“Hayatı Kaybetmenin Kıyısına Yaklaşanlar! Tırnak İçinde Hizmetçiler”

Tolga Polat
3753 Görüntülenme
“Hayatı Kaybetmenin Kıyısına Yaklaşanlar! Tırnak İçinde Hizmetçiler”

Tiyatro Hemhal’in son oyunu “Tırnak İçinde Hizmetçiler”, Jean Genet’ in 1947’de sahnelenen Hizmetçiler” ine paralel bir dünya kurarak köle olarak var olmak ile oyuncu olarak var olmak arasında başarılı bir denklem kurarak izleyiciyi şaşırtıyor… Genet’ in “Hizmetçiler” metninden hareketle kurulan bu farklı kurgunun yaratıcısı ise Hakan Emre Ünal   

Genet (1910-1986) bilindiği üzere çağdaş tiyatro geleneğini derinden etkileyen uyumsuz tiyatro yazarlarından biri… Fransa’da doğan yazar,  ölene kadar birçok roman, günlük, şiir ve tiyatro oyunu yazmıştır… Genet, yaşadığı sıra dışı hayatın izlerini eserlerine de yansıtmıştır… Kimsesiz olarak büyüdüğü yetimhanede, yaptığı ‘”hırsızlık” sonucu gönderildiği ıslahevi ile hapishanede ve gönüllü “asker” olarak gittiği kışlada neredeyse tüm iktidar mekanizmalarının görünümlerine birebir tanık olmuş, eserlerinde döneminin alt-üst kimliklerinin birbiri ile “uyumsuzluğu” na grotesk bir dille yer vermiştir…  Genet ‘in 1933 yılında Fransa’da yaşanmış olan,  “Papin Kardeşler” olayından esinlenerek 1947 yılında kaleme aldığı “Hizmetçiler” (Les Bonnes) oyunu, toplumsal sınıf-kimlik çatışmasının yanı sıra bu çatışmanın oyun kişileri üzerinde içselleştirdikleri suç, iktidar, arzu mekanizmalarını görünür kılmıştır… Metnin tartıştığı ve sonunda bir anlamda umutsuz bıraktığı yapı hizmetçilerin aracılığı ile seyirciye sunulmaktadır… Genet, “Hizmetçiler” oyunu için kadın rollerinin erkekler tarafından canlandırılmasını istemiştir… Bunu bir komedi unsuru olmaktan öte, erkek egemen bilinçaltı kodlarının, kadının toplumsal açıdan köleliğini erkekler tarafından içselleştirerek deneyimlemesi içindir… Sartre’ın kadınsız kadınlık” olarak nitelediği bu durum toplumsal cinsiyet bağlamında ele alındığında “kadın” gibi olmak (oynamak) değil aksine kadınların üzerindeki toplumsal baskı mekanizmasını keşfetmek içindir… Hizmetçiler nefretlerini, öfkelerini dışa vururken bilinçaltında yatan “arzu” mekanizmalarını şiddetle körükleyerek “grotesk” bir biçimde yansıtmaktadır…

Hizmetçiler metnini temel olarak, oyuncu olarak varoluş sorununa değinen Hakan Emre Ünal,  insanı simgeleyen yalnızlık, eylemsizlik, güçsüzlük, sıkıntı ve güvensizlik gibi temel sorunları, “Uyumsuz Tiyatro” ya konu olan temel izlekler üzerinden ele almış… Hizmetçiler isimli tiyatro oyununun uyarlamasını yapmaya çalışan iki oyuncu İpek ve Bahar tüm toplumsal baskılar karşısında varoluş mücadelesi vermektedir… Yaşamdan bezmiş bu insanlar belki de prova yaparak yaşıyormuş izlemi verirlerken oyalanırlar… Yalnızlık ve çaresizlik çemberi onları öylesine kuşatır ki konuşmaların içleri boşalır, sözler sağdan soldan gelen bazı uğultulara dönüşür… Eylemsizlik içinde debelenip duran bu iki oyuncu sektöre getirdiği eleştirilere karşın, var olmak için bir biçimde o sektörün içinde olmak zorundadırlar… Gerçek ile düşün iç içe olduğu bir uzamda geçen “Tırnak İçinde Hizmetçiler” varlığını ve kendi gerçekliklerini rolde ve gerçek hayatta arayan iki oyuncunun arayışını nükteli bir dil kullanarak anlatmakta… Dirmit performansıyla geçtiğimiz yılın en iyi performanslarından birine imza atan Nezaket Erden ve Pınar Güntürkün nefeslendirdiği İpek ve Bahar bir bakıma günümüz burjuva dünyasının ve onların değerlerinin, yaşam biçimlerinin eleştirisini yansıtmaktadır… Yaşam içinde anlam oluşturmak ne kadar zorsa onu sürdürmek de o denli güçtür… Varlığın anlamı varlığın anlamlı kılınmasıyla olası mıdır? Anlam arayışında çaresizce prova yapan bu iki oyuncu kendi varoluşlarını güçlükle sürdürürken, onu anlamlandırmada zorlanırlar… Kendi gerçekliklerini belki de bilinçsizce arayan İpek ve Bahar’ın bu korku dolu arayışı Genet’ in “Hizmetçiler” metni üzerinde tekinsizce sürmektedirAyşe Draz’ ın bir hayli emek isteyen etkili dramaturjisi ile anlam ve kurgu bütünlüğünü başarıyla yansıtan oyunun, sahne tasarımı Nursev Demirbaş’a ışık tasarımı İsmail Sağır’a kostüm tasarımı Sanem Gençalp’a ait… Yönetmen Ünal yine klişelerden uzak, tempoyu bırakmayan ve sürprizlere açık rejisi ile dikkat çekerken, oyuncular Erden ve Güntürkün kurgunun seyirci algısında karmaşaya neden olmayan, uyumlu oyunculukları ile dikkat çekiyor… Her iki oyuncu da sahici oyunculuklarının yanında, atbaşı bir gerilimi kara mizahın incelikli üslubu ile başarıyla yansıtıyorlar…

Deneysel düzlemde klasikçilerin klişelerle dolu gelebilecek tüm eleştirilerini karşın, içinde barındırdığı varoluş sorunu ve günümüz tiyatrosuna getirdiği sosyolojik eleştirisi ile Ünal’ın bu metni, kişinin kendi belirlenimi dışında olan unsurları; bireyi belli bir kalıba veya şablona uymaya zorlayan şeylerin, insanın varoluş serüveni boyunca sürekli kendini yeniden yaratmasını başarıyla yansıtmakta… Sosyal statünün ya da saygınlığın ekonomik güçten kaynaklanabileceğini fakat bunun eşitsizliği açıklamakta yetersiz olduğunu vurgu yapan Ünal, ekonomik yönden gelişmiş olmanın veya ünlü olmanın siyasal ya da toplumsal saygınlık açısından yeterli olmadığını ve yanıltıcı olduğunu da metnin alt dizgelerinde başarıyla belirtmekte… 

İnsanın kendini var etmesi elbette yaptığı tercihler ve verdiği kararların sonucudur… Sartre’in dediği gibi; insan bu dünyada yalnızdır, yaşamının tüm sorumluluğu kendisine aittir… Düşündükleri, düşünemedikleri, yaptıkları ve yapamadıklarıyla kendini oluşturan yine insandır… İpek ve Bahar’ın seçimleri de ya onları var edecek ya da belki onları yok edecektir…

Tiyatro Hemhal ; Tırnak İçinde Hizmetçiler” ile Nietzsche’nin dediği gibi  “Hayatı kaybetmenin kıyısına yaklaşanlar, onu daha iyi tanırlar…” vurgusunu gülümseterek ve derinlikle sorgulatarak yine fark yaratıyor…

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku