife gidecek kadar paslaşmalı, paylaşımlı bir oyun. Ve yapabileceğime inandım. O yüzden de çok çalıştım.

Niko’da da anne Rum baba Türk. Bu benzerlik hakkında ne söylemek istersiniz? 

Burak Demir: Bu gerçekten çok büyük bir tesadüf oldu. Cem bu oyunu 2014’te yazmış. Okuduğum anda annenin dillendirmesinde hiç zorlanmadım. Çok denk geldi. Hiç düşünmedim bile. Hatta Niko’ya benzer mi tedirginliğine de düştüm. Ama benzemedi. Bir Türk Rum’unun konuşmasını ne kadar kırabilirim ki… Niko’da çok beğeniyorlardı benim konuşmamın dozunu. Ben de oyunda da bu rengi kullandım. Avantajını yaşadım diyebilirim. Çünkü Niko çok sevilen bir karakter.

Burak Demir

‘SİYASİ TARİH SADECE FONDA’

Ferit Rıza rolü size neler hissettirdi?

Burak Demir: Bir kere çok içli. Ben de Ankara’da büyüdüm. Bizim siyasetten haberimiz olmazdı, ilgilenmezdik. Ki ben şu an 40 yaşında bir Burak Demir olarak da zaten ilgilenmiyorum. Kim insansa onun yanındayım. Kim adaletli, haklı, hukuklu, ahlaklı yaşıyorsa… Etnik kökeni ne olursa olsun beni ilgilendirmiyor. Biz çocukken de ilgilenmezdik. Bizim çocukken her kesimden arkadaşımız olurdu. Bizim memleketimizi bu etnik kökenlerin, kültürlerin bir arada olması Türkiye Cumhuriyeti yapıyor. E ne oldu da bu hale geldik? Birbirimizi ayrıştırıp ötekileştiriyoruz? Çıkıp insanlarla konuşsan herkes selam verir konuşur. İnsanlar zaten birbirini seviyor. Bunu yapan zaten siyaset. İnsanların böyle bir derdi yok ki. “Türkiye’nin siyasi tarihini neden irdelemiyorsun?” eleştirileri oldu. Niye irdeleyeyim? Ben tarihçi değilim. Onları tartışmak benim haddim değil. Ama ben sadece hatırlatmak istedim. Ders alalım ama insaniyetimizden ders alalım. Anne baba ilişkisi çocuğun yanında nasıl olmalıdır? Nasıl çocuk yetiştirilir? Bir kadına nasıl bakılır? Bunları anlatıyorum aslında. Şu an kadına şiddet hikayesinin geldiği yer ortada. Haberleri açıyorum, izlemek mümkün değil. O kadar acı ki… Ve hala bunlarla uğraşıyoruz biz. Ben siyasi tarihi anlatmıyorum, o sadece fonda kalan bir şey. Tabii ki yaşadığı acılar katlanmış. Çünkü siyasi olaylar tüm çekirdek hayatını,aşklarını,dostlarını kaybetmesine neden olmuş. Aşk, insanı ayakta tutan duygudur her duruma karşı. Diyor ya “Yalnızlıktan hoşlanan ya vahşi bir hayvan ya da Tanrıdır”…

‘Yalnızlık’ size ne hissettiriyor?

Burak Demir: O kadar korkarım ki yıllardır yalnız kalmaktan. Allah’tan 2 tane evladım oldu. Kızım yeni doğdu. Oğlum Kuzey’in artık hayatı boyunca yalnız kalmayacağı bir yoldaşı oldu. Yalnızlık gerçekten Allah’a mahsus. Yalnız olmamalı ve olamayız. “Yalnızlığı seviyorum ben” deyip “Yalnızım ben lanet olsun”a dönen bir sürü insan var. Ferit Rıza’da yaşadığı en temel içgüdüsel duygu olan aşkı hayatının her döneminde yaşıyor. Cem gerçekten naifçe kaleme almış. Siyasetin çekirdek ailede ya da bir insanın duygularındaki etkisi ne olur? Neyi ne kadar bozabilir ya da ne kadar güçlendirebilir? Bunu anlatıyoruz biz.

 

Haberin Linki:https://www.gazeteduvar.com.tr/kultur-sanat/2019/05/25/fularli-kagit-toplayicisi-oyun-oldu/

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku

UA-133167482-1