“İnsanın özgürleşmesi için en etkili silah tiyatrodur.”

İsmail Cem Özkan
1271 Görüntülenme
“İnsanın özgürleşmesi için en etkili silah tiyatrodur.”

Çat-lak Tiyatro İzmir’in Karşıyaka semtinde doğan bir tiyatro. İzmir’e her geldiğimde oyunlarına, provalarına katıldığım bir topluluk. Hatta pek çok etkinliklerinin afiş tasarımını ben yaptığım için kendimi bu tiyatronun sahne arkasında çalışan emekçisi olarak görmekteyim. 

Çat-lak Tiyatro, Karşıyaka Sanat Derneği çatısı altında bağımsız bir oluşum ve o oluşum içinde her yaştan insan ücretsiz, gönüllü olarak katılabiliyor. İzmir için bir şans belki ve yerel politika, kültür politikası yapanlar içinde ders alınacak deneyimlerin olduğu bir alan…

İzmir’e yeniden geldim, eş genel yayın yönetmenimiz Yavuz Pak’ söz verdiğim ikinci yazıyı yazmak için kafamın içinde bir çok konu geçerken “neden Çat-lak Tiyatro olmasın?” dedim… Seda Yelbuğa tiyatro hakkında konuşacağım en yetkili kişi. Çünkü Yelbuğa tiyatroda yönetmenlik yapan, oyuncuları ile birlikte proje üreten, dostları ile birlikte tasarlamaktan keyif alan ve geliştirilen her tasarıyı mutlaka hayata geçiren biri. Hatta işi o kadar ileriye taşıdı ki, Foça yakınlarında bir köyde tarla aldı ve orada toprak sahne kurdu. Oyucuları ile birlikte doğanın içinde orada hem doğal yaşamı deneyimliyorlar hem de oyunlarını imece usulü içinde yaratıyorlar…

Soru: Amatör ruh ile başlayan ve halen de devam eden bir tiyatro ekibinin tiyatro yönetmeni olarak başındasın. Amatör başlayan tiyatro oyuncuların gittikçe ustalaştığı ve her oyun ile yeni tecrübelerin yaşandığı bir süreci yaşıyorsun… Şimdi Çat-lak Tiyatro sürecini başlangıcından bugüne kadar geçen kısa bir öyküsünü anlatmadan önce, bu girişimin ihtiyaç nasıl doğduğunu, içinde yer aldığın Karşıyaka Sanat Derneğini anlatarak başlayalım ne dersin?

Seda Yelbuğa: Karşıyaka Sanat Derneği’nden başlayalım. Tüketimin hüküm sürdüğü bir dünyada yaşıyoruz, pek çoğumuz sevmediğimiz işleri yapıyoruz ve nefes alacağımız alanlarımız yok. Ya bir barda iki bira içerek ya da bir kaffe de kahve eşliğinde eski günleri anarak zaman öldürüyoruz. Biz bunun yerine, üreterek, bilgilerimizi paylaşarak, görece daha anlamlı şeyler yapmak üzere yola çıktık. Bir biçimde bilgimizi, yeteneğimizi aktararak daha çok insana ulaşmak  ve sanata bir yerinden de olsa dokundurmak istedik. Biliyorsunuz, parası olanlar için çok kolay ulaşılabilir olan sanatsal etkinlikler, ay sonunu zor getirenler için ulaşılabilir değil. Bizim hedef kitlemiz, bizim gibi ay sonunu zor getirenlerdi. Dernek üyelerinin, sadece aidat ödeyerek ilgi duyduklara sanat dalıyla tanışabilmelerini amaçladık. Bu Bizim için çok heyecanlı bir yolculuktu ve  hala aynı heyecanla devam ediyoruz yolumuza. Gönüllü hocalarımız eşliğinde çalışmalarımız devam ediyor. Resimden kemana, danstan tiyatroya, kısaca sanata dokunmayan insan kalmasın istiyoruz ve sanatın iyileştirici gücüne inanıyoruz.

Gelelim Çat-lak Tiyatroya. Benim yapmayı çok istediğim iki şeyden biri, kırsal bir alanda doğayla barışık, maskesiz bir hayat sürdürmek,  diğeri de tiyatro yapmak. Derdimi, itirazımı, isyanımı, bir nebzede olsa tiyatro ile anlatabilmek. Sanatın gücü bu olsa gerek diye düşünüyorum. 

Çat-lak Tiyatro, 2010 senesinde kuruldu. Ağırlıklı olarak şiir tiyatrosu ve sokak tiyatrosu yaptık. Her zaman yapabileceğimizin en iyisini yapmak için çalıştık. Her oyunumuz bir öncekinden daha iyi olmalıydı bunun için çabaladık ve çok çalıştık. Tiyatro ekip işidir ortak akılla daha iyisini yapmaya çalışıyoruz. Biz kendimize inanıyoruz ve amatör ruhumuzu kaybetmek istemiyoruz.

Soru: İzmir’de bir şehir tiyatrosu yok. Ama her belediyenin ve farklı kültür merkezlerinin tiyatro kursları var. Peki buralarda yetişen ve öne çıkan oyuncular neler yapıyorlar, hepsini İstanbul mu yutuyor? 

