Bugünlerde elimizde bir şey kaldı: Nasıl göründüğümüz. Satın aldıkça biz de birer ürüne dönüştük. Daha parlak, daha pürüzsüz, daha taze… Görüntüleri satın aldıkça görüntüye…

Sabit ve Nurten de dönüşüyorlar. Elektrik süpürgesine, kovaya ya da bir başka şeye… Ve soruyorlar: ‘Bir kadının raf ömrü kaç yıldır?’

Bugün burada bu kadın ölecek ve hepimiz rahatlayacağız.
Yaşadığımız vahşet dolu dünya, pek evcil linç kültürümüz, kadın düşmanlığımız bir tarafa… “Kurbanın Kalça Egzersizleri”, tüm kurbanlar için bir kılavuz görevi yapıyor. Oyun, bir hikaye, iki kurban ve altı egzersiz üzerine kurulu. Egzersizler, her kurbanın severek ve kolayca yapabileceği, hem de bedava bir hayata sığdırılabilecek türden…

Bu altı egzersizin her biri, kendi başına da bir oyun olacak şekilde tasarlandı. Yani her egzersiz, kendi başına da bağımsız hareket edebilsin. Bu altı egzersiz oyun metninin kendi baskısından da kurtulup özgürleşebilsin. Bu özgürleşme meselesi yüzünden, benzer bir tekniği metinle, oyuncunun bedeni arasında da kullandık. Yani sözler her zaman bedene ihtiyaç duymayabilir. Bir elektrik süpürgesi, kova ya da bir kağıt parçası da konuşabilir.

Görüntülerin dünyasında, nesnelerin hacmi önemsenmeyecek kadar küçük. Oyun boyunca bu görüntüler ve hayallerin peşinden koştuk.

Çok uğraştık, çok yorulduk, çok karıştık.

“Kurbanın Kalça Egzersizleri” Kasım Ayında Sahne Tatavla’da
20 Kasım Pazartesi 20:30

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here