Çağla Coşkun

Boris Vian’ın “Karıncalar” ve John Steinbeck’in “Bir Savaş Vardı” eserlerinden Gökhan Aktemur tarafından sahneye uyarlanan “Karıncalar – Bir Savaş Vardı” adlı oyun, uzun zamandır İBB Şehir Tiyatroları’nda izlediğim en iyi oyundu.

Nedensiz bir savaş, adı olmayan bir asker, mayın tarlaları… Konu aslında oldukça klasik ancak ses, ışık, sahne tasarımı gibi ögelerin etkileyici kullanımıyla çok sert bir oyun karşınıza çıkıyor. Hikâye, isimsiz bir askerin nedenini bilmediği bir savaşa gitmesiyle başlıyor. Herkesin birbirinin aynı olduğu, bir gün daha yaşamaktan başka bir amaçlarının olmadığı cepheden, isimsiz askerimiz firar eder. O kirli ortamda adı kirlenmesin diye söylemeye bile kıyamadığı sevgilisi Jacqueline’e gidecekken bir mayına basar.  Issız bir yerde, tek başına, ayağını o mayından kaldırmadan beklemesi gerekmektedir. “Savaştaki en korkunç an’ı yaşar… Sessizlik… Sürekli sessizlik!” Ancak ne kadar bekleyecektir ki? İsimsiz askerimiz de bizim gibi bunu bilemez,

“Burada ne kadar kalırım, bilemiyorum. Bildiğim bir şey varsa, artık ben seni bekliyorum!”

Çaresizliğin, savaşın mantıksızlığının ve acımasızlığının sahneye yansıması bu oyun… Belki tek bir asker üzerinden anlatılıyor ancak diğerlerinin başına neler gelebileceğinin de sinyalini veriyor. İsimsiz asker… Kaybı ne ifade eder ki zaten bu kirli oyunda? “Yüz dokuz milyon dokuz yüz doksan dokuz bin dokuz yüz doksan dokuza” düşer dünyadaki insan sayısı.

Ergun Üğlü’nün yönettiği oyunun oyuncu kadrosu ise tek ve çok güçlü bir isimden oluşuyor: Mert Turak! Daha önce Cabaret, Leonce ile Lena, Kantocu gibi oyunlarda izlediğim ve büyük hayranlık duyduğum Mert Turak, sahnede her saniye biraz daha büyüyor. Oyunun ikinci yarısını tek ayak üstünde durarak tamamlayan Mert Turak, oyun boyunca da oradan oraya atlayarak, suyun içine girerek muhteşem bir performans sergiliyor. Enerjisiyle oyundan hiç kopmayan Mert Turak sayesinde, akıcı bir 80 dakika izliyorsunuz.

Ezcümle; bu bir savaş oyunu… Bu bir asker oyunu…  Yaşayacakları zamanlarda bitmeyen çirkin oyunlarda ölen insanların oyunu… Acaba bir seçme şansları olsa nasıl davranırlardı? Yaşamak ve ölmek arasındaki o ince çizginin hangi tarafına geçmek isterlerdi? “Bugün de ölmedim sevgilim, umarım yarın da ölmem” gibi basit dilekleri olan, o karanlık içindeyken bile hayata tutunabilmek için pamuk içinde fasülye yetiştiren genç askerlerin hikâyesi…

Kimse ölmesin diye, inadına barış, hep barış!

Artık sadece barışın kazanması dileğiyle…

Oyunun Künyesi:
Süre : 80 Dakika / Tek Perde
Yazar : Borıs Vıan – John Steınbeck
Yönetmen : Ergun Üğlü
Yardımcı Yönetmen : Nazif Uğur Tan – Gözde İpek Köse – Gökhan Aktemur
Çeviren : Işıl Yüce – Ülkü Tamer
Müzik : Tolga Çebi

Oyunun fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here