“Organsız Beden”

Yunus Bektaşoğlu
1194 Görüntülenme

Kübik bir resime baktığımız zaman bir şeyin olmayışını görürüz. Bir balık yahut kemansa konu asla salt kendisi olarak bulunmaz karşımızda. Keman veya balık oluşu dışlayarak özgün bir tavır sergiler. Mevcut biçime tepkidir gördüğümüz. Giriş için pek iddialı olan bu cümlenin hemen ardından, müsaadenizle hınzır gülümsemesiyle Gilles Deleuze’den bir alıntı yapmak istiyorum:

“Bu şekilde dürtü, üretimi “bastırır”: Yineleme aracılığıyla kişi, yinelenmesi gereken fikir olarak ölüm modelinden, ulaşılması gereken bir durum olarak ölüm deneyimine geçer”

İlk olarak Antonin Artaud ile karşımıza çıkan Organsız Beden kavramı Deleuze ve Guattari ikilisi elinde yeni bir soluk kazanır. İşin içine pos bıyıklarıyla Nietzche de dâhil olmuştur çünkü. Nasıl peki? Böyle söyledi Zerdüşt adlı eserinde şöyle der sevgili filozofumuz:

“ Şimdi kendinden utanıyor tininiz, iç organlarınızın emrine uyduğu için; kendi utancından yürüyor gizli ve yalan yollarda” 

“Releasing a theatre of cruelty for the actor”, by Joe Woodward

Konuya yeni bir pencere açmak anlamında şöyle bir arkamıza yaslanalım; Nietzsche Tanrı’nın ölümünü duyurduğunda, Foucault bu durumu Tanrı’nın değil de insanın ölümü olarak yorumlar. İşte bizim de çıkış noktamız da “insanın ölümü” olarak duyurulan noktada. Ama bunu biraz daha felsefi eksenden alarak tiyatral bir sahada ele alacağız. Kübik sanatın biçimin parçalı doğasına karşı takındığı tutum da bu nokta “Karakter-Yaratımı” olarak karşımıza çıkan olguya tekabül eder. Hamlet veya Richard bir bakış olarak karşımıza çıkarken sahnelenmesi noktası o bakışın tuvale yansıtılması olarak belirir. Bu noktada oyuncunun kendisi kendi doğasının “Dışına” çıkarak “Kendi-olmayışı” ilan eder. 

Yanlış anlamanın önüne geçmek adına özellikle altının çizilmesi gerektiğine inandığım bu konu var; oyuncunun bu karakteri sahnelemesi Tabula Rasa’nın ifadesi değil, tam tersine bir itiraftır. Bu pekâlâ bir suçun – açıkçası böyle görmek daha çok hoşuma gidiyor- itirafı olarak bile kabul edilebilir. 

Picasso’nun herhangi bir tablosuna baktığımızda karşımıza çıkan figürlerin hiçbiri o alışıldık ve “normal” şeklin izlerini taşımazlar. Hepsi ölü bir biçimin efendisi olarak dirilmiş gibidirler. Ne erkek erkektir ne de kadın kadındır. Salt bir cinsiyet oluşun ötesine geçmiştir hepsi. Oyuncunun kendisi bu noktada “İnsanın-Ölümü” olarak sarf ettiğimiz olguyu devreye sokarak canlandırdığı karakter olarak intiharını gerçekleştirir. Buradaki “intihar” veya “ölüm” kavramları gündelik kullanımları içinde ele alınmamalı. Asıl önemli olan nokta, bu iki kavramla yaratılan karakterin inşasıdır.

Özellikle Pantomim sanatına bakıldığında oyuncunun sahnede bedenini kullanım biçimi “normal” olarak adlanırılanın dışına taşar. Bizzat bedenin kendisi bir delilik olarak inşa edilir. Bir karakteri sahneleyen tiyatro oyuncusu da pantomimcinin bedensel eylem olarak dışa vurduğu devinimi içsel olarak yapılandırır. Daha ilginci oyuncunun “kim” olduğu onun çarpıtılmış bir anısı olarak bile alınabilir.  İşte tam bu noktada Deleuze ile Guattari’den bir alıntı yapıp noktayı koymanın zamanıdır:

       (…) gerçekten de gözlerinizle görmek, ciğerlerinizle nefes almak, ağzınızla yutmak, dilinizle konuşmak, beyninizle düşünmek, bir anüse ve yutağa, kafaya ve bacaklara sahip olmak, böylesine üzücü bir tehlike midir? Neden kafanızın üzerinde yürümüyor, sinüslerinizle şarkı söylemiyor, derinizle görmüyor, karnınızla nefes almıyorsunuz: basit şey, entite, varlık, tüm beden, seyahat, anoreksi, deriyle görme, yoga, krişna, sevgi, deney. Psikanalizin “Dur, kendini yeniden bul” dediği yerde, biz onun yerine; “daha devam edelim, daha öteye geçelim, organsız beden’imizi bulmadık henüz, kendi benliğimizden verimli şekilde boşanmadık, boşa çıkmadık, azat olmadık.” Anamnezi’nin (mutlak hazıfa kaybı) yerine unutmayı koyalım, yorumun yerine deneyi. Organsız bedenlerinizi bulun. Bunu nasıl yapacağınızı bulun. Bu bir ölüm kalım meselesidir, gençlik ve yaşlılık, mutsuzluk ve mutluluk meselesidir. (…)                                                                                              

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku