Okuma Tiyatrosu Ekibinin Cevabıdır

editor
400 Görüntülenme

İzmir Braille Okuma Tiyatrosu Ekibi Oyuncuları tarafından, 11.01.2020 tarihinde Gazete Duvar’dan aktardığımız “Görme Engelli Oyunculardan Yönetmene Sahnede Protesto” başlıklı ( http://www.tiyatrodergisi.com.tr/gorme-engelli-oyunculardan-yonetmene-sahnede-protesto.html ) haberimizle ilgili tekzip metnini yayınlıyoruz:

Okuma Tiyatrosu Ekibinin Cevabıdır

Bu metin, sanatın birleştirici ve bütünleştirici gücüyle bir araya gelmiş, yaklaşık dört yıldır tiyatronun bambaşka bir yönüyle ilhamlarına hayat vermiş Okuma Tiyatrosu oyuncuları tarafından, zorunlu olarak kaleme alınmıştır. Yönetmenimiz Ebru ATİLLA SAĞAY, ailesinde veya çevresinde bir kör olmadığı halde, körlere ait hiçbir sivil toplum kuruluşuyla ilgisi bulunmadığı halde körleri tanımak, beraber sanat icra etmek için bizlerle tanıştığında bu ekip küçük bir gruptan ibaretti. Gruba her meslek grubundan kör insanlar dahil oldu. Avukat, öğretmen, memur olma yetisi kazanmış olan bizler, istismar edilip edilmediğimizin ayrımına varabilecek mantaliteye sahip olduğumuza inanıyoruz.

Yönetmenimiz Ebru ATİLLA SAĞAY, sanatın icra ile öğrenileceğine, hataların ancak uygulamayla görülüp düzeltilebileceğine inanmıştır. Bu nedenle Temel Tiyatro eğitimi materyalinin bulunmadığını ileri sürmek, bu yolda bizim için en önemli kaynak olan, yıllardır oyunculuk mesleğini hakkıyla icra eden yönetmenimiz Ebru ATİLLA SAĞAY’a büyük haksızlık olacaktır. Provalarımızın, izlemek isteyen tüm katılımcılara açık olmasının en önemli sebebi de çalışmalarımızdaki şeffaflığı yansıtabilmek, eğitimin düzenini gözler önüne sermektir. Nitekim provalara katılmak isteyen kişiler, STK temsilcileri ve basın yayın kuruluşları hakkında tarafımızdan izin istenmiş, iznimiz dışında provaya dışarıdan kimsenin katılımı sağlanmamıştır.

Ekibimizde İzmir’in bambaşka ilçelerinden kör oyuncular yer almaktadır. Yönetmenimiz, körlerin yaşamları hakkında yeteri kadar deneyim sahibi olduktan sonra evinden alınma ve evine bırakılma isteklerini kati suretle geri çevirerek, bir araya gelmemizin amaçlarından birinin bağımsızlaşmamızın önünü açmak olduğunu da defalarca vurgulamıştır. Ayrıca engelli olsun ya da olmasın, insanların buluşup bir yerlere gitmesi, bilenlerin bilmeyenlere yardım etmesi zayıflık olarak algılanıyorsa, bu düşüncedeki körlerin benlik algılarında problemler olduğunu düşünüyoruz.

Ekibimiz şu an tek kişilik oyunlar dahil dört projede aktif olarak çalışmaktadır. Oyunlarımızın İzmir’de körlere dair diğer projelere öncülük ettiğinin belirtilmesi, emek hırsızlığının aksine birlik ve beraberlik algısına hizmet etmiştir. Bahsi geçen projelerin hiçbiri ticari kaygı taşımadığından, emek hırsızlığının varlığını savunmak görünür olma çabasından ibarettir. Birimizin başarısı, hepimizin başarısıdır. Kaldı ki yönetmenimiz, hiçbir mecrada, okuma tiyatrosu dahil hiçbir oluşumu sadece kendine mâl etmemiş, birlik ve beraberliği savunmuştur.

Ekibimizde tüm icraatler gönüllülük esasına dayandırılmıştır. Protesto etme yetisine sahip olan bu arkadaşlarımızın zorla dans ettirildiğine, çeşitli söz oyunlarıyla ikna edildiklerine veya zorla oyunda bulundurulduklarına inanmak, engellinin meta olmayı reddedecek akli yetiye sahip olmadığına hükmetmektir. Arkadaşlarımız açıklamalarında ekibin geri kalanını kendi kararlarını verme yetisinden yoksun, kolay kandırılabilir ve kışkırtılabilir olarak nitelemiş, bizleri metalaştırmışlardır. Asıl biz, aynı yaşamı ve aynı zorlukları paylaştığımız arkadaşlarımızın bizim yerimize açıklamada bulunmalarını, bizleri yok saymalarını kabul etmiyoruz.

