Tolga Polat

Johann Wolfgang von Goethe ; “İnsan kendini yalnızca insanda tanır…” diyor… Malumumuz insan kendini, başka insanların gerçeklerinde yaşadığı hayal kırıklıklarıyla da tanır… Ne yapması gerektiğini, insanca hisleri içinde keşfeder… Aşk, sevgi ve mutluluğun yanında çoğu zaman duygular acımasızdır… İnsan doğası gereği başka insanlarda, kendi olmayan ruhlarda kendini anlamaya çalışır… Derinlere inmek demek; çok yol yürümek, değişime bürünmek demektir… İşte Faust, Johann Wolfgang Von Goethe’nin neredeyse tüm yaşamı boyunca yazarak tamamladığı bir yapıt… Goethe “Urfaust” adıyla onsekiz yaşında başladığı oyununu, “Faust 1” ve “Faust 2” adıyla iki büyük bölüm halinde yazarak seksenüç yaşında ölümünden kısa bir süre önce bitirebilmiştir…

65756860

Eser iki bölümden oluşmaktadır… Birinci bölümde sadelik hakimdir, olaylar tek bir eksen etrafında geçmektedir… Anlaşılması çok zor değildir… İkinci bölümde ise bir bütünlük kurmak güçtür… İkinci bölümün anlaşılması, olaylarla bağlantı kurulması ve ilişkilendirilmesi çok zordur… Faust, latince mutluluk demektir… Faust, bilgi açlığı içinde kıvranan karamsar bir tipi anlatır… Bilim uğruna bütün ömrünü harcamış, nefsine bütün dünya hazlarını yasak etmiş ve tam anlamıyla yasak bir ömür geçirmiş olmasına rağmen, amacına ulaşamamış olmanın ızdırabı içindedir… Bu hal içinde şeytana teslim olduktan sonra, onun akıbeti çeşitli Faust efsanelerinde türlü türlü gösterilmiştir… Mefisto’ya şeytan demek yerinde olur… Mefisto sadece fenalıkları sürükleyen bir kimlik olmakla kalmaz, aynı zamanda bir çeşit Azrail rolünü de üstlenmektedir…

102240435

Oyunun başkahramanı Faust, felsefeyi, tıbbı, doğa bilimlerini, teolojiyi araştırmış, gençlik ve olgunluk çağını yeryüzünün sırlarını çözmek için tüketmiştir… İtibarlı bir araştırmacı ve öğretmen olan Heinrich Faust, hayatının bilançosunu çıkarır ve oldukça sarsıcı bir sonuçla karşı karşıya kalır: Bir bilim adamı olarak derin bir araştırmadan ve gerekli çıkarımlardan yoksun kaldığını ve hayatını dolu bir şekilde yaşamayı beceremediğini anlar… Bu ikilem arasında sıkışıp kalırken ona, memnuniyetsizlik ve huzursuzluktan kendini kurtarmayı başardığında, ruhunu şeytana satacağına dair söz verir… Faust’u tekrar hayata bağlayacağına, kendisinin, yani Faust’un beşeri zevk ve hazlarda anlam bulacağına dair bir antlaşmaya varırlar… Şeytan, Faust’u gençleştirerek dünyayı gezmek üzere onu yanında götürür… Ve Gretchen olarak adlandırılan genç Margarete ile olan aşkı için Faust’a yardım eder…

47314447

Faust’u avangart bir yapıda sözsüz ve performatik biçimde sahneleyen Kadıköy Küçük Salon kendilerini şöyle tanımlıyor ; “2014 yılında Emre Tandoğan ve Elif Arman tarafından kurulan Küçük Salon, günümüz tiyatrosunun yeni formlarını keşfetmeyi hedefliyor; izleyici, oyuncu ilişkisi başta olmak üzere tiyatronun tüm öğelerinin yeniden yapılandırılması gerektiğine inanıyor… İzleyen ve gösteren arasındaki ilişkinin birlikte bir performansa dönüşmesini ve bu ilişkinin haz odaklı olması gerekliliğini önemsiyor… Parçaların birbirinin önüne geçtiği hiyerarşik biçim yerine bütünsel bir performans yaratarak, tek etki kavramını performans algısının merkezine yerleştirmek istiyor… “

Yönetmen Emre Tandoğan, yorumunu kimi kez müzik, kimi kez çeşitli aksesuarlar eşliğinde, kimi kez de dansla ve ağırlık olarak beden anlatımı ile sağlamış… Eserin karmaşık yapısını oyuncuların güçlü performatik yorumları ile dinamik bir sahnelemeye dönüştürmüş… Eserin ağırlığını bir noktada hafifleterek seyircinin baştan sona illüzyonun içinde kalmasını başarmış… Oyun içinde canlı efekt kullanımı oyunun yapısına güzel bir katkı sağlamış… Zaman zaman bir korku tünelinin içindeymiş hissi yaratan sahneleme biçimi ve oyuncuların reji gereği tüm alanları kullanarak yeri geldiğinde birebir izleyici ile bedensel temas kurmaları izleyicinin oyun boyunca illizyonun içinde kalmasına yardımcı oluyor… Bu yorum beraberinde, Faust’un zihin karmaşasını da başarı ile yansıtıyor…

77909260

Ve Oyuncular; Derya Günaydın, Müslüm Köse, Emir Özden, Çağıl Tekten, Hazal Uprak, Güneş Seven… Oyuncular zorlu ve bedensel yeterlilik gerektiren bu oyunu, dinamizmlerini hiç düşürmeden sergiliyor… Özellikle Emir Özden, faust yorumunda dikkat çekiyor… Bilindiği üzere Suzuki metodu, temelde oyuncunun hayvansal enerjisiyle bağ kurması ve onu açığa çıkarmasıyla ilgilenir… Oyuncu bunu, Japonca’da “kata” denilen ve özellikle dövüş sanatlarının belirleyici özelliklerinden olan, birçok kez tekrar edilen formlar ve egzersizler yoluyla yapar… Hem fiziksel hem de zihinsel olarak zorlayıcı bu egzersizler oyuncunun, oyunculuğun gerektirdiği zorlu ve en temel ifade becerilerine sahip olup olmadığının testidir… İşte Faust yorumunda tüm genç oyuncular, bu testi kanımca başarı ile tamamlamış olarak görülüyor… Duygu ve eylem birliğini başta bedensel formlara başarı ile yansıtan oyuncular görsel bir kirlilik oluşmasının önüne geçerek, yönetmenin anlatmak istediği zihinsel karmaşıyı zorlu ama bir o kadar da sade bir anlatımla sunuyorlar…

Kırk kişilik izleyici kapasitesi olan Küçük Salon, deneysel çalışmalarla perde açmaya Kadıköy Bahariye’de devam ediyor… Farklı avangart bir yorum izlemek ve özellikle klasik eserleri farklı bir persfektiften görmek isteyenlerin Kadıköy Küçük Salon’un yapımlarını takip etmelerini öneririm…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here