Geçmişin Hesabı, Geleceğin İnşâsı

Boğaziçi Üniversitesi mezunları tarafından 1995 yılında kurulmuş olan Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu (BGST) bu sezon Türkiye’de tiyatronun mihenk taşlarından olan Muhsin Ertuğrul’un geçmişiyle hesaplaşmasını ve tiyatromuzun Osmanlı’dan Cumhuriyet’in ilk zamanlarına kadar uzanan dönüşüm sürecini geçmişe bir ayna tutarak “Kim Var Orada?” adlı oyunla sahneliyor…

Kim Var Orada3

Daha önce Türkiye’de özellikle son on yılda yaşanan toplumsal dönüşümün farklı kesimlerden insanlar üzerinde yarattığı kırılma ve çelişkilere odaklandığı ve üç kardeşin kesişen hikâyesinde tartıştığı “Karşılaşmalar” adlı oyunla dikkat çeken BGST yine kollektif bir reji ve metin çalışması yaparak Muhsin bey’in kişisel tarihinin yanında ülkemiz Tiyatro’sunun kurumsallaşma sürecine ışık tutuyor…

“Kim Var Orada?” adlı oyun Muhsin bey’in anılarını kaleme aldığı sırada başlıyor ve anılar yazılmaya başlandığında, biri ilk hocam dediği dostu Vahram Papazyan, diğeri hiçbirimizin adını bilmediği bir kadın oyuncunun hayaletlerinin belirlemesiyle ve üçünün bir arada son kez Hamlet oynama isteğiyle devam ediyor…

Günümüz Türk tiyatrosunun temellerini oluşturan, 19.yüzyıl Osmanlı temaşa sanatının doğuşunda ve gelişiminde Ermeni tiyatro sanatçılarının ve Ermeni tiya tro topluluklarından; Şark Tiyatrosu, Vartovyan, Mağakyan, Bengliyan, Fasulyacıyan, Güllü Agop, Mınakyan gibi büyüklü küçüklü tüm Ermeni tiyatrolarının Cumhuriyet ile birlikte kurumsallaşma sürecine girecek olan Türk Tiyatrosunun oluşumunda ve gelişiminde şüphesiz büyük katkısı bulunmakta… Örneğin, dönemin şartları ve anlayışı içerisinde Türk tiyatro tarihinde sahnede elli yılını tamamlayarak, jübilesi yapılan ilk tiyatrocu olma özelliği taşıyan Mardiros Mınakyan, Maarif Nişanı’yla (kültür sanat alanında üstün başarı gösterenlere verilir) da ödüllendirilmiş ve ölene dek tiyatronun gelişimi için çalışmıştır.

Kim Var orada2

1911 yılında, Odeon Tiyatrosu’nda Muhsin Ertuğrul ve Vahram Papazyan ortaklığıyla İlk Türkçe Hamlet’in oynanışı, Papazyan ve Ertuğrul dostluğunun ilerlemesine vesile olur… Henüz 19 yaşındaki Muhsin Ertuğrul bu oyunda Leartes rolündedir, ve karşısında o dönemde alışılmışın dışında  ‘alaylı’ olmayan, Avrupa’da tiyatro eğitimi almış bir aktör vardır. Bu oyunla birlikte gelişen can dostlukları bir yana, Papazyan’ın , ‘Ne yap et, bu işin Avrupa’da eğitimini al!’ tavsiyesiyle yola çıkan Ertuğrul, ömrü boyunca Türkiye tiyatro ve sinemasında, ‘ilklere’  imza atacaktır…

“Kim Var Orada?” adlı oyunun metin düzenlemesi Cüneyt Yalaz ve İlker Yasin Keskin’e ait… Metin araştırma süreci ve arşiv toplanması, hatta Ermeni’ce yazılmış kaynakların Türkçeye çevrilmesi, ve projeye çok önemli katkılarından ötürü başta Boğos Çalgıcıoğlu ve Fırat Güllü’yü, danışmanlık ve proje sürecindeki katkılarından ötürü, Uluç Esen, Nesim Ovadia İzrail, Mesut Tufan, Sevan Değirmenciyan Kemal Balta ve Ömer F.Kurhan’ı bu kadar başaralı bir dramaturji çalışması için de ayrıca kutlamak gerek diye düşünüyorum… Dönemin birebir eleştirisini yaparken tarihsel süreci ve yaşananları tüm gerçekliğiyle yansıtmış olmasına çaba gösterilerek Muhsin Ertuğrul’un kimliği ve tiyatro tarihimizin gerçek yaratıcılarıyla bizleri yüzleştirmesi ise metni bence daha ayrıcalıklı kılıyor… Oyunun müzikleri Aybars Gülümser tarafından yapılmış ve dramatik örgüyü güçlendirmekte… Dekor tasarımı Özgür Eren, Işık Levet Soy ve Özgür Eren’e, Kostüm tasarımı Banu Açıkdeniz ve Duygu Dalyanoğlu’na ait… Bütünsel anlamda ansambl bir uyum içinde, oyuncular ve az önce isimlerini belirttiğim tüm ekip üyelerinin ayrı ayrı başarıları, sahnede izlediğimiz bütüne çok güzel bir şekilde yansıyor…

Kim Var Orada1

Cüneyt Yalaz, rolünde son derece başarılı, karakterin tarihsel bütünlüğü içinde  içsel ve ruhsal imgelerini başarıyla yorumlayarak, kimi yerlerde ölçülü kreşendo’larıyla adeta seyirciyi oyunun ilk birkaç dakikasında avucunun içine alıyor….Tabi sahnede ona el veren İlker Yasin Keskin’in ise karakterin fiziksel bütünlüğünü ön planda tutarak, adeta rol kişisinin iç çatışmasını ve içsel dürtülerini,  bazen rolün de istediği abartıya kaçarak son derece bağdaşık bir bütünlükte yansıtıyor… Her iki oyuncu, adeta oyunculuk dersi niteliğinde başarılı bir çalışma sunuyor… Elbete bu iki oyuncuya yalınlığı ve illüzyon içinde inandırıcı naifliği ile Banu Açıkdeniz, bir sahne perisi gibi eşlik ediyor…

“Kim Var Orada?” bu sezonun çok konuşulacak oyunlarından… Bu oyunla ilgili yazımı Vahram Papazyan’ın 1964 tarihinde Erivan’dan Muhsin Ertuğrul’a gönderdiği, ve şu anda Erivan Edebiyat ve Sanat Müzesi’nde bulunan mektupla bitirirken, oyunun izlenmesi gerekenler listesine alınmasını ve kaçırılmamasını öneriyorum…

“Çok sevgili Muhsin Bey,
İşte, uzun bir aradan sonra, herhangi bir haber alma olanağım bulunmadan, özellikle sana yazıyorum. Umarım bu mektup eline ulaşır. İstanbul’da veya Ankara’da sahneye çıkmak istiyorum. Henüz vaktimiz varken, bu işte bana yardımcı olmanı rica edeceğim. Bu nedenle senden ricam; Bir dilekçe hazırlayıp Moskova’ya, aslını da benim adresime göndermen ki buradan takip edebileyim. Sayat Bey, dilekçemi hangi adrese göndereceğini sana bildirecek. Senin uygun göreceğin bir rolü halen oynayabilecek durumdayım. Türkçe veya başka bir dille.

Her zaman kardeşin ve dostun… Vahram Papazyan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here