Kültür Bakanlığı, bir yıldır sumen altından yürüttüğü, Türkiye’de sanatın sanat değerini sıfırlayacak yasa çalışmasını kendi internet sitesine koydu, toplumdan gelecek tepkileri ölçmeye başladı.

Ülkemizde sanata ilişkin hemen tüm devlet kurumlarının kapatılmasını öngören taslağın yasalaşması halinde “Türkiye Sanat Kurumu” (TÜSAK) adlı yeni bir yapılanmaya gidilecek. Tüm sanat etkinliklerine, desteklerine TÜSAK karar verecek. Mevcut yapılar ortadan kaldırıldığı için hükümet istediği yapılanmayı istediği kadrolaşma ile birlikte gerçekleştirmiş olacak.

Bu yolla Türkiye’nin bütün sanat birikimi sıfırlanacak, bugün başında “devlet” sözcüğü olan tüm kurumların başına fiilen “hükümet” sözcüğü getirilecek. Hükümet tiyatroları, hükümet opera ve balesi…

Taslak, büyük çoğunluğu güvencesiz hizmet veren sanatçıların tümüyle taşeronlaşmasına neden olacak boyutlar içeriyor. Zira, eserinizi toplumdan önce hükümetin belirlediği kişilere beğendirmek zorundasınız.

***

21 Mayıs Çarşamba günü Devlet Tiyatroları Opera ve Bale Çalışanları Yardımlaşma Vakfı (TOBAV) İzmir Şubesi’nin ev sahipliğini yaptığı bir toplantıda, taslak enine boyuna konuşuldu. İzmir milletvekili arkadaşlarımız Mustafa Moroğlu, Musa Çam ve il başkan yardımcımız Ülkümen Rodoplu ile birlikte dinleyiciydik.

TÜSAK, sanat kurumlarının yeniden düzenlenip nasıl destekleneceğini yasaya bağlıyoruz adı altında tam bir tuzak. AKP’nin ezeli mantığı bu. İçindekilerin de bazı sorunlar olduğunu kabul ettiği kuruma ilişkin bir yasa hazırlıyorlar, mevcuttan daha kötü hale getirip bırakıyorlar. Eleştirileri de “bu kurumun yeniden düzenlenmesi gerekliliğini içindekiler istedi” deyip etik dışı anlatımlara girişiyorlar.

Sanatçılar Hale Gökalpsezer, Yavuz Daloğlu, Prof. Çetin Aydar, Prof. Semih Çelenk, Arda Aktar, Arkın Zirek, Burç Balcı, Gündüz Öğüt, Altuğ Dilmaç, Mehmet Ege, sanatın hükümet güdümünde değil, devlet desteğinde olması gerektiğini örneklerle anlattılar

AKP iktidarı döneminde emekli olan sanatçıların yerine yeni kadrolar açılmıyor. Boşluk, sadece planlanan günlerde çalışan ve o günlerin parasını alan sözleşmeli sanatçılarla dolduruluyor. Bursa Filarmoni Derneği’nden Burç Balcı’nın hesaplamasına göre bu yöntemle çalışan bir sanatçı 87 yaşında emekli olabiliyor.

Taslakla toplam 52 sanat kurumuyla birlikte sanatçıların da ruhu yok ediliyor.

***

Sanata yönelik bu tuzak sadece sanatçıların değil, tüm toplumun sorunudur. Sanatçıların yasaya karşı başlattığı mücadeleye çağın değerlerini özümsemiş tüm kesimlerin omuz vermesi gerekir. Dikkatlice okuduklarında AKP’ye oy vermiş sağduyu sahibi kesimlerin de bunu kabul etmesi mümkün değildir.

Gündüz Öğüt, Afyon’da çobanlık yapan dedesinin nasıl sanatçı olduğunu, bunun sonraki üç kuşağı nasıl etkilediğini konuşmasının ilk birkaç dakikasında özetledi. Sanat kurumlarının kapatılmasıyla derinleşecek karanlığın tarihi bir fotoğrafıydı bu.

Yavuz Daloğlu’nun yayına hazırladığı, 1961 yılında basılmış “Tiyatro ve Opera Komitesi Raporu”, tarihimizde hiçbir dönemin bugünkü iktidar kadar sanata düşman olmadığını ortaya koyuyordu. Prof. Özdemir Nutku kitabın arka kapağında, “Devlet Tiyatroları, Operaları, Baleleri ve Senfoni Orkestraları halkın malıdır, hükümetlerin değil” diyordu.

Sanatçılar, halkı kendi eserlerine sahip çıkmaya çağırıyor.

Ne mi yapmalı?

Bu yazıyı okuyan herkes ilk iş olarak bir sanat etkinliğine katılmayı planlasa ve katılsa…

Hiç kimse için değil, kendisi ve kendisinden sonraki kuşaklar için…

Kaynak: Cumhuriyet

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here