Sadık Aslankara

Tiyatromuzun genç yapılanması içinde kendine özgü yer tutan birimlerinden biri de ikincikat. Bu mevsim sergiledikleri oyun, beni şaşırtmadı desem yalan olur. Çünkü böylesi yapımlar için daha olanaklı sayılabilecek sahneleriyle, bu yapıtların altından kolayca kalkacağı umulan ödenekli tiyatrolar yerine görece olanakları kıt topluluklarda bu tür zengin açılımlı oyunlarla karşılaşmak beni şaşırtmıyor yalnız, müthiş saygı da uyandırıyor.

kabileler6

Sözünü etmek istediğim oyun Nina Raine’in yazıp Haydar Köyel çevirisiyle Sami Berat Marçalı’nın yönettiği “Kabileler.” Herkesin ayrı telden çaldığı ailede anne, baba, üç de yetişkin çocuk. Oyun, bir bakıma her ailenin “kabile” olduğu olgusunu önümüze getirirken, her bireyin de aslında “kabile içinde kabile” olduğu, kendi tabularını ürettiği gerçeğiyle yüzleştiriyor bizi.

Kabileler1

Bu doğrultuda herkesin, kendine göre kendi doğrusunu belirleyip bu yönde hareket ettiği bir aileyle tanışıyoruz oyunda. Ancak bütün doğruların, buna özgü doğrultuların yönü, sağır olduğu için konuşamayan ailenin küçük oğlunda buluşunca bir yanıyla bütün ilişkiler adeta altüst olacak, işe bir de kız arkadaşın varlığı katılınca, “kabile” adeta bir tür kasırga yaşayacaktır.

Artık bundan sonrasında oyunun hep bir ayna olarak sahnede gezindiği göz önünde tutulabilir pekâlâ. Evet, bu ayna bize tabii, bizde gördüklerini, bütün ayrıntılarıyla bize yansıtarak işlevini yerine getiren…

Öyleyse ikincikat’ın yorumuyla sürdürelim yazıyı. Genç topluluk, farklı biçemde oyunlarla geliyor sürekli seyircinin karşısına. Her oyunları değilse de farklı biçemlere sahip oyun dağarı, topluluğu zenginleştiriyor kuşkusuz. Buna geliştirdikleri sahneleme yetisi ile oyunculuk ekleyerek her seferinde farklı metinler paydasında yeniden seyirci önüne çıkma gerçekliği de eklendiğinde önemsenmesi, ciddiye alınması gereken bir toplulukla karşı karşıya olduğumuz anlaşılıyor hemen.

kabileler5

Marçalı, kendi sahne olanaklarını da iyi bildiğinden yine yerli yerindelik yansıtan bir reji çalışmasıyla, tıkır tıkır işleyen sahne düzeniyle yorumluyor Kabileler’i. Buna, herbir oyuncunun, adeta kendi kabilesini sunarcasına yansıttığı yorumla, karakterlere kazandırdığı derinlik eklendiğinde, sanki sahnede altı oyuncunun değil altı kabilenin kendi flamasıyla gezindiği, karmakarışıklık içinde büyük düzenlilik sergilediği öne sürülebilir. O zaman adeta bir seyir şöleni çıkıyor denebilir ortaya.

Şöleni sunan oyuncular: İbrahim Halaçoğlu, Ayşe Lebriz Berkem, Haydar Köyel, Gülce Oral, Barış Gönenen, Tuğçe Altuğ… Bu altılıya, dekor-ışık tasarımında Eyüp Emre Uçaray’ı, kostümde Dilek Tora’yı da ekleyebilirsiniz oyunun uçurucuları arasında.

Ya sonra? Kendi aynanızla birlikte çıktığınızı kestirebilirsiniz tiyatrodan…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here