“Mehmet Özgür’e yöneltilen suçlamalar üzerine…”

Mustafa Demirkanlı
6216 Görüntülenme

Antalya Şehir Tiyatrolarına Bir de Ben Uzanayım Dedim. 

Uzun bir aradan sonra haberciliğe kısa bir geri dönüş yapayım. Dün tiyatrodergisi.com.tr de “Antalya Şehir Tiyatrosu Oyuncularından Mehmet Özgür’e şok suçlamalar” başlıklı yazı, Sözcü Gazetesinin yaptığı haber kaynak gösterilerek olduğu gibi yayımlanmış.

Bu haber neden ilgimi çekti, önce onu aktarayım. AŞT, Mehmet Özgür’ün Genel Sanat Yönetmenliği’nde son yıllarda çok parlak işlere imza attı. Türkiye’ye örnek gösterilecek örgütlenmeleri gerçekleştirmiş, Türkiye’nin tek – içi dolu, önemli işleve sahip – çocuk ve gençlik tiyatrosu birimini kurmuş ve yıllardır sapmadan ilerlemiş, bozulmamış ve sürekli gelişmiş bir yapıya sahip olması, ayrıca Kukla Tiyatrosu birimini de hayata geçirmiş; yapısıyla, kadrosuyla örnek bir kurum tiyatrosu olan AŞT’nin bende ki yeri çok farklıdır. Yara almasını, bozulmasını istemem, üzülürüm. İşte bu nedenle haber ilgimi çekti.

Yayın yönetimi, haberi bir başka gazeteden aldıkları için olduğu gibi yayımlamışlar. Burada bir sıkıntı yok ama yukarıda anlattığım nedenlerden dolayı, geç saatlerde okuduğum haberden sonra Mehmet’i (Özgür) aradım. Bir de kendisinden dinlemek istedim.

Mehmet Özgür’ün anlattıkları aşağıda, zaten kendisi de önümüzde ki günlerde geniş bir basın açıklaması yapacağını ve bu kişiler ile ilgili hukuksal işlem başlattığını söyledi.

Haberde adı geçen Talat Turhan Türkeli, hiç bir zaman AŞT’nin kadrosunda yer almadı. Mustafa Akaydın (Menderes Türel’den önceki CHP’li Belediye Başkanı) döneminde kurulmuş  olan ALDAŞ A.Ş. isimli bir belediye şirketinin üst düzey yönetici kadrosunda 2009 yılı itibari ile aylık 7.500 TL maaş karşılığında görev aldığı, 2009 yılı öncesinde de İstanbul’da dublaj sanatçısı olarak çalıştığı bilinmektedir. Mustafa Akaydın’ın seçimi kazanması ile işe alınmıştır. Bu süre içerisinde, 2009 – 2014 yılları arasında ki Mustafa Akaydın döneminde ALDAŞ A.Ş.’de hiç bir görev üstlenmemiş, bunun yerine dönemin Sanat Yönetiminde, Antalya Belediye Tiyatrosu’nda 8 ayrı oyunda oyuncu ve yardımcı oyuncu olarak görev almıştır. O dönemde tiyatro çalışanları, tiyatroda oyunculuk yapan, mesleği oyunculuk olan kişiler azami 1.500 TL maaş ile çalışmaktaydılar. 

Bu belgelere Antalya Büyükşehir Belediyesi’ndeki, Talat Turhan Türkeli özlük dosyasından ulaşılabilir. 

