Performans sanatının divası Abramović İstanbul’da

editor
801 Görüntülenme

“Performans sanatı ve tiyatro bambaşka şeylerdir. Tiyatroda bıçak gerçek bıçak değildir. Kan ise sadece ketçaptır. Ama performans sanatında kan materyaldir, çekiç ya da bıçak ise araçtır.”

Bianet‘ten Ayşegül Özbek’in haberini okurlarımızla paylaşıyoruz:

Her çalışmasında vücudunun ve zihninin sınırlarını zorlayan performans sanatçısı Marina Abromović kendi sanatını tarif ediyor.

2020’nin ilk önemli sanat olayı, Marina Abromović ‘in “Akış/Flux” sergisi 26 Nisan’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde meraklısıyla buluşacak.

Sanatçının Türkiye’deki bu ilk sergisinin “Akış / Flux” isminin arkasında “güç”, “akım”, “dönüşüm”, “hareket” ve “topluluk” gibi performans sanatı için temel öneme sahip kavramlar bulunuyor.

‘Yüzleşemeyen insanlar’

Abromović ‘i sanatının ilk yıllarında gerçekleştirdiği dikkat çeken performansı “Rhytm 0″dan hatırlıyor pek çok kişi. 1974 yılı. Henüz 20’li yaşlarının başında genç bir kadın izleyenlerin karşısında dikilir. Önünde bir masa, üzerinde zevk ve acı veren 76 obje: Ayakkabı, gül, bıçak, jilet, bir kurşunluk tabanca… Önünde “bana istediğinizi yapabilirsiniz, tüm sorumluluğu alıyorum” yazılıdır. 6 saatlik performans böyle başlar.

Başta her şey güzel ve kolaydır. Biri gül verir, öper Abromović ‘i. Ama sonra bir adam makas alıp elbiselerini kesmeye başlar, biri jiletle boynunu keser – ki hâlâ o yara izi boynunda. Altı saatin sonunda izleyenlere doğru yürümeye başlar Abromović . O günü yıllar sonra şöyle anlatır:

“Rhythm 0”, Abromović 1974

“Tamamen darmadağındım. Yarı çıplak, kan içinde ve yüzümden yaşlar boşanıyordu. Herkes kaçtı ve normal bir insan olarak benimle yüz yüze gelemediler. Otele gittim, saat sabaha karşı 2’ydi. Kendime aynada baktım ve saçımın bir tutamı beyazlamıştı.”

“Daha çok gençken bu performansta önüme içinde mermi olan bir silah koydum. Yaptığımın delilik olduğunu biliyordum. İnsanlara her şeyi yapmak için fırsat verirseniz sizi öldürebilirler. Bu nedenle ‘Rhytm 0″ moralleri bozdu.”

‘Kırmızı halı’nın altında

Yarın ziyarete açılacak olan “Akış” sergisi aynı zamanda 1970’lerden itibaren yaygınlık kazanan bir sanat biçimi olan; objesiz, geçici ve anlık sosyal bir süreç olarak bugün çok disiplinli bir biçimde icra edilen performans sanatının Türkiye’deki sanatseverler tarafından tecrübe edilmesini de amaçlıyor. Bu nedenle de Türkiye’deki performans sanatına odaklanan en kapsamlı sergi.

“Kırmızı Halı”, Dilek Champs

Müzenin üç katına yayılan serginin performans bölümünde, Türkiye’den ve 4’ü davet üzerine yurtdışından gelen 16 sanatçının 15 uzun süreli canlı performansı da yer alıyor. Sizi de ilk olarak Dilek Champs’ın “Kırmızı Halı” performansı karşılıyor müzenin girişinde. Üzerinde bir gece kıyafeti ve topuklu ayakkabılarıyla bir kadın kırmızı halının üstünde olmak yerine, altında bir o yandan bir bu yana sürünüyor.

Bu 16 sanatçı açık çağrıya yanıt veren yaklaşık 400 sanatçı arasından Marina Abromović Enstitüsü (MAİ) tarafından seçildi ve işlerini üretti.

“Rest Energy”, Abromović 1980

Bugün müzede basın toplantısı düzenleyen sanatçı Abromović performans sanatıyla ilgili şunları söyledi:

‘Üç ay boyunca 8 saat performans’

“1970’lerde pek bilinen bir sanat değilken performansı ana akım sanat olması için çalıştım. Müzelerin bize destek vermesini sağladım yani sanatçıyla iletişim içinde olunması gerekli. Bir sanatçının günde üç ay, 8 saat boyunca performans yapması nasıl mümkün olur. Sanatçıyı eğitmeniz gerekiyor.

Müzelerin artık yaşayan yerler olması gerektiğin söyleyen sanatçı, “Sabancı Müzesi bu riski almaya cesaret etti. Sanat yapmak için risk almak zorundasınız. Bu müze bir laboratuvardır, canlı deneyimlerin yaşandığı bir mekan.” dedi.

‘Performans yaparak öleceğim’

“Ben performans yaparak öleceğim” diyen Abromović , yakın zamanda “Maria Callas’ın Yedi Ölümü” adlı bir performans yapacağını söyledi. “Yedi kadının ölümünü ele alıyor. Münih’te 11 Nisan’da başlayacak, çok farklı bir performans olacak.”

“Walk Through Walls” adlı kitabının da yakın zamanda Türkçeye çevirisinin yayınlanacağını açıklayan Abromović şöyle devam etti:

‘Performans sanatı entelektüel bir şey değil’

“Performans gerçekleştirdiğinizde anda kalmak önemlidir. İzleyici karşısında dururken aklınız Honolulu’ya gidemez. Yüzde 110 kendinizi vermelisiniz. O 10 esas farkı yaratıyor. Bundan sonra içiniz boşalıyor ve dondurmadan başka bir şey düşünemez oluyorsunuz. Performans aslında entelektüel bir şey değil. Okuyup yazıp çizerek performansa gitmezsiniz. Performans duygu demek. Her performans sizi yeni bir seviyeye taşıyor.”