Elbette ekip olarak bizler de kendi aramızda bazı ikilemlere düşebiliyoruz. Bu bağlamda yönetmenimiz Ebru ATİLLA SAĞAY’ın, kadınların rahatsızlığı gerekçesiyle tango hocasını çalışmadan alması gayet tabi bir durumdur. Fakat aynı kişiye bugüne kadar verdiği emeklerden, tasarladığı afişten dolayı teşekkür etmesi, sanatçıya yaraşır bir inceliktir. Bizler emeğin hakkını ancak güzel sözlerimizle, sevgimizle verebiliyoruz. Tacizin hakkını verebilecek merci ise okuma tiyatrosu ailesi değil, kanunlardır.

İzmir Kültür Platformu Girişimi’nin (İKPG) yaz kamplarına görme engellileri dahil etmek istemediği savı ise öncelikle platform hakkında ciddi bir karalama kampanyasından ibarettir. Yönetmenimizin, onun sayesinde var olduğumuzu ifade ettiği iddiası ise gerçeğe çok uzaktır. Aksine, orada görünür olmamızı sağladığı konusunda hepimiz hemfikiriz. Farkındalık yaratmak ayrımcılık olamaz. Bizler İKPG ile tanışıp gerçek sanatçılarla buluştuk. İKPG ise körlerle tanışarak yeni bir bakış açısı elde etti. Bu anlamda yönetmenimiz körleri temsil etme noktasında doğru bir adım atmıştır. Yönetmenimiz baş kör olduğunu dile getirirken körlüğün acınası yönlerine değil, felsefi yönüne değinmiş, bunu: “Sizlerle tanıştığımda yetilerinizin bu kadar farkında değildim. Yapabilecekleriniz hakkında bu kadar bilgili değildim. Sizin dünyayı algılayışınızı keşfetmemin ardından anladım ki dünyadaki onca farklılığı göremediğim için baş kör benmişim.” sözleriyle ifade etmiştir.

Biz okuma tiyatrosu oyuncuları olarak, teklif edilmesine karşın, bugüne kadar hiçbir siyasi oluşumun maddi desteğini almamayı ilke edindik. Aramızda farklı siyasi görüşten birçok arkadaşımıza yer verdik ve sanatımızın siyasileşmesini, fikir ayrılığına düşmeyi en büyük çekincelerimizden saydık. Biz kör tiyatrocular değil, okuma tiyatrosu amatör sanatçılarıyız. Sanatımız siyasal değil, evrenseldir. Mavi Bahçe Alışveriş merkezi ise sanata ve sanatçıya kucak açmış, bizim gibi birçok ekibe yer tahsis ederek sesimizi halka duyurmamıza vesile olmuştur. Çalışmanın kimlerle, ne için yapılacağını bilmek Mavi Bahçe AVM’nin en doğal hakkı olduğundan, görme engellilerle çalışılacağının belirtilmesi bir istismar olarak düşünülemez. Pozitif ayrımcılık, toplumsal bir fayda sağlayacaksa kabul edilebilir. Ağzı Çiçekli Adam oyununun sahnelendiği o gün anneler, babalar ve çocukları izleyiciler arasında yer almaktaydı. Aylarca emek verilmiş oyunumuzun bölünmek istenmesi, tiyatro izlemeye gelmiş mini mini çocuklarımızın gözleri önünde emeklerimizin heba edilmesi bizleri öfke ve hayal kırıklığına uğratmıştır. Yönetmenimiz, burada da adil tavrından vazgeçmemiş, metnin oyundan sonra okunabileceğini dile getirmiş, fakat ekip olarak biz izin vermediğimiz için metnin sahnede okunması engellenmiştir. Oyunun en can alıcı bölümünde bölünerek bildiri okunmak istenmesi, üstelik Braille olarak metin okuyan arkadaşımızın oyunu sahneleyenlerden biri olması kasıtlı olarak baltalama çabasından ibaret, faşist ve bencil bir yaklaşımdır, gerçek emek hırsızlığıdır. Bu eylemi gerçekleştiren arkadaşlarımızın, olayı siyasallaştırma ve kişiselleştirme çabaları sonrası ekipten ayrılacaklarını bildikleri bir zamanda bunu gerçekleştirmeleri ise kişisel hırslarını, çocukça intikam egolarını işaret etmektedir. Nitekim bu arkadaşların kamuya mâl olmuş başka sivil toplum kuruluşlarını karalama kampanyası düzenlemeye, yine engellileri ayrıştırdığı söylemlerinde bulunmaya çalıştıklarını da görmek mümkündür. Bu süreçte sanat camiasından birçok kişi ve kuruluş bizimle irtibata geçmiş, desteklerini asıl bizlerden esirgememiştir.

Bu arkadaşlar, istismar, sömürü gibi kavramları, gerçekleştirilmekte olan güzelliği baltalamak, kişisel hırslarını bilemek için istismar etmektedir. Asıl bizler, iletişimde başka çıkar yol bulamayınca bu sözcüklerin ardına sığınan bu engellileri lanetliyoruz. Yaşasın herkes için, erişilebilir, evrensel sanat!

İzmir Braille Okuma Tiyatrosu Ekibi Oyuncuları

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku