100. yılını idrak ettiğimiz Şehir Tiyatroları, şehrin ve ülkenin gururu olarak bir abide gibi yükselen, temelini sağlam ellerle inşa etmiş, yüz yıl içinde de bünyesindeki sanatçı ve çalışanlarıyla, medeniyet bayrağını şerefle taşımış bir sanat kurumudur.

Geçirdiği yüz yıl içinde -tıpkı cumhuriyetin kazanımları olarak başkaca alanlarda da gördüğümüz üzere-  pek çok oyuncuyu, yazarı, yönetmeni çıkardığı eserler yoluyla seyircisiyle buluşturmuş; kurulduğu ilk günden bu yana da başta Muhsin Ertuğrul olmak üzere, binlerce önemli ve değerli sanatkarın içinde var olmasını sağlamış bir yuvadır.

Yazık ki bir süredir; maksatlı ifadeler, yanıtı verilmiş sorular üzerinden yapılan ısrarlı gerçek dışı saptamalar, kişiselleştirilmiş meseleler üzerinden kamuoyunu yanıltıcı yalan verilerle kurum ve şu an kurumun sanatsal idaresini yürütmekte olan kişiler yıpratılmaya çalışılmaktadır. Üstelik bu yıpratma yöntemi; ‘şeffaflık’ kılıfı ile konuları başka mecralara çekme çabasıyla yürütülmektedir.

Herkesi meselelere soğukkanlı, kişiselleştirmeden ve sağduyulu bir şekilde bakmaya davet ediyoruz. Kamuoyunda “tiyatrocular birbirini yiyor” algısının oluşmasına sebep olan ve mesleğin saygınlığını yıpratıcı bu yönelimleri gösterenleri kınıyoruz. Ve giderek çığırından çıkmaya başlayan bu saldırıların dışında kalacağımızı beyan ediyoruz. Bu maksatla, hem kamuoyuna hem meslektaşlarımıza şu hatırlatmaları yapmayı bir borç biliyoruz:

1-  Mevcut sanatsal yönetimin göreve geldi andan bu güne geçen 5 aylık süre içinde, hiçbir merciden BASKI OLUŞMAMIŞTIR. Şu an oynanmakta olan hiçbir oyuna SANSÜR UYGULANMAMIŞTIR. Sansür meşru değildir, kabul edilemez. Eğer böyle bir baskı ile karşılaşılırsa Muhsin Ertuğrul’un yolundan gitmeyi seçmiş bu yönetimin ŞAPKASINI ALIP gideceğini bildiriyoruz.

2-  Sanatsal yönetimde bulunan kişilerin mesleki kariyerleri, bireysel duruşları, geçmişte ve bugün toplumsal meselelere ve sanatsal işleyişe dair var oluşları ortadadır. Ve ilk günden itibaren defaatle dillendirmekten çekinilmediği üzere, birlikte yönetimde bulunmaya ‘evet’ demelerinin sebebi de açıktır. Tamamlanmamış bir süreç için, bu sürecin nasıl ilerlediğine dair hiçbir bilgiye haiz olunmadığı halde bu kişilere yafta yapıştırmaya kalkmak, hele ki kurumun işleyişini gayet iyi bilen kişiler için, en basit ifade ile kasıtlı bir yönelimdir.

3-  Geçmiş dönemlere dair eleştirisini, mesleği zedelemeyecek ölçüde yapabilen yönetim, kendi eylemleri ile ilgili özeleştirisini de hiç çekinmeden yapabilecek olgunluğa sahiptir. Art niyet ya da kişisel çıkarla hareket etmelerine imkan olmadığını, azıcık duyarlılıkla düşünebilecek her kişinin görebileceğine emin olduğumuz mevcut yönetim, ilk günden itibaren attığı her adımı tek bir maksatla atmıştır. Bu adımları atarken de ne mesleğe, ne kuruma ne de sanatçılarımıza en ufak bir zeval gelmesine müsaade edilmemiştir, edilemez. Bu adımların neticelerini görmeye başladığımız zaman, özeleştiri ve özür beklediğimiz kişilerle yüzleşmeyi talep etmek de en doğal hakkımız olacaktır.

