Karşı çıkış ya da kabulleniş mi? Düzeni değiştirebilmeyi ummak mı, yoksa boyun eğiş mi? Veya yanlışı göstermek,  gösterebilmek adına sonunda ölüm dahi olsa son raddeye kadar çırpınabilmek mi,  yahut her şeyin belli sistem dahilinde işlediğini, asla değişemeyeceğini düşünerek olduğumuz yerde durmak mı? Beklemek mi?

antigone-4

“Antigone”  bizi düşünceler silsilesi içine atıyor. Benzer ya da birbirine tuzak olan düşünceler içinden en iyisini bulup çıkarmak bize düşüyor. En doğru olanı. Bu doğruyu belirleyen ise oyun değil. Bizleriz. Çünkü” seç birini” diyor oyun bize. Ayrı fikirleri baz alarak… Ayrı tercihlere yönelerek… Ayrı insanlar arasından… Herkes payına düşeni bulup çıkarsın.

Yine de ortak bir sorumuz var. Farklı olsa nasıl olurdu ya da farklı olabilir miydi diye düşünüyoruz yoğun bir şekilde? Gerçekten sistem böyle olduğu, değiştirilemeyeceği için mi kabulleniyoruz bazı şeyleri, yoksa her şeyin bu şekilde işlemesi işimize mi geliyor? Belki de doğru olan budur da biz yanlış yoldayızdır. Bu anlamda oyun bize sorular soruyor. Bizlere sorular sordurtuyor. Seçenekler sunuyor. Önümüze farklı farklı yollar seriyor. Ama bizi o yolların arasından, sadece birinin içine doğru itmiyor. Tercih hakkını bize bırakarak yollarımızı göstermeyi seçiyor. “Suya sabuna dokunmamak” diye bir deyim vardır. Oyunun duruşu bu anlamda çok net. “Ben doğruyum, benim yönüm bu, bunu seçmelisin” gibi bir baskı kurma niyeti yok oyunun.

Kimimize göre, Antigone’nin aldığı karar bir isyan, bir başkaldırı değil. Yasaları çiğnemek veya hainlik de değil. Antigone doğru olanı yapıyor. Doğru olduğuna inandığı şeyi yapıyor. Bu bağlamda tezat düşse de, kimimize göre Kreon da kendisine göre doğru olduğuna inandığı kararı veriyor. Çünkü hepimiz için “doğru” olan farklı ne de olsa.

Aslında Antigone’nin söylediği şu söz bazı şeyleri özetler nitelikte: “Ne yapabiliriz ki? Roller böyle dağıtılmış. Biz kardeşimizi gömeceğiz, o da bizi öldürtecek!” Yani yapılması gereken, yapılacak olan belli. Sadece gerçek doğru nedir onu bulmak bizlerin görevi.

antigone-8

Sophokles tarafından kaleme alınan ve Dünya Edebiyatının “ilk direniş örneği” olarak kabul edilen, Antigone, inançları ile devlet yasalarının çatışması sonucu, devlet otoritesine başkaldırmayı seçen Antigone’nin hikayesini konu alır. Dayısı Kreon, Antigone’nin savaşta ölen ağabeylerinden birisini “kahraman” kabul edip onun törenle gömülmesini sağlarken, bir diğerini “vatan haini” ilan edip onun ölüsünün de kurda kuşa yem olarak açıkta bırakılmasını emreder. Kreon’un vermiş olduğu bu emir aslında toplumda yerleşmiş adetlere de aykırıdır ama halk memnuniyetsizliğini dile getirmeye, Kreon’a karşı çıkmaya cesaret edemez. Antigone, ise cezası ölüm bile olsa, kendisi için doğru olanı yapar. Çünkü o her ölünün gömülmeye hakkı olduğuna inanmaktadır.