Aldığı maaşı, çalıştığı süre içerisinde tüm tiyatro yönetimi ve çalışma arkadaşlarından gizleyerek hareket etmiştir. Menderes Türel seçimi kazandıktan sonra, tiyatroda genel sanat yönetmeni seçimi oldu ve Talat Turhan Türkeli ile bu mesnetsiz iftiraların sahiplerinin de içinde bulunduğu kadronun oylarının tamamını alarak genel sanat yönetmeni seçildim. Haberde belirtildiği gibi belediye yönetimi tarafından göreve getirilmedim. Şahsımın sanat yönetmenliğinde sahneye koyulan “Öteki Dünya’ya Götürecek Değilsin Ya” adlı ilk oyunun kadrosunda, Talat Turhan Türkeli oyunun sahnelendiği süre boyunca oyuncu olarak görev aldı. İşten atmakla itham edilen bir sanat yönetmeni olarak şahsım, sizce sanat yönetimini yaptığım tiyatromuzun ilk oyununun kadrosuna bu şahsı dahil eder miydi? Belediye seçiminden sonra, yönetim yaklaşık 1 yıl sonra ALDAŞ A.Ş’yi feshetti, dolayısı ile Talat Turhan Türkeli de fesih edilen bu kadronun içinde yer aldı ve ALDAŞ A.Ş. tarafından kendisine yüklü bir miktarda tazminat ödendi. Bu süreçten sonra, görev aldığı oyunun devam edebilmesi için belediye yönetimi kendisine, diğer oyuncu arkadaşlarının yer aldıkları kadrodan ve maaştan devam edebilmesi için teklifte bulundu. Kendisi, çalışma arkadaşlarının aldığı maaş ile çalışmayacağını söyleyerek, belediye yönetiminin teklifini  reddetti. Şahsım ile dostane bir şekilde vedalaşarak, tiyatrodan kendi isteği ile ayrıldı. Bu dostluk, 2015 yılında, Şehir Tiyatrosu kurumlaşmasını gerçekleştirmemden bir süre sonrasına kadar devam etti. Çalışan oyuncuların, Şehir Tiyatrosu kadrosuna dahil edilme süreci içerisinde, bu kadroda yer alamadığı için, dostane tavrını sonlandırıp, mesnetsiz iddia ve suçlamalara yönelmiştir. 

2016 yılında kurulan Döşemealtı Belediyesi Halk Tiyatrosu’na oyuncu olarak dahil oldu. 2019 yılına kadar toplam 3 yılda, haftada 1 gün sahnelenen oyun programı içerisinde yer alan sadece 4 oyunda oynamıştır.(Bilgi için, Döşemealtı Belediyesi internet sitesinden kayıtlara bakılabilir.) 2019 Belediye seçiminden sonra, seçimi tekrar kazanan bir önceki dönemin belediye yönetimince ekonomik nedenler sebep gösterilmek kaydı ile tiyatro lağvedilerek sanatçıların sözleşmeleri feshedilmiştir. Ortada kapatılan bir tiyatro olmasına rağmen bundan neden bahsedilmediği de düşündürücüdür. Bu fesihten hemen sonra şahsımı hedefe koyup, yaptığı suçlamalarla sahte bir gündem yaratmaya çalışarak, Şehir Tiyatromuza tekrar dahil olmayı hedeflemektedir. Tiyatro sanatının gerektirdiği öz disipline sahip olmadığı, elimizdeki yönetmen raporlarında mevcut olmakla birlikte, oyuncu olarak görev yaptığı sürelerde çalıştığı Döşemealtı Belediyesi Halk Tiyatrosu’nun sanat yönetmeninden de sorgulanabilir. 

Hüseyin Yirik ile ilgili gerçeklere gelince, kendisi hayatı boyunca istanbul’da dublaj yaparak geçimini sağlamıştır, Talat Turhan Türkeli’nin yakın dostudur. 22.09.2010  tarihinde, o dönemde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan Talat Turhan Türkeli’nin vasıtasıyla tiyatroya oyuncu(!) olarak alınmıştır. 2014 yılına kadar toplam 6 ayrı oyunda oyuncu ve yardımcı oyuncu olarak kendisine dönemin sanat yönetmeni tarafından görev verilmiştir. Belediye yönetiminin değişmesiyle gerçekleştirilen tasarruf tedbirleri nedeniyle o dönem bağlı bulunduğumuz daire başkanlığınca iş akdi feshedilmiştir. Bu süreye kadar tiyatromuzda görev almış, yukarıda belirttiğim, oyların tamamını alarak seçildiğim, Genel Sanat Yönetmenliği seçiminde  oy kullanmıştır. İş akdi feshedildikten sonra, belediyemize dava açmış, tazminatını almıştır. Bu süre içerisinde kendisiyle olan dostluğumuz, Talat Turhan Türkeli’yle olduğu gibi 2016 yılına kadar devam etmiştir. 2019 yerel seçimlerine kadar hakkımda hiç bir suçlamada bulunmayan Hüseyin Yirik, yine Döşemealtı Belediye Tiyatrosu’nun kapanmasıyla, Talat Turhan Türkeli’yle aynı yöntemi deneyerek, Şehir Tiyatromuza girmeyi amaçlamaktadır. Kendisini işten atmış olmakla suçladığı şahsım, sanat yönetmeni olarak seçildikten aylar sonrasına kadar kendisiyle çalışmıştır. Art niyet taşıyor olsaydım, sanat yönetmeni seçildikten hemen sonra bunu gerçekleştirmiş olurdum, ki bir sanat yönetmeni böyle bir yetkiye sahip değildir. Bu yetki önce yönetim kurulu, devamında insan kaynakları ve başkanlık onayıyla gerçekleşir. Bu şahıslar ile ilgili tiyatromuzun yönetim kurulu kararları içerisinde  alınmış iş akitlerinin fesih edilmesine yönelik böyle bir karar yoktur. 

