Meltem Arıoğlu
www.safitiyatro.com

Çocukken ücretli masal hattı vardı. Ben de gizlice arayıp masal dinlerdim bazen. Kaç yaşında bıraktım hatırlamıyorum ama geçen akşam Judith’ten masal dinlemeye gittim uzun bir aradan sonra. Bu karamsar günlerde, dopdolu bir salonda, diğer yetişkin çocuklarla, gözlerini kocaman açarak yeniden masal dinlemek iyi geldi bana. Judith salona girer girmez sıcaklığıyla aldı bizi, Tahir arkadaşın müzikleriyle birlikte masal diyarlarına götürdü.

Dört yıldır düzenliyormuş bu masal gecelerini. Okullardan tutun da yoga merkezlerine kadar birçok yeri gezip masal anlatıyor. Sırf Türkiye’de masal anlatmak uğruna Türkçe öğrenmiş, anadili gibi konuşuyor. Hafif bir Fransız aksanı olmasa neredeyse anlamayacağız anadili olmadığını.

Her ay farklı bir tema üzerine kuruyormuş masal gecelerini. Aralık ayının teması hep aynı olurmuş ama, yeniden doğuş. 21 Aralık’ın gündönümü olması ve Güneş’in yeniden doğmasıyla bağdaştırıyor bu temayı.

“Masallar nereden geliyor, ilk masalı kim anlattı?” diye soruyor ve anlatmaya başlıyor:

– İlk masalı bir kadın anlattı.

– Peki, ona kim anlattı?

– Bu dünyada daha ilk adımını atmamış bir çocuk anlattı.

– Peki, o çocuğa kim anlattı?

– Sessizlik anlattı…

Ve bir yolculuğa çıkıyoruz Judith’le. Masal kahramanlarıyla birlikte seviniyoruz, üzülüyoruz, heyecanlanıyoruz, yoruluyoruz.

Masalların en güzel yanı, metaforlarla dolu olması. O metaforlar o kadar güçlü ki, herkes kendi deneyimiyle alıp bir şey çıkarıyor onlardan. O gece yüz kişi dinlediyse Judith’i, yüz farklı zihin işledi ve yüz farklı sonuç çıkardı o masaldan.

Masal gecesinden sonra Judith’in TED konuşmasını dinledim. Orada Judith, masal dinlemek için bir araya gelmenin büyüsünü anlatıyor. Bir salon dolusu insanın aynı anda hayal kurması ve bir yolculuğa çıkmasının onları uyumlandırdığını ve birbirine bağladığını söylüyor. Judith’in dediği gibi bir araya gelip hayal kurmaya ihtiyacımız var. Ancak o zaman birbirimizi anlamaya başlıyoruz. Yanımızda oturan yabancıyla uyumlanıyoruz ve onunla bir bağ kurabiliyoruz. Bu bağı ne kadar sık kurarsak o kadar kuvvetlenir. Ve kuvvetlendikçe de içimizdeki nefreti, şiddeti eritir. Tıpkı Judith’in anlattığı masaldaki oduncu gibi.

Judith’in yaptığı şey çok değerli. O gece dışarıda kar yağarken ve hava buz gibiyken o kadar insanın masal dinlemek için bir salona doluşması da çok değerliydi. Daha çok masal dinlemeye ihtiyacımız var. Yöneticilerin, öğretmenlerin, doktorların, gazetecilerin, hepimizin ihtiyacı var. Judith’in yolu açık olsun, bize uzun süre masal anlatmaya devam etsin. Kumbaracı50’ye de bu masalları dinlerken bize sıcak bir yuva sağladığı için çok teşekkür ederim.

Ocak ayındaki masal geceleri 23 ve 30 Ocak’ta Kumbaracı50’de, bakalım yeni yılın ilk masal gecelerinde tema ne olacak?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here