4-  Hiçbir kurum sanatçısı ile kişisel yakınlık ya da uzaklık nedeniyle AYRIM YAPILMAMIŞTIR. Hiçbir kurum sanatçısının ‘ekmeği ile oynanmamış’, ücretsiz izin almaya ZORLANMAMIŞTIR. Hiçbir kurum sanatçısı dolaylı ya da dolaysız TEHDİT EDİLMEMİŞ, yönetimde olma durumu KÖTÜYE KULLANILIP HAKSIZ CEZALANDIRMA YOLUNA GİDİLMEMİŞTİR. Hiçbir oyun çıkmak üzereyken keyfi ya da kişisel bir nedenle KALDIRILMAMIŞTIR. Genel sanat yönetmeninin, geçmiş dönemlerde de sık sık örneklerini gördüğümüz üzere, henüz provaya başlamamış ya da provada olan ya da oynamakta olan bir oyunu kaldırma hakkı vardır. Bir önceki yönetim tarafından projelendirilmiş, prova sürecinde bulunan bir oyunu; mevcut yönetim kaldırma tercihinde bulunmamış, gerekli kararı verebilmek için o ana kadar çalışılan kısımların seyredilmesini talep etmiştir fakat talep reddedilmiştir. Genel Sanat Yönetmenliği mevcut durumun olası sonuçlarını da değerlendirerek sorunların kronikleşmemesi adına oyunu kaldırma kararı almıştır.

5-  İkili konuşmaları neredeyse bir “dedikodu” mantığı ve kişisel çıkar uğruna, üstelik de SAPTIRARAK açığa koymayı tercih etmek şeffaflık değil, kasıtlı bir ALGI YÖNETİMİDİR. Bunu tercih eden kişilerin unutmaması gerekir ki, açığa çıkarılabilecek başka bir çok ikili konuşma da mevcuttur. Bu ikili konuşmaların içeriğinin mevcut yönetimi TEHDİT, yönetimdeki bazı kişileri mesnetsiz bir şekilde KARALAMA, sanatsal yeterlilik konusunda kendini yüceltme ve meslektaşını AŞAĞILAMA üzerinden şekillendiğine dair ipucu vermek yeterli olacaktır. Partilerden bağımsız olduğunu ispatlamaya gerek bile duymayacağımız mevcut yönetimi, kasıtlı olarak bir partinin üyelerine şikayet etmek ve ‘içeriden’ baskı oluşturmaya çalışmak da bu ikili konuşmalara bir örnek teşkil edebilir. Bu ve benzeri örnekler, MOBBİNG’in bir türü olan DİKEY PSİKOLOJİK TACİZ’e girmektedir. İlgilenenler ve tecrübeliler için araştırılmasını önerir ve hukuksal bir süreç talebi doğurabileceğini de hatırlatmak isteriz.

6-  Kanımızca uğruna mücadele ettiği bir şey için, çevresindekiler adına kendi konumundan vazgeçen kişiye kahraman denir. Kişisel kariyerinin zedelendiğini düşünüp, herkesin ona kötülük yapmak için bir araya geldiğine inanıp maksatlı stratejiler güden kişiye değil. Eylemlerin neticeleri ortaya döküldüğünde, kimin ne olduğu da kamuoyunun ve sanat çevresinin takdirine kalacaktır.

7-  Tüm sanatsal sorumluluğun Genel Sanat Yönetmeni ve kurduğu ekipte olduğunu, hatta böyle kalması için neredeyse 3 senedir zaman zaman verilen mücadeleleri de hatırlatırız. Repertuara seçilmiş oyunlar bellidir. Kurumdaki bir çok yönetmen geçen sezon yönettiği halde bu sezon yönetmemiş, yönetmeyenler de yönetmiştir. Bu bir bayrak devridir. Bunda art niyet aramak en basit ifadeyle çocukluk, bu konuyla ilgili baskı oluşturmaya kalkmak da en ağır ifadeyle şantaj olur. Tıpkı geçmişte olduğu ve gelecekte de olacağı gibi, tüm sanatsal tercihler mevcut yönetimin tasarrufundadır. Bunu daha önceki yönetimlerde görev alan meslektaşlarımız da destekleyecektir.

8-  Şehir tiyatrolu olmak bir onurdur. Bu çatıyı var etmek de, yok etmeye çalışanları engellemek de sorumluluktur. Bu bilinçle hareket ettiğimizden kimsenin şüphesi olmamalı. Herkesi bu sorumluluğu paylaşmaya, ilk günden beri yaptığımız gibi, yine davet ediyoruz. Bir arada durmayı becerebilmek tam da ihtiyacımız olan şey.

Sevgili seyircilerimiz ve meslektaşlarımızdan, bu ve benzeri konular nedeniyle oluşmuş bilgi kirliliği, algı yönetimi ve durum nedeniyle kendi adımıza özür diliyoruz. Bundan sonra gerekli görmedikçe hiçbir açıklama yapmayacağımızı ve oluşturulmaya çalışılan fotoğrafın içinde yer almayacağımızı beyan ediyoruz.

Yeni yılımız kutlu olsun.

Genel Sanat Yönetmenliği

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here