‘Türkiyeliler yeterince gülmüyor’

“Uzun süreli bir performans yapınca artık aynı olmuyorsunuz. Değiştirici, dönüştürücü etkisi oluyor. Daha yeni Hindistan’dan döndüm, inzivadaydım. İstanbul’a gelince birden otuz derece fark yüzünden hasta oldum. Bedeninizin belli limitleri var. Sağlıklı olmadıkça üretemiyorsunuz. Zihninizin enerjisini korumanız lazım. Hiç kolay değil aslında. 70’lerdeki sanatçılar ya Alzheimer oldular ya da sağda solda barış elçisi oldular. Ama ben hala devam ediyorum.

Esas ilginç olan şey çağ değişiyor, ekonomi, siyaset değişiyor. Türkiyeliler yeterince gülmüyor. Sokaklarda herkesin suratı iki karış, bu çok önemli, yani gülmek önemli.”

Ölçer: ‘Türkiye performans sanatı için bir milat’

Sabancı Müzesi Müdürü Dr. Nazan Ölçer “Bir divanın, bir dünya sanatçısının yanında oturmak çok heyecan verici” diyerek başladı konuşmasına.

“Burada göreceğinize sergi demek bile doğru değil. Bu bir şölen. Uzun meslek yaşamımda bu kadar kendimi hazırladığım, öğrenmeye çalıştığım bir dönem olmadı. Bu sergi bizi bambaşka bir dünyaya götürüyor. Bu serginin aynı zamanda Türkiye performans sanatı için de bir milat olduğunu düşünüyorum.”

Sabancı Müzesine aşina olanlar için mekanın biraz değiştiğini söyleyen Ölçer, bazı duvarların yıkıldığını, bazı alanların kapatıldığını belirtti ve ekledi “Adeta bir labirent oldu.”

“Confession”, Abromović 2010

MAİ’nin Genel Direktörü Thanos Argyropoulos ise şunları söyledi:

“MAİ’yi aslında Marina’nın geride bırakacağı bir miras olarak görüyoruz. Bunu yaparken Marina’nın on yıllar boyunca ne şekilde sanatını ele aldığı, hem sanat hem de zihin açısından nasıl kavradığını göstermek istiyoruz. Bunun arkasında bir sistem var, ve buna metodoloji olarak adlandırıyoruz. Öte yandan bu sergiyle Türkiye için performans sanatı nasıl ele alınacak bunu göstermek istiyoruz. Bellek, insanların kişisel anıları… Marina sürekliliği ne şekilde anlıyor, izleyiciler zaman içinde kendi değişimlerini nasıl algılayacaklar… Hem hareketin hem de hareketsizliğin nasıl iç içe geçtiğini göstermek istiyoruz.”

Sergi üç kata yayılıyor

Üç ayrı kata yayılan “Akış” sergisinin ilk katı, Abramović’in yaklaşık elli sene boyunca ürettiği performansların video ve fotoğraf belgeleriyle sanatçının çığır açan kariyerine ışık tutuyor. Retrospektif niteliği taşıyan bu bölümü, Abromović ‘in kariyerinden yola çıkarak performans sanatının dünü ve bugününe dair kapsamlı bir bakış sunuyor.

“The Artist is Present”, Abromović 2010

Serginin performans bölümünde ise 16 sanatçının 15 uzun süreli canlı performansı yer alıyor. Sanatçılar Arda Cabaoğlu, Bahar Temiz, Dilek Champs, Evren Kutlay, Halil Atasever, İlyas Odman, Merve Vural, Metehan Kayan ve Umut Sevgül, Murat Adash, Murat Ali Cengiz, Şebnem Dönmez ve projeye davet edilen Maria Stamenkovic Herranz, Nancy Stamatopoulou, Nezaket Ekici ve Virginia Mastrogiannaki’nin performansları müzenin ziyarete açık olduğu her gün, günde sekiz saat kesintisiz olarak Sakıp Sabancı Müzesi galerilerinde ziyaretçiler tarafından izlenebilecek.

“Devam Eden Calışma-Kişisel Harita”, Nezaket Ekici

Serginin SSM’deki üçüncü katı ise, Marina Abramović’in eğitmenlik kariyeri boyunca araştırmaları ve seyahatleri ile zenginleşerek sanatçılar için geliştirdiği ve sonrasında herkese sunduğu Marina Abramović Metodu’na ayrılıyor. Burada izleyen bütün eşyalarını dolaplara bırakarak mekana giriyor. Meditatif bir deneyim vaat eden “Metot” için kulaklık takıyorsunuz. Ziyaretçiler hareket, hareketsizlik ve konsantrasyona odaklanan deneyimler yaşıyor. Kendi içinize dönüp, tamamen anda kalmaya odaklı bir bölüm burası. Sessizlikte, kırmızı bir duvara bakmak ve önünüzde karışık şekilde duran pirinç ve mercimek tanelerini ayırmak gibi…

“Akış/Flux” sergisi Akbank Sanat’ta Salı ve Cumartesi günleri arasında 10.30-19.30 saatleri içinde görülebilecek.

Sergi SSM’de pazartesi günleri hariç 12.00–20.00 saatleri arasında gezilebilecek. Performans tarihleri ve saatleri için şuraya bakılabilir: https://www.sakipsabancimuzesi.org/tr

 

Kaynak:http://bianet.org/bianet/yasam/219367-performans-sanatinin-divasi-abromovic-istanbul-da-hareket-ve-hareketsizlik-ic-ice

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku