Latif Acarlıoğlu

Bu kez, Eskişehir B.B.Sanat ve Kültür Sarayı’nda ünlü İngiliz komedi yazarı Ray Cooney (1932-)’in oğlu Michael Cooney (1967-) ile birlikte yazdığı ve İlham Yazar’ın yönettiği “Tom, Dick ve Harry” oyunundayız. Konu, tipik bir İngiliz çifti olan Tom ve Diana’nın evlat edinme serüveni. Bu karı-kocanın her şeyi var, hatta fazlalıkları bile! Tek eksikleri çocuk. Bunun yolu da evlat edinmekten geçmekte. Bu nedenle, evi çocuğun yaşayabileceği şekle sokup kontrol için gelecek olan Bayan Potter’i heyecanla beklemekteler.

tom dick ve harry (1)

Fazlalıkları ise, sürekli başlarına iş açan Tom’un iki uğursuz erkek kardeşinin olması. Ortanca kardeş Dick, evlerinde kalıp kira ödemez ve sürekli ayakaltında dolaşarak Linda’yı çılgına çevirir. Bununla da yetinmeyip birtakım yasa dışı işlere girişerek sigara-içki kaçakçılığı yapar ve “malları” evde istifler. Ayrıca göçmen kaçakçılığına da soyunan Dick, haberleşme adresi olarak ağabeyinin adresini ve telefon numarasını verir.

Küçük kardeşi Harry ise, ondan hiç de aşağı değildir. Başka yerde yaşamasına rağmen, neredeyse evin bir üyesi gibidir. Güya, ağabeyi Tom’a iyilik yapmak için oturduğu evin değerini düşürerek evi almasına yardımcı olacaktır. Hastanede çalışmasından yararlanıp bir ceset getirerek evin bahçesine gömecek, böylece cesedi görenler bu evi almaktan vazgeçecekleri için Tom evi ucuza kapatacaktır. Fakat evdeki hesap çarşıya uymayınca, aksilikler birbirini kovalar. Öyle ki, bir ara ev, kaçak sigara paketleri, viski şişeleri, yasa dışı gelen göçmenler ve ceset parçalarıyla dolar taşar. İşte böyle karışık bir ortamda, evi ziyarete gelen Bayan Potter ile durumdan şüphelenen Polis memuru Downs’un şaşkınlığını ve ortaya çıkan komediyi tahmin etmek hiç de güç olmasa gerektir! Özellikle de ceset parçalarının ortaya saçılması, seyircileri gülmekten kırar geçirir. Hele de parçalar, üç kardeşin kollarındayken görevli kadının aniden ortaya çıkması, şaşkınlığı hat safhaya çıkarmakla kalmaz, salonu kahkahaya boğar.

tom dick ve harry (3)

Dakikada birçok kapının açılıp kapandığı, girenin çıkanın haddi hesabı olmadığı bu evde, Harry’nin kapılarla yetinmeyip zaman zaman pencereleri kullanması, komedinin dozunu daha da artırır. Olaylar öylesine karışır ki, kimin elinin kimin cebinde olduğunun bilinmediği ve olayların arapsaçına döndüğü bu ortamda, seyirciler gülmekten kırılır. Bu arada, Tom dayanamayıp hüngür hüngür ağlarken, bunlara sebep olan sözde “iyilik meleği” iki kardeş, ağabeylerine sürekli masaj yaparak onu anlamaya çalışıyormuş gibi yaparlar.

Ancak olaylar ne kadar karışık olursa olsun, Tom işin içinden çıkmak için her zaman bir yol bulmuştur ve yine bulacaktır. Birden, görevli Bayan Potter’a Reality Show yaptıklarını söyleyerek durumu kurtarmaya çalışır. Ayrıca, Shakespeare’in ilk ve en kanlı oyunu olarak bilinen Titus Andronicus’un provasını yaptıklarını söyler. Oyun içindeki bu oyun, kuşkulu da olsa evdeki cesedi açıklayıcı niteliktedir.

 Sırasıyla Tom, Dick ve Harry’i oynayan, Devrim Özder Akın, Murat Danacı ve Ercüment Yılmaz’ın diğer oyunlarda görmeye alıştığımız gibi performansları çok yüksek. Özellikle de, hemen her an sahnede olan Akın, “bu kadar enerjiyi nasıl buluyor?” dedirtiyor insana. Yılmaz her zamanki formunu korurken, Danacı’dan biraz fazlasını beklediğimi itiraf etmeliyim. Ayrıca seyircilerin de ondan beklentilerinin yüksek olduğuna inanıyorum. Yazarın eşiyle aynı adı taşıyan Linda rolü ise, Başak Boran Oksal için biçilmiş sanki! Sahnede Tom ve kardeşleri kadar uzun zaman görünmese de, panik, endişeli, sinirli rollerin hakkını fazlasıyla veriyor.

Kosova’lı kaçak göçmenleri canlandıran Elçin Tezcan ve Pınar Bekaroğlu’nu da çok becerikli buldum. Özellikle korkak ve ürkek halleri çok iyi özümsemişler. Arnavutçayı iyi konuşuyorlar mı bilemiyorum ama seyircileri coşturup eğlendirdikleri, salondaki kahkahalardan anlaşılıyor. Gerek ninenin sarhoş halleri, gerekse her ikisinin iletişim sorunları yüzünden yaptıkları zengin el, yüz ve kol hareketleri hayranlıkla izleniyor. Yine de nineyi, temsil ettiği yaşa göre fazla hareketli bulduğumu söylemeden geçemeyeceğim. Kıyafetinin ve mimiklerinin desteklediği Boris, diğer bir deyişle Berkay Gökçek, hem fiziksel hem de ruhsal olarak temsil ettiği karaktere uygun. Bayan Potter’ı canlandıran Çiğdem Altuğ ise, çocuk edinmek gibi ciddi bir konuda biraz daha sert ya da en azından kararlı görünse daha iyi olurdu kanımca.

Bu sezon izlediğimiz diğer oyunlar Aslan Asker Şvayk, Halktan Biri ve Töre’nin başarılı olup olmadıklarına karar verecek olanlar elbette seyirciler. Ama bu üç oyunda, işlenen konuların iç karartıcı olduğu bir gerçek. Son derece güncel olan göçmen konusuna da dokunduran Tom, Dick ve Harry’nin bizleri güldürüp eğlendirmesi, bir an olsun sorunlarımızı unutturması açısından yerinde oldu. Yukarıdaki oyunlarla “Yeterince düşündük, biraz da gülelim” diyorsanız, Tom, Dick ve Harry tam size göre!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here