Ayçe Özyiğit

Tüm gidişler benzer mi birbirine? Bir kalan ve bir gidenin toplamından mı ibaret “gitmek” kavramı? Ya da gerçekte zaten ikisi de çoktan heba olup bitmiş iki sözcük mü sadece? Zamanlanabilir mi gidişler yoksa her gidiş mutlaka o damardan vuruşu yaşatır mı? “Gitmek mi kolay kalmak mı?” klişesiyle mücadele etmektense şu soruyu sorsak daha yerinde olmaz mıydı? Kendimizi de götürüyor muyuz giderken yoksa gezdirdiğimiz sadece bedenimiz mi?

Tolga Polat’ın kaleminden “Gitmek” bizlerle buluştu bu sezon. Birbiriyle kesişen 4 hikâye sunuyor bize Tolga Polat. Hikâyelerin her biri gidişlerle bezenmiş farklı kollara ayrılıyor. Bu kollardan birazcık söz etmek oyunun tüm sihrini alıp götürecek noktada. Şunlardan söz edebiliriz ama: Ağlayacaksınız; sizi derinden yaralayacak çok unsur var oyunda. Gülümseyeceksiniz; zorlama komedilerle bezeli değil oyun. Yalancı kahkahalar atmanız değil amaç. Yanlış tahminlerde bulunduğunuz için şaşıracaksınız; sürpriz son yapayım mecburiyetinden kaynaklı bir samimiyetsizlik değil bu defaki. En önemlisi de “geç mi kaldık acaba?” sorusu hep aklınızın bir köşesinde pusuya yatacak. O atmanız gereken adımın yollarını bulmak artık biraz daha kolay gelecek size. Böyle bir oyun var bu defa karşımızda.

2014 yılında Tiyatro Antre tarafından da sergilenmiş olan oyun bu defa Oda Tiyatrosu tarafından sahneye koyuluyor. Oyunun yazarı ve yönetmeni Tolga Polat. Yönetmen yardımcısı Ali Rıza Demirel. Dekor ve kostüm Oda Tiyatrosu’na, ses-ışık ise Samet Özcan’a ait. Müzikler, Taha Gürbüz ve Metin Yerkan çalışması. En az oyun kadar başarılı olan oyuncularımız ise Bahri Uzkeser, Dilara Ortagüz, Meltem Yenigünve İnanç Bükülen.

Oyundan sonra Tolga Bey bana uyarıda bulundu. “Lütfen eleştirilerini samimi olarak yaz. Oyunun kötü olan taraflarından da söz et.” Oyunda bulduğum tek eksik nokta süreydi diyebilirim. Ben o koltuğa alışmıştım ve ilk defa bir oyun bitmesin diye beklenti içine girdim. Oyunun bende yarattığı his bu. Saatlerce de sürecek olsa bu yine de sizi rahatsız etmeyecek ve ayrılma hissiyle aynı noktada buluşamayacaksınız. Devam etsin isteyeceksiniz. “Lütfen biraz daha devam etsin.” diye dileyeceksiniz.

Kurgu bir hikâye “Gitmek”. Çoğu zaman bu sorulara maruz kalsa da; ne ayrı ebeveynlere sahip Tolga Polat ne de Manisa’lı. “Tamamen kurgudan yola çıkarak kaleme aldım oyunu.” diyor. “Elbette içinde kendi hayatımdan, yaşadıklarımdan küçük minik parçalar var, ama özde tüm hikâye bir kurgu.” “Peki”, diyorum ben de, “Neyi dillendirmek istersiniz oyununuza dair?”, “Yaşadığımız olaylar karşısında mutlaka hepimiz bir yerden gitmeyi, olduğumuz yeri ve etrafımızdaki insanları değiştirmeyi istemişiz; hatta yapmışızdır da.” diye cevap veriyor. “Hikâyemin odağı biraz da bu yüzden “gitmek” teması üzerine kurulu aslında. Oyunda gitmek olgusunu bir eylem olarak anlatmadım. Duygularımızdaki gidiş gelişleri, yaşanmışlıkları ve değişimleri anlattım. Bunu yaparken eylemsel gerçeklikten de yararlandım. Çoğu zaman duygularımız değişir, evrilir; kendimiz fiilen gidip gelmesek de duygularımız bir anlamda astral seyahatler yapar. Bu yolculukta da duygular tek başına değildir. Etrafımızdaki diğer tüm duygulardan, çevremizden, ailemizden, dostlarımızdan ya da bir kaç saat içinde tanıdığımız yeni insanlardan bile etkilenir duygularımız. Oyun özde eylemsel gitmenin, vazgeçmişliğin duygularda yarattığı gidişleri anlatıyor bir yerde. Tüm bu gidişler ve değişimler de hayatın içinden ve çok gerçek.”


Kendi adıma Tolga Polat’a çok teşekkür ediyorum. Böylesine yakıcı, üzücü, umut veren, ağlatan, güldüren; her bir öğenin tezatlık içermeden birbiriyle harmanlandığı bu güzel oyunu bizlerle buluşturduğu için. İçimi ısıtıyor oyun. İlk defa tüm gidişler anlamsız geliyor. “Gitmek” bu defa gerçekten acıtıyor. Oyunun açılış şarkısı çalınıyor tekrar kulağıma. “Bugünün birde yarını var.” Oyundan çıkarken sormadan edemeyeceksiniz kendinize. “Var mı gerçekten?” Yoksa her şeyin özeti “çok geç”, sözcüğünden mi ibaret?

Nisan Ayı Oyun Tarihleri: 8-21-28 Nisan / Oda Tiyatrosu / 20.30

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here