antigone-5

Sezonu “iyi şeyler sezonu” olarak açan Tatavla Sahne ilk olarak Sophokles’in Antigone’si ile sezona hazırlanır. Hatta oyunun rejisi hazırdır. Roller bellidir. Oyun bitme aşamasındayken, ülkemizin geçirmiş olduğu kötü süreçlerden sonra, ani oyun değişikliği yaparak sezona Jean Anouilh’in Antigone’si ile girme kararı alır.  Bir ay kadar kısa bir süre de hazırlanıp sahneye konulan oyunun rejisörü, sahnelenemeyen oyunda Kreon rolünü üstlenmiş olan Eraslan Sağlam. Kendisi Kreon rolünde nasıldı bir şey diyemeyiz ama rejisör olarak, onu tebrik etmek gerekiyor. Bir ay kadar kısa sürede her şeyi yeniden inşa etmek, yeni reji oluşturmak, hazırlanmak ve çok çok başarılı olduğunu gördüğüm bir oyunu sahneye çıkarmak, herkesin yapabileceği bir şey olmasa gerek. Oyuncu kadrosunda ise Aysan Sümercan, Erhan Tuna, Tuba Zehra Sağlam, Gökçe Taş, Oğuzalp Kutlu, Sadettin Okumuş, Ekremcan Arslandağ, Ayça Bildik bulunmakta.  Aysan Sümercan ve Erhan Tuna’nın oyunculukları için kelimelerimizin kafi olacağını sanmıyorum. Öte yandan genç oyuncu kadrosu da bir o kadar başarılıydılar ki, oyun sonunda içinde bulunduğumuz zaman dilimine ait olup olmadığımızı sorgular vaziyete gelmemize neden oldular. Oyunun sahne tasarımı Cihan Aşar’a, giysi tasarımı Hüseyin Özay’a, ışık tasarımı ise Ekremcan Arslandağ’a ait.

antigone-2

Metinler arasında çalışma yaparak en uygun metnin Anouilh’in Antigone’si olduğuna karar veren Sağlam, “Bunun nedeni de şu: 15 Temmuz’u takip eden süreçte entelektüel camiada çok ciddi bir sıkıntı olmaya başladı. Bir darbeden bahsediliyordu ve bununla birlikte entelektüel camia bunun neresinde durmalıydı. Şu tartışmayı yapmak gerekiyordu. “Bu durumda kim haklı? Ve biz nerede duracağız?”  Bu anlamda Anouilh’in metnini bulunmaz bir nimet olarak gördüm. Çünkü metin bizim kafamızda şu soruyu yaratıyor. “Hangisi haklı? Kreon mu, Antigone mi?” ondan sonra bu sürece girdik.” diyor. Ahlaken içinin çok rahat olduğunu da dile getiren Sağlam “Seyirciler arasında asla bir ayrım yapmıyorum ama oyunu yaparken hep şu cümleyi kurdum. ‘Eğer entelektüel camiada bu oyun bir tartışma yaratırsa ve bu anlamdaki ezberlerimizi bozarsa ne mutlu bana.’ Entelektüel camiaya-tuttuğu partilerini göz ardı ettirerek, ‘Gerçekten kim haklı?’, sorusunu sordurmayı becerebilirsem bu oyun benim için yerini bulmuş demektir. Bunu da ilerleyen zamanlarda göreceğiz. Ben namuslu bir çizgide durduğumu hissediyorum. Herhangi bir tarafı seçmedim. Kim haklı ve biz nerede duracağız sorusunu sordum.” diye devam ediyor.

Ve bizler de bu yönde hareket ediyoruz. Oyundan çıkarken kimimiz Antigone oluyor, kimimiz Kreon, kimimiz Haimon, belki de bazılarımız İsmene… Tıpkı şu anki süreçte olduğumuz gibi. Ya da çok daha ötesi… Yaşamlarımızda olduğumuz gibi. Hepimiz doğru olduğuna inandığımız değerlerimizin peşinden gitmiyor muyuz zaten? Tıpkı Antigone’nin de söylediği gibi: “Payımıza düşen o küçücük mutluluk lokmasını almak için…”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here