Seda Yelbuğa: İzmir’de bir şehir tiyatrosu kurulmasının yeni büyükşehir belediye başkanı Tunç Soyer’in programında olduğunu duydum.  Bugüne kadar tiyatro, sinema, müzik ya da sanatın neredeyse tüm alanlarında merkez hep İstanbul oldu. Ancak, son yıllarda İzmir de bir sanat merkezi olma yolunda ilerliyor.  Yetişmiş oyunculara gelince. Onları İstanbul yutmuyor, onlar daha ünlü olabilmek, daha çok para kazanabilmek için İstanbul’ u tercih ediyorlar. Bence burada temel sorun para ile sanat ilişkisi. Kimse alınmasın ama, ben sanatın parayla yapılmasını doğru bulmuyorum,  İşin içine para girdiğinde sanat olmaktan çıkıp zanaat oluyor.

Soru: İzmir hiç değişmeyen sosyal demokrat iktidarı içinde acaba kültür politikaları var mı?

Seda Yelbuğa:  İzmir belediyelerinin hepsi kültürü ve sanatı önemsiyor görünüyorlar, fakat ben yeterince önemsendiği düşünmüyorum. Belirli bir kültür politikaları yok ve sanata yeterince yatırım yapmıyorlar. Örneğin yeterince salon yok, bir salonda oynayabilmek için aylar öncesinden gün almak zorundayız. Ya da kilometrelerce uzanan sahilde gösteri yapabileceğimiz bir alan yok. Dolayıyla sanatı sokağa da taşıyamıyoruz. Zabıta ve polis başımıza dikilmeden gösteri yapamıyoruz. Oysa, sanatın özgürlüğünü kısıtladığınızda sanat olmuyor. Augusta Boal’in dediği gibi, “insanın özgürleşmesi için en etkili silah tiyatrodur.” Ben buna inanıyorum.

Soru: Amatör ruh ile tiyatro yapmanın sorunları nedir? 

Seda Yelbuğa: Amatör ruhla tiyatro yapmakta bence sorun yok; aksine olması gereken bu diye düşünüyorum. Fakat amatör kelimesi pek çoğumuz tarafından yanlış algılanıyor.

Soru: Usta oyuncular sizin oyunlarınıza gelip sizinle deneyimlerini paylaşıyorlar mı?

Seda Yelbuğa: Usta oyuncular bizi izliyorlar mı?   Hayır, on yıldır oynuyoruz henüz hiçbiriyle karşılaşmadık.

Soru: Tiyatro festivali bolluğu yaşayan bir coğrafyada yaşıyorsunuz, her yıl içinde en az dört ulusal ya da uluslararası tiyatro festivali var İzmir’de. Bu festivallerin size katkısı oluyor mu? Yoksa festivale gelenler gösterilerini yapıp paralarını alarak birkaç gün İzmir tatili mi yapıyorlar? 

Seda Yelbuğa:  Festivallerin bizim için tek olumlu yanı, daha çok daha ucuz oyunlar izleyebilmemiz. Bu bizim için müthiş bir zenginlik.

Soru: Gelelim Çat-lak Tiyatro’ya… Her ay oyun çıkarmak zor değil mi? 

Seda Yelbuğa:  Evet, her ay oyun çıkarmak zor; çok emek istiyor. Ama aynı zamanda keyifli de. Çat-Lak Tiyatro olarak tam kadro yılda iki kez oyun çıkarıyoruz.  Her ayın son Perşembe günü de tek kişilik oda tiyatrosu yapıyoruz. Bir oyuncunun tek başına otuz ya da kırk dakika sahnede sahne kullanımı, ses kullanımı, oyuna hâkimiyeti önemli bir sınav. Benim oyuncularım bu sınavı her seferinde layıkıyla yerine getiriyor. Haftada iki akşam prova yapıyoruz. Oyun günü yaklaştığında, özellikle son hafta her gün prova yapıyoruz.  Arkadaşlarımızın büyük çoğunluğu çalıştığı için provalarımız akşam 19:30’da başlıyor. Tüm arkadaşlar inanılmaz bir özveriyle çalışıyorlar, provalara hiç aksatmadan geliyorlar ve çok emek harcıyorlar. Bir yönetmen daha ne ister?

Soru: Çat-lak Tiyatro dışında başka tiyatro oluşumların içindesin, o oluşumları da işin içine katarsan, tiyatronun sana, çevrene katkısı nedir?

Seda Yelbuğa: Çat-lak Tiyatro haricinde yönetmen olarak çalıştığım  Çizgi tiyatrosu ve Yalın Ayak Kadın Tiyatrosu var. Bu ay ikisi Çat-Lak Tiyatro, biri Yalın Ayak Kadın Tiyatrosu’ndan olmak üzere üç oyunum seyirci karşısına çıktı. Önümüzdeki günlerde de Çizgi Tiyatro’daki oyun çıkacak.  Evet yorucu ve yoğun emek istiyor tiyatro. Haftanın dört akşamı provayla geçiyor. Ama ben tiyatroyu çok seviyorum  ve daha çok insana dokunmak, daha çok insana tiyatroyu sevdirme harika bir duygu. Stanislavski’nin dediği gibi, “iyi oyuncu olabilmek için iyi insan olmak gerekir, gerçek sanat kötülük barındırmaz.” 

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku