Basın toplantısından sonra yapmayı düşündüğümüz söyleşi için bir gün önceden sözleştik. Basın toplantısında heyecanlı olduğu gözlerden kaçmıyordu, heyecanlanması kadar da doğal bir şey olamazdı. Muhsin Ertuğrul’un koltuğunda oturmak herkesi heyecanlandırırdı.

Suha Uygur göreve başlamadan spekülasyonlar da başlamıştı. Bu tür görevlerde en büyük dert, spekülatif haberlerle başa çıkamamaktır. Herkesin merak ettiği ama doğrusuna ulaşamadığı, birinin söylediği bir lafı bir başkasının ekleyerek yayması karşısında çaresizlik yaşanır. En iyisi her soruyu sorup, yanıtlarını Suha Uygur’dan almaktı, ben de öyle yaptım.

Hakkında çok spekülasyon yapılacak, yapılmaya da başlandı. 30 yıllık gazetecilik hayatımda şuna inandım; kamuoyu önündeki kişilere her soru sorulmalı, onlar da samimiyetle açıklamalılar, tersi haksızlık oluyor. Onun için sorularımı doğrudan soracağım. Senin tiyatro eğitiminin olmaması, kurum dışından olman nedeniyle bu göreve atanmanı yadırgadılar, spekülasyonlar da başladı tabii.  Asırlık kurumun sanat politikasını oluşturmaya nasıl yeterli olacağını dosta düşmana anlatır mısın?
Ben tiyatronun içine doğmuş, büyümüş, gelişmiş, buraya kadar gelmiş ve bunun içerisinde ölecek bir adamım. Nejat Uygur Tiyatrosu başlı başına bir okuldu. O okulun vermiş olduğu eğitim de tecrübe de –bu konuda mütevazı olamayacağım- birçok sanat kurumundan daha etkiliydi. Benim okulum Nejat Uygur Tiyatrosu’ndan yetişmektir. Evet, tabii ki ben her şeyi bilirim, her şeye hakimim gibi bir iddiam da yok ama bu benim için yeterlidir. Nejat Uygur’un tiyatrosunda çalışıp da yetişmek başka bir durumdur. Babam Nejat Uygur ile çalıştım, yetiştim ve ondan edindiğim eşsiz tecrübeler de benim için yeterlidir.

 suha_uygur2

Genel Sanat Yönetmeni olarak atandığında Anadolu Ajansına verdiğin röportajda “Şehir Tiyatrosunu yeniden yapılandıracağım” diyorsun. Şehir Tiyatrosu’nu ne kadar tanıyorsun, sorunlarını ne kadar biliyorsun, yapılandırmaktan kastın ne?
Ben “Şehir Tiyatrosunu yeniden yapılandıracağım.” diye bir şey söylemedim. Öncelikle onu düzelteyim.

Ama röportajda var…
Evet, onu okuduktan sonra arkadaşıma da söyledim. Ben sadece şunu söyledim: Şehir Tiyatroları 102 yıldır hayatını sürdüren, dünyadaki eşsiz sanat kurumlarından bir tanesidir. Muhsin Ertuğrul’un çizmiş olduğu bir yol vardır ve o yola da bu zamana kadar hep sadık kalınmıştır, bundan sonra da sadık kalınacaktır. Benim de bu yolun dışında bir değişiklik yapmam haddim değildir. Yeni yapılanma derken; yeni oyunlar, yeni repertuvar, yeni heyecanlar anlamında söyledim. Dünya tiyatrosundan müthiş oyunlar oynanmış bir kurum var, bundan vazgeçebilir miyiz? Mümkün değil. Benim söylemek istediğim şey; tiyatro seyircisi geniş bir yelpazedir ve her taraftan insana biz o lezzeti tattırmak zorundayız. Bunun içerisinde Batı tiyatrosu da var, dünya tiyatrosu da, müzikaller de var. Tabii ki geleneksel tiyatro da olacak. Ben geleneksel tiyatrodan gelen bir insan olarak yaşadığım, büyüdüğüm ve babamın bütün ülkeye sevdirdiği bir tarza tabii ki kayıtsız kalamam. Şehir Tiyatrosu’nun geçmişine de baktığımız zaman bu tarzın uzak olmadığı görülüyor.

Erhan Yazıcıoğlu, Genel Sanat Yönetmenliği görevini bir pazarlıkla kabul ettiğini söylüyordu. Üç koşul öne sürmüştü: 1- Norm kadroların dolması, 2- Teşviklerin ödenmesi, 3- Yönetmelik değişikliği. İki yıl boyunca bununla uğraştı, olmayınca da istifa etti. Bana göre çıtayı çok yükseltti ve bunun altına inmek kötü olur. Bu konuda ne düşünüyorsun? Bu üç meselenin çözümüyle ilgili görev alırken konuştun mu?
Birincisi kesinlikle konuşmadım. Konuştuğum ve kalben inandığım tek şey; benim burada özgürce bu işi yapabileceğim inancıdır. Ben dışarıdayken de bunun böyle olduğunu biliyordum. Birinci duymak istediğim şey oydu. Bana hiçbir şekilde karışılmayacağı konusuna kalben inanıyorum. Aslında bunu Şehir Tiyatrosu’ndaki arkadaşlar da özel tiyatrolardaki arkadaşlar da biliyor. Evet, Şehir Tiyatroları’nda bu üç madde sıkıntısı var. Bunlar önemli sıkıntılar ve çözülmesi gerekli ama bunları bir tık daha geriye atıp tiyatroyla ilgili hamlelerle önce bir zenginleştirip sonradan mı bunlar gündeme gelse… Olaya çok vakıf değilim aslında, çok yüzeysel söylüyorum bunları.