Sinem Arslanoğlu Çakıcı’nın iddialarına gelince…

2011 yılında, dönemin tiyatro ve belediye yönetimi tarafından açılan sınava girerek, o dönemki statüsüyle belediye tiyatromuza taşeron işçi olarak alındı. 2014 yılına kadar toplamda 3 oyunda görev aldı. Şahsımın genel sanat yönetmeni olarak seçildiği  seçimde oy kullananların içindeydi. Yine benim sanat yönetmenliği dönemimin ilk oyunu olan “Öteki Dünyaya Götürecek Değilsin ya” oyununda provalara katıldı. Provalar sırasında hamileliği nedeniyle affını isteyerek projeden ayrılma talebinde bulundu, ben de kabul ettim.  Yeni belediye yönetiminin taşeron politikasında yaptığı düzenleme sonrasında, belediye yönetimi tarafından iş akdi fesih edildi, Bu uygulama tamamen tiyatromuzun ve şahsımın tasarrufu dışında gerçekleşti. Belediyecilik ile ilgili bilgiye sahip olanlar bu uygulamanın tiyatro sanat yönetmeni tarafından yapılamayacağını zaten bilirler. Sonrasında belediyeyi mahkemeye vererek tazminatını aldı. Kendisi de yukarıdaki bahsi geçen diğer iki şahıs gibi, eşi Gürkan Çakıcı ile birlikte Döşemealtı Halk Tiyatrosu’na katılmış, daha sonra Döşemealtı Halk Tiyatrosu’nun kapatılması ile iş akdi diğer oyuncular gibi fesih edilmiştir. Orada görev aldığı süreç içerisinde şahsıma ve tiyatromuza yönelik açık, doğrudan bir suçlamada ve mesnetsiz iftiralarda bulunmamıştır. Her nedense Döşemealtı Halk Tiyatrosu’nda iş akdinin sonlanmasıyla yine şahsımı hedefe koyarak saldırı ve iftiralara başlamıştır. Nedeni tahmin edebileceğiniz üzere şehir tiyatromuza girebilmek için planlamış sahte bir gündem yaratmaya çalışmaktan başka birşey değildir. 

Bütün bu olaylar, Genel Sanat Yönetmenliğimin ilk yılında gerçekleşmiş ve bu uygulamalar sonrasında oyuncu kadrosundaki eksilme nedeniyle “Öteki Dünyaya Götürecek Değilsin ya” adlı oyunumuz maalesef oynanamaz hale geldiğinden yönetim kurulu kararıyla repertuvardan çıkarılmıştır. Bunun yanı sıra iddialar içerisinde yer alan, bu kişilerin yerine eşimi ve kız kardeşimi kadroya aldığım söylenmektedir. Oysa kızkardeşim 1991, eşim ise 1997 yılından itibaren tiyatromuzun emektar oyuncularındandır. İşe dönemin sanat yönetmeni Müfit Kayacan tarafından alınmışlardır. Bu gerçeği kendileri de bilmekte  ve birlikte çalıştığımız süre içerisinde, geçmiş yıllarda “maaş almadan” tiyatro adına verdiğimiz bu mücadeleyi takdir etmekteydiler. 