Bu çok klasik bir yaklaşım ve de çözümsüzlük içermiyor mu?
Zaten çözümsüz olduğu da ortaya çıktı. Bu sorunlar asla sümen altına atılmayacaktır. Bu sıkıntılar hallolması gereken sıkıntılardır, çünkü kurumdakilerin çoğu bu sıkıntıların mutsuzluğunu yaşıyor. İnsanları mutlu edersen hem istediğin tiyatronun tadını başka bir yere getirirsin hem koyduğun her oyundaki performansı artırırsın. Bu benim daha 3. günüm ve çok yabancı olduğum bir kurum; işleyişe yabancıyım. Öncelikle yüzeysel, kulak dolması bildiğim konulara iyice hakim olarak bunların çözülmesi için benim yetkim dahilinde yapılması gerekenleri yapmak önceliğim olacaktır. Bir şey daha ilave etmek istiyorum, bu yanlış anlaşılmasın; hissiyatım ve inancım bu sorunların çözüleceği. Hepsi bir anda olmayabilir ama en azından bir ikisinin çözüleceğine inanıyorum. Bunlardan birinin dahi çözülmesi mutlu bir hava yaratacaktır. Diyelim ki teşvik primleri ödendi bu çok büyük bir coşku yaratacaktır. Zaten bir tanesi çözüldüğü zaman bunun arkası gelecektir. Devlet Tiyatroları vermiş mesela primleri böyle bir şey duydum.

Onlar alıyorlar zaten. Ben de öyle biliyorum… Bunların ödenmesi yasal zaten, ödenmemesi yasaya aykırı…
Malum, hepimizin bildiği sebeplerden tıkanmış bir yerlerde. Ben bunların çözüleceğine gerçekten inanıyorum. Dışardayken de inanıyordum ama içeriye girince sorun nerede bunların hepsine şu an için uzağım.

Sorun şuradan çıktı: 2-2,5 yıl önce yönetmelik değişikliği yaşandığı zaman tiyatrocuların verdiği tepkiye, o zaman Başbakan olan Sayın Erdoğan ciddi tepki gösterdi, yanılmıyorsam o tarihten itibaren kesildi teşvikler. Benim bildiğim Sayın Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla oldu. Buna rağmen çözüleceğine inanıyor musun?
Aslında şöyle değerlendirmek lazım; çok sert üslubun, işe yaramadığını düşünüyorum. Kurum içerisinde ve kurum dışarısında herkes aynı sertlikte değil. Daha yumuşak, yapıcı bir üslubun –her iki taraf için de söylüyorum bunu- çok daha çabuk çözüm getireceğine inanıyorum.

Erhan Yazıcıoğlu senin söylediğin ortamı çok iyi yarattı. Bu kurum bir çok rengi, sesi, nefesi barındıran bir kurum. Bunu çok iyi başarmasına rağmen çözemedi…
Çok doğru söylüyorsun. Bunun için benim de bir süreç yaşamam gerekiyor. Ben geldim, şunu yapacağım, bunu yapacağım gibi bir durum yok. Ben şu an ne söylesem yanlış olur. Önce olaylara tam anlamıyla vakıf olmam gerek. Bizim dışarıdan bildiklerimiz başka şeyler, içeride yaşananlar bambaşka şeyler. Öncelikle bunu iyice öğrenmem, değerlendirmem lazım ki sağlıklı yaklaşabileyim. Tek inancım şu; bu sorunların çözülmesi. Önceliğim elbette ki tiyatro ile ilgili -repertuvar gibi- şeyleri oturtmak ama bunları da asla perde arkasına atmayı düşünmüyorum.

 suha_uygur3

En önemli spekülasyonlardan biri ve benim de cevabını merak ettiğim soru şu; Suha Uygur nereden çıktı? Hiç adı geçmeyen biriydin. Senin Sayın Cumhurbaşkanı tarafından önerildiğin, annenin Emine Erdoğan ile çok yakın ilişkilerinin olduğu ve o kanaldan atandığın konuşuluyor. Ne diyeceksin?
Tamamen yanlış bir spekülasyon. Şimdi şöyle bir gerçek var: Sayın Cumhurbaşkanı babamı gerçekten çok seven biridir. Bir gün Ankara’da bir oyuna geldi, babasının ilkokuldayken onu Nejat Uygur Tiyatrosu’na götürdüğünü ve Nejat Uygur’a aşık olduğunu, hâlâ onu izlemeye geldiğini anlatmıştı. Böyle sanatçı hayranlığı olan bir insan ama benim atanmamla uzaktan yakından alakası yok. Ben tiyatronun içine doğmuş bir adamım ve biz her hafta 6 sezondur çeşitli belediyelerde oyunlarımızı oynuyoruz. Çok başarılı işler yapıyoruz, inanılmaz beğeniler alıyoruz. Bunda insan ilişkilerimizin çok sağlam olması, saygılı olması, herkese adaletli yaklaşmamın etkili olduğunu düşünüyorum. Kimsenin Nejat Uygur’un oğlu olmamdan dolayı bu görevi bana verdiğini düşünmüyorum. Köklü bir tiyatro geçmişi olan bir ailenin bireyiyim, bir idarecilik geçmişim var. Bunların etkili olduğunu düşünüyorum. Onun dışında başka bir şey olsa ben bilirim ya da başka bir göreve getirilirim. Bu tamamen insanların beni değerlendirmeleri, bu işi yapabileceğime inanmaları.

Zor bir göreve geldin, umutlusun, inançlısın ve görebildiğim kadarıyla da kolları sıvamış, Muhsin Ertuğrul’un koltuğunu doldurmayı planlıyorsun. Başarılar ve kolaylıklar diliyorum.
İyi dileklerin için teşekkür ederim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here