Peki bu insanlar neden beni şimdi hedefe koyuyorlar?

Antalya Şehir Tiyatroları’nın kurucu sanat yönetmeni olarak tiyatro sanatının öz disiplinine ne kadar  bağlı olduğumu birçok tiyatro otoritesinin bildiği gibi, bu şahıslar da iyi bilmektedir. Sayıştay’dan onayı olan ülkemizin tek şehir tiyatrosu yönetmeliğine sahibiz. Nilüfer Kent Tiyatrosu, Denizli Şehir Tiyatrosu ve daha kurulma aşamasında olan birçok şehir tiyatroları da yönetmeliğimizi referans olarak almaktadır. Merak edenler Antalya Büyükşehir Belediyemizin internet sitesinde yönetmelikler sekmesinden yönetmeliğimize ulaşarak, inceleyebilir. Bu inceleme sonrasında da görülecektir ki, bu yönetmelik ne şahsımın ne de bir başka şahsın menfaatini, tiyatronun menfaatinin önüne koymaz, ancak şu andaki mevcut tiyatro yönetimini ve sahip olduğumuz yönetmeliği, bu tür mesnetsiz iftiralarla yok etmeyi hedefleyerek, son 5 yılda geliştirdiğimiz tiyatromuzun sanatsal işleyiş sistemini değiştirip, kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmayı amaçlamaktadırlar. “

Mehmet Özgür ayrıca Sözcü gazetesinin haberine ilişkin de şunları ifade etti:

“Sözcü gazetesinin muhabiri aradı ve bu haberi yazdığını bazı kişilerin iddialarda bulunduğunu, kişilerin isimlerini gizli tutarak tarafıma iletti. Ben de kendisine burada yaptığım açıklamalardan daha detaylı bir şekilde belgeler sunarak iddialara yanıt verdim. Fakat iddialara verdiğim yanıtların ve yaptığım açıklamalarımın bir kısmını yayımlamış gibi yapmış, yaptığım açıklamaların büyük çoğunluğuna maalesef yer vermeyerek, şahsım ve tiyatromuz üzerinden kamuoyunda yanlış bir algı oluşmasına zemin hazırlamıştır.  Buna rağmen haberi okuduktan sonra kendisini arayarak az da olsa açıklamalarıma yer verdiği için teşekkür ettim. 

Daha önce ki yıllarda tahminen bu kişilerce bir başka gazetede yaptırılan ve benzer gerçekdışı iftiralar içeren bir haber sonrasında belediye teftiş kurulunca hakkımda yapılan soruşturmada hiç bir suç unsurunun olmadığına dair gerekçeli karar da özlük dosyamda mevcuttur.”

Mehmet Özgür, kendi penceresinden olayları detaylarıyla açıkladıktan sonra, önümüzdeki günlerde  geniş bir basın açıklaması yapacağını sözlerine ekledi. Ülkemizde sahne açan kurumsal tiyatroların  genel sanat yönetmenleri ve önemli tiyatro insanlarından oluşacak olan bir inceleme heyeti tarafından denetlenmeye açık olduklarını ve bu denetleme sonrasında gerçeklerin herkes tarafından daha net bir şekilde görülebileceğini ifade etti.

Ben, Antalya Şehir Tiyatrosu’nun yaralanmasını, berelenmesini, gerçeklikten uzak iddialarla yolundan saptırılmamasını isterim.

Gerçek nedir bilmiyorum. Mustafa Demirkanlı olarak Mehmet Özgür’e inanırım ama Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olarak böyle bir inanç belirtemem. Ben ilk deşmeyi yaptım, yayın yönetimindeki arkadaşlar haberin takipçisi olacak, gelişmeleri sizlere aktaracaklardır.

 

Mustafa DEMİRKANLI

Tiyatro…Tiyatro…Dergisi

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

 

İlgili haberimiz: http://www.tiyatrodergisi.com.tr/antalya-sehir-tiyatrosu-oyuncularindan-mehmet-ozgure-sok-suclamalar.html

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku