Sanatçılardan AKP’ye Yanıt: “Onlara Her Şey Serbestken, Bir Tek Bize Mi Lala Oluyor Yani?”

editor
827 Görüntülenme

Geçtiğimiz günlerde İstanbul İl Hıfzıssıhha Meclisinin olağanüstü toplantısında açık alanlarda yapılacak konser, gösteri, festival gibi etkinliklere 12 Eylül’den itibaren izin verilmeyeceği yönündeki karar, toplantının birkaç saat sonrasında yapılan bir başka toplantı ile valilik tarafından ertelenmiş ve bu kararın 14 Eylül Pazartesi gününden itibaren geçerli olacağı açıklanmıştı. Kültür sanat alanını yakından ilgilendiren ve sosyal medyada çokça tartışılan kararın, geçtiğimiz hafta sonu AKP’nin İstanbul’da gerçekleştirdiği etkinlik nedeniyle ertelendiği de çokça konuşuldu. Geçtiğimiz hafta sonu için haftalar öncesinden planlanan etkinlik, gösteri ve konserler, kararın 14 Eylül tarihine ertelenmesine rağmen fiili engellemelerle karşı karşıya kaldı ve pek çok etkinlik iptal edildi.

Sol Haber, çokça konuşulan ve eleştirilen bu kararı sanatçılara sordu:

Barış Göker / Müzisyen

Barış Göker

Burada pandemi önlemlerinin, kültür ve sanat etkinliklerinin durdurulması için bir bahane olduğunu düşünüyorum. Gerçekten bir önlem midir? Evet, kısmen bir önlemdir ama AVM’ler, restoranlar, kafeler açıkken bunun hiçbir anlamı yoktur. 

Pandemi nedeniyle, günlük vaka sayısındaki artış bahane edilerek kültür ve sanat etkinlikleri yine durduruldu. Burada pandemi önlemlerinin, kültür ve sanat etkinliklerinin durdurulması için bir bahane olduğunu düşünüyorum. Gerçekten bir önlem midir? Evet, kısmen bir önlemdir ama AVM’ler, restoranlar, kafeler açıkken bunun hiçbir anlamı yoktur. Kültürel etkinliklerde, konserlerde vs. sosyal mesafeye dikkat edilirken; restoran ve kafelerde, toplu taşıma araçlarında, sahillerde sosyal mesafe diye bir şey yok.  Kültür ve sanat etkinliklerinin  durdurulması, en son yapılması gereken şey olmalıydı. Zaten kültür ve sanat etkinliklerine giden insanlar bilinçlidir, sosyal mesafeye dikkat eder. Konserler ve diğer etkinlikleri düzenleyen organizasyonlar, sosyal mesafe için gerekli önlemleri alır. Bunu, yakın zamanda izlemeye gittiğim konserlerde de bizzat gördüm. 15 gün önce düzenlenen ‘Bachçede Yaz Festivali’nde koltuklar kısıtlı ve aralıklıydı. Açıkhava olduğu halde kimse maskesiz olarak konser alanına alınmadı. Konser öncesinde konser alanında maskelerin hiç çıkarılmaması anonsu yapıldı. Girişte dezanfektan vardı, ateş ölçümü yapıldı. Her sene yapılan yiyecek, içecek satışı da pandemi önlemleri nedeniyle bu sene yoktu. Yani tüm önlemler alınmıştı. Ayrıca, saat 24 sonrası müzik kısıtlamasını da saçma buluyorum. Koronavirüs, restoran ve cafelerde saat 24 sonrası mı insanlara bulaşıyor? Öncesinde bulaşmıyor mu ya da müzik kesilince o mekandaki insanlara bulaşmayı durduruyor mu? Akla, mantığa aykırı bir yasak. Şu sosyal medyada dolaşan ‘kırmızı profil’ olayına da değinirsek, ben hiçbir şeyi değiştireceğini düşünmüyorum. Hele ki otokratik devlet yönetimlerinde böyle protestoların, tepkilerin hiçbir geçerliliği yok. Müzisyenler birlik olup basın açıklaması yapsa bile, yine bir şey değişmeyecektir. Devlet, ‘sosyal devlet olma’ ilkesini yerine getirmediği sürece, böyle protestolarla bir şey değişmez. Devlet, kamuya bağlı çalışan kadrolu müzisyenler ve sanatçılar haricinde diğer müzisyenleri hiçbir zaman önemsemedi; hatta müzisyenliği meslek olarak bile görmedi. Belki halkın sevdiği bazı isimlere ara sıra konser organizasyonları yapıldı. Onun dışındaki binlerce müzisyen hiçe sayıldı. Bu geçmişte de böyleydi, günümüzde de böyle.

Gülcan Altan / Müzisyen

Gülcan Altan

Fakat biz her zaman yolunu buluruz bunun, hep bulduk! Çünkü kendimizi bu şekilde ifade etmek bizim yaşam şeklimiz.

Bu baskılar, insanın kendini ifade etmesiyle ilgili büyük bir motivasyona sebep oluyor. Çünkü baskıyla biz susturulmaya çalışılıyoruz; müzisyenler ve tüm kültür sanat emekçileri. Fakat biz her zaman yolunu buluruz bunun, hep bulduk! Çünkü kendimizi bu şekilde ifade etmek bizim yaşam şeklimiz. Bizler ne olursa olsun ve nerede olursak olalım şarkılarımızı söylemeye, üretmeye inatla devam edeceğiz. Bizim vereceğimiz cevap budur bütün bu sisteme.

Jülide Özçelik / Müzisyen

Jülide Özçelik

İnsanların işlerine son verirken bir teminat sunuluyor mu? Cevap tabi ki “Hayır”! Evde kalın derken, siz nasıl yaşıyorsunuz diye soruluyor mu? Tabi ki yine cevap “hayır”…

Maalesef hepimiz zor ve belirsiz günlerden geçiyoruz. Sahne emekçileri için durum her zaman daha da kritik. Konserler, oyunlar vb etkinlikler, uzun bir süreyle iptal edildi. Bu sektörde, görünen kişilerin dışında arka planda da oldukça fazla sayıda bir insan topluluğu mevcut. Bu insanların da geçindirmek zorunda oldukları aileleri, ödemek zorunda oldukları kiraları ve her insan gibi yaşayabilmek için bir takım masrafları var. İnsanların işlerine son verirken bir teminat sunuluyor mu? Cevap tabi ki “Hayır”! Evde kalın derken, siz nasıl yaşıyorsunuz diye soruluyor mu? Tabi ki yine cevap “hayır”… Sanırım bizler bundan sonra fotosentez yaparak yaşamayı öğreneceğiz. Minimum ve en iyi ihtimalle 7-8 aylık bir işsizlik süreci bizleri beklemekte. Ödediğimiz vergilerin hesabını sorma zamanıdır. Yönetim her şekilde sesimizi duymalıdır. Kapalı mekânların ve AVM lerin aktif olarak açık olduğu bu günlerde,açık alanlardaki etkinliklerin yasaklanmasını anlamak mümkün değil. Her zaman olduğu gibi birilerinin çıkarına uygun kararların uygulandığı ortadadır. Lütfen birazcık biz de Almanya’yı kıskanalım…

Kemal Aydoğan / Yönetmen

Kemal Aydoğan

Devlet birincil olarak halkın sağlığını düşünseydi tedbirleri bu doğrultuda planlardı. Oysa devlet sermayeden yana tutum takındı, onların geleceğini garanti altına aldı.

Vakaların artmasıyla tiyatroların kapanmasının yeniden gündeme gelmesinde şaşılacak bir yan yok. Böyle olması gerekirdi zaten. Hatta salgın tümüyle geçene kadar hiç açılmaması daha doğru olurdu. Sadece tiyatroların değil otel, bar, kafe vb her yerin. Devlet birincil olarak halkın sağlığını düşünseydi tedbirleri bu doğrultuda planlardı. Oysa devlet sermayeden yana tutum takındı, onların geleceğini garanti altına aldı. Yapılması gereken ödeneksiz tiyatro ve tiyatrocuların yaşamlarını sürdürmeleri için devlet desteğinin sağlanmasıdır. Bu desteğin neler olması gerektiğine dair 7 maddelik bir talep listesi devlet yetkililerine mayıs ayında sunulmuştu. Bunların acilen yerine getirilmesi gerekir. Bunun dışında başka da bir yolu yoktur.

Ozan Kotra / Müzisyen

Ozan Kotra

Cumhurbaşkanı miting yapıp halka çay dağıtıyor, AKP milletvekilleri tutuyor 1500 kişiye yemekli düğünler yapıyor. Onlara her şey serbestken, bir tek bize mi lala oluyor yani?

Aslına bakarsanız, bence bu gayet doğru bir tutum. Bütün konserlerin, bütün tiyatro oyunlarının; hepsinin yaklaşık 5 aydır hiçbir şekilde sahnelenmemesi gerekiyordu. Nitekim, Flört, kendisine gelen teklifleri kabul etmedi örneğin. Güzel; konser vermeyelim, tiyatrolara çıkmayalım, oyunlar oynamayalım. Doğrudur; çünkü bunların hepsi pandemiye, öyle ya da böyle, ne kadar önlem alınsa da hizmet eder. İyi güzel de be kardeşim; Cumhurbaşkanı miting yapıp halka çay dağıtıyor, AKP milletvekilleri tutuyor 1500 kişiye yemekli düğünler yapıyor. Onlara her şey serbestken, bir tek bize mi lala oluyor yani?

Serkan Fidan / Menajer-Organizatör

Serkan Fidan

Deveye “Boynun eğri.” demişler, “Nerem doğru ki?” demiş. Hepsi durduruldu mu gerçekten? Bana, sanki ‘açık alanlarda yapılması yasaklandı’ gibi geliyor. Ruhsatı uygun olan kapalı mekanlarda etkinlikler devam ediyor gibi sanki. AVM’lerin açık, parkların kapalı olduğu bir dönem vardı; hatırlar mısınız?

Deveye “Boynun eğri.” demişler, “Nerem doğru ki?” demiş. Hepsi durduruldu mu gerçekten? Bana, sanki ‘açık alanlarda yapılması yasaklandı’ gibi geliyor. Ruhsatı uygun olan kapalı mekanlarda etkinlikler devam ediyor gibi sanki. AVM’lerin açık, parkların kapalı olduğu bir dönem vardı; hatırlar mısınız? Sanki onun gibi bir süreçten geçiyoruz. Bir de işletmelerin ruhsatına göre bir düzen var mesela. ‘KadıköySahne’ açılamıyor ama ‘DorockXL’ açık; ‘Hayal Kahvesi Bandırma’ kapalı ama ‘Hayal Kahvesi Kocaeli’ açabiliyor. Çünkü farklı ruhsatlar alınmış. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bu durumu anlatıyorsun, “Sektörünüze özel, ruhsat türüne göre bir yasak durumu bulunmamaktadır.” diyorlar ama görüyor ve yaşıyoruz ki tüm uygulamalar ruhsata göre yapılıyor. Turizm sektörü kurtuldu, Kültür diye zaten sektör mü olur? Mantardır o! Kültür Mantarı! Nereden başlasam bilmiyorum ki! Kararda “konser, gösteri, festival vb. etkinliklere” demişler; ‘vb.’ kısmına çok takıldım. Daha yasakladıkları şeyi tam olarak bilmiyorlar. Hangi etkinliğin konsere ya da festivale benzer olduğuna kim karar verecek mesela? İşimizin ne olduğundan bihaber insanlar, işimizi yapmamızı yasaklıyorlar. Korkunç değil mi? Ben, pandemi sürecini ciddiye alan biriyim. Bir süre işimizi yapmamamız gerekecekse, elbette yapmayalım. Fakat sektörler arası farklı uygulamalar görünce, insan, ister istemez “Bunların derdi salgını önlemek falan değil; maksat, fırsat yakalamışken sosyal hayatları yeniden dizayn etmek.” diye düşünüyor. Bir camiye girip topluca cuma namazı kılabiliyorsun ama açık alanda, sosyal mesafeye dikkat ederek yapılacak bir konsere katılamıyorsun. Eğer durum bu kadar ciddiyse, biz konser yapmayalım ama insanları bir araya getiren her şey yasaklansın! Biz, 6-7 aydır para kazanmıyoruz. Kiralarımızı nasıl ödüyoruz, faturalarımızı nasıl ödüyoruz, ne yiyip içiyoruz diye soran yok! Sadece devleti değil, toplumu da eleştiriyorum bu noktada. Hiç kimsenin umrunda değilmişiz, bunu tecrübe etmek acı veriyor. Örneğin, online konserlere satılan bilet sayılarına bakıyorum ve üzülüyorum. Ben şimdi Moğollar’a bir online konser yapsam, normalde satacağının 10 katı-20 katı bilet satılmalı ki oradan gelen parayla insanlar 3-4 ay hayatlarını idame ettirebilsinler. Fakat görüyorum ki online konserlerde, normalde satacağının yarısı kadar bilet anca satılıyor. Bu şartlarda Moğollar’a online konser nasıl yapalım? Bu kadar, umurunda değiliz işte toplumun. Bu son yasaklardan sonra müzisyenlerin ne yapacaklarına gelince; müzik yapacaklar! Her şeye ve herkese inat, tüm imkansızlıkların içinde bir yolunu bulup müzik yapmaya devam edecekler. Sesçiler ses yapmaya, ışıkçılar ışık yapmaya, menajerler da menajerlik yapmaya devam edecekler. Çünkü biz; işine tutkuyla bağlı şanslı bir azınlığız. Bugüne kadar neler yaşadık, müzikten kopmadık, gene kopmayacağız.

Cansu Fırıncı / Oyuncu

Cansu Fırıncı

Tiyatrocular başta olmak üzere tüm sanat emekçileri bu süreçte ya yan yana gelip mücadele edecek ve kazanım elde edecekler ya da Türkiye’de sanat alanları büyük bir yıkım yaşayacak.

Açık alanlarda pandemi koşullarına uygun sanatsal etkinliklerin yasaklanması, salgın yönetimi adına bunca saçmalık yaşanıyorken akılla izah edilebilecek bir durum değil.
Pandeminin başında imzaya açılan 7 maddelik imza kampanyasının yeniden canlandırılması ve kamuoyu gücünün harekete geçirilmesi dışında bir çıkar yol yok. Tiyatrocular başta olmak üzere tüm sanat emekçileri bu süreçte ya yan yana gelip mücadele edecek ve kazanım elde edecekler ya da Türkiye’de sanat alanları büyük bir yıkım yaşayacak. Yeni bir yapı inşa etmek için önce var olanın yıkılması gerektiği sermayenin ezbere bildiği bir durumdur. Kentsel dönüşüm gibi sanatsal dönüşüm için de kolları sıvadılar. Enkazın üzerine daha fazla meta üreten ve sermayeye bağımlı bir endüstri inşa etmek amacıyla hareket ediyorlar. Dönüştüremedikleri tek üst yapı kurumu da bu sayede istenilen şekilde yapılandırılmış olacak. Buna itirazı olanların itirazlarını ortaklaştırmaları şart.

Murat Güner / Müzisyen

Murat Güner

Bu alanda her şeyin çivisi, suyu her şeyi çıktı. Yapılması gereken, müdahale edilebilecek şeyler yapılmıyor. Her yer, ulaşım, işyerleri, fabrikalar hepsi açık; ama sanat yasak.

Bu alanda her şeyin çivisi, suyu her şeyi çıktı. Yapılması gereken, müdahale edilebilecek şeyler yapılmıyor. Her yer, ulaşım, işyerleri, fabrikalar hepsi açık; ama sanat yasak. Bunun amacı da belli tabii. Bu fırsatçılıkla sanatı da baskılamaya, yok etmeye çalışıyorlar. İyi köyü geçinmeye çalışan serbest müzisyenler artık geçinemiyorlar. Çevresinden destek alarak ancak ayakta kalabiliyor bu insanlar. İşin kötüsü önümüzdeki sürece dair hiçbirimiz bir şey bilmiyor ve önünü göremiyor. Tabii ki biliyoruz ki bunun tek çaresi sanatçıların, benim gibi müzisyenlerin örgütlü hareket etmesi. Ancak örgütlü bir hareketle bir şeyler elde etmek mümkün.


İpek Taşdan / Oyuncu-Yönetmen

İpek Taşdan

Bilimsel akıldan ve uygulamalardan yoksun çakma “ideoloji “‘ler üreterek , becerilemeyen işlere birkez daha en kolay kılıfı uydurarak sanat emekçilerini evlerine yollamak bu akılsızlığın ürünü.

Muhatabı insan, önceliği insanlık onuru olabilecek çapta bir zihniyetle karşı karşıya değiliz. İçinden geçtiğimiz süreç, çözüm ve ya tedbir adına ortaya konanlar bir kez daha altını çizdi ki; muhatabı emekçi ve sanatçı olmayan; insanı sayı olarak kavrayan, ondan maksimum maddi fayda temin etmeyi amaç edinen yani sömüren bir “akla” ; insanlığı, ahlâkı, sanatın varlığını ve sanatın insanlık yolculuğundaki genişliğini anlatmaya çabalıyoruz. Bilimsel akıldan ve uygulamalardan yoksun çakma “ideoloji “‘ler üreterek , becerilemeyen işlere birkez daha en kolay kılıfı uydurarak sanat emekçilerini evlerine yollamak bu akılsızlığın ürünü.
Değersizleştirme ve sindirme politikalarının karşısında bugün ve gelecek için daha da kararlı şekilde dur diyebilmeli; aklımız ve vicdanımızla alabileceğimiz en yüksek düzeyde önlemlerle yolculuğumuza devam edebilmeliyiz.

Barış Yaman / Müzisyen-Tiyatro Emekçisi

Barış Yaman

16 Mart’tan itibaren bağımsız tiyatro oyuncuları, çalışanları ve müzisyenler ile ilgili devletin ne bir desteği, ne de bir cümlesi oldu. 

Ben hem salonu olan bağımsız bir tiyatroda işçi olarak çalışıyorum hem de çeşitli rock gruplarında şarkı söylüyorum. 16 Mart’tan itibaren bağımsız tiyatro oyuncuları, çalışanları ve müzisyenler ile ilgili devletin ne bir desteği, ne de bir cümlesi oldu. Şimdi de sanki sanat ve sanat kurumları birer bataklıkmış da virüs buralardan yayılıyormuş gibi bir muameleyle karşı karşıyayız.

Alper Kaptaş / Müzisyen

Alper Kaptaş

Bence önce şu şehir içi ve şehir dışı seyahatlerdeki yoğunluğu çözsünler. Müziği, bu tarz santsal etkinlikleri yasaklamanın hiç bir mânâsı yok.

Hepimizin hayatı çok kötü etkilendi. Ne sahneye çıkabiliyoruz ne de müzikle ilgili herhangi bir organizasyonun parçası olabiliyoruz. Hayatımız gittikçe zorlaşıyor. Yaz dönemi de böyleydi zaten. Şimdi bu daha da artacak. Bence önce şu şehir içi ve şehir dışı seyahatlerdeki yoğunluğu çözsünler. Müziği, bu tarz santsal etkinlikleri yasaklamanın hiç bir mânâsı yok.

Ilgın Sönmez / Yönetmen

Altı aylık bir isolasyon yasakları dönemini yeni bir sürece, ikinci isolasyon yasakları sürecine bağladık. Açıkçası, virüs henüz kontrol altına alınmamışken yayınlanan 1 Temmuz itibariyle sahnelerinizi yüzde altmış kapasiteyle açabilirsiniz, açık havada etkinlikler yapılabilir vsleri içeren yönetmelik gerçekleştirilme zemini olmayan, devleti de bir takım maddi manevi sorumluluklardan kurtarmak için atılmış erken bir adımdı. Hatta birçok tiyatro ve müzik emekçisi bu kararı cana sıkılan kurşun olarak yorumladı.

Ilgın Sönmez

1 Temmuz’da yönetmelikle atılan adım gerçekleştirilme zemini olmayan, devleti de bir takım maddi manevi sorumluluklardan kurtarmak için atılmış erken bir adımdı. Hatta birçok tiyatro ve müzik emekçisi bu kararı cana sıkılan kurşun olarak yorumladı.Açıkhavadaki organizasyonlar aylardır çalışmayan tüm ekipleri elbette kapsamayacaktı. Kapalı mekanlar için ölü sezondu zaten. Yasaklar turizmcilere verilen sözler tutulabilsin diye kalktı. Sahne sanatları hesap edilerek değil. Okullar açıldı, turizm durulacak ya, bu kez açıkhava etkinlikleri yeniden yasaklandı

Açıkhavadaki Organizasyonlar aylardır çalışmayan tüm ekipleri elbette kapsamayacaktı. Kapalı mekanlar için ölü sezondu zaten. Yasaklar turizmcilere verilen sözler tutulabilsin diye kalktı. Sahne sanatları hesap edilerek değil.

Geçen 2.5 aylık süreçte de çoğumuz 1 lira dahi kazanmadık zaten. Okullar açıldı, turizm durulacak ya, bu kez açıkhava etkinlikleri yeniden yasaklandı ve 24 saat içinde salonlar için de aynı karar bekleniyor.

Korona son iki haftada yüzde 32 artış gösterdi İstanbul’da ve ay sonuna kadar bu ivmenin katlanması bekleniyor. Sanat ve sanatçının masumiyetini yüzde yüz koruduğu, turizmin patlattığı oranlar bunlar. İngiltere’de sahne sanatları devletin kritik süreçte çıkardığı tarihi büyüklükteki destek fonlarıyla sürdürülebilirliğini korudu. Bizdeyse bağımsız tiyatrolar için emek sarfeden hiçkimse yedi aydır tek kuruş destek alamadı. Müzisyenler ve müzik sektörü çalışanları da aynı durumda. Her iki sanat grubunun da çok sayıda sigortasız emekçisi var. En az 2021 Eylül’üne dek sürecek belirsizlikte temel yaşam ve sağlık giderlerinin karşılanması gerekiyor bu insanların.

Devlete şunu anlatmak gerekiyor. Sadece yasaklayamazsın. Yaşatacak politikayı da üretmen gerekiyor. Devletin ‘yaşam koşulları koyu kırmızı alarmda olan’ sahne emekçilerine koşulsuz hibe fonlar yaratması lazım. Alenen görünen şu ki, bugüne dek bakanlıklar ve yerel yönetimlerle yapılan kısıtlı sayıdaki görüşmeler, sahne sanatlarının ‘can çekiştiği gerçeği’ni göz önüne serememiş. Bu krizden kendi başımızın çaresine bakarak çıkamayız. Bu romantizmin bir karşılığı yok. “Aman efendim sepet efendim”le olmaz. Tüm sahne sanatlarının kenetlenmesini öneriyorum. Tiyatro ve müzik emekçileri olarak hakkımızı almak zorundayız. Hak evet. Zira sanat devletin zorunluluğu, insanın mutlak ihtiyacıdır. Hak verilmez, alınır.

Kardelen Pınar / Müzisyen

Kardelen Pınar

Toplu taşımada, uçaklarda, AVM’lerde ve iş yerlerinde hiçbir önlem alınmazken neden bu derece sert tedbirler kültür sanat alanında alınıyor!

Toplu taşımada, uçaklarda, AVM’lerde ve iş yerlerinde hiçbir önlem alınmazken neden bu derece sert tedbirler kültür sanat alanında alınıyor!

Çevremdeki tüm müzisyenler tamamen küsmüş ve umudunu kesmiş durumda her şeyden. Büyük bir hayal kırıklığı ve üzüntü var. Fakat bir şeyler de birikiyor bence. Şu sosyal medyada profili kırmızıya boyama meselesi biraz da bununla ilgili.  Müzisyenler, aslında tüm sanat alanı çok yalnız.

Bir araya gelmeli tüm bu insanlar. Dayanışma ve birlikte hareket etmek, mutlaka hepimiz için olumlu sonuçlar doğuracaktır.

Kemal Küçükbakkal / Müzisyen

Kemal Küçükbakkal

Yapılması gereken; bütün sahne emekçilerinin, hepimizin bir araya gelip ses yükseltmesi ki ses, bizim işimiz, bunu en iyi de biz yaparız!

Türkiye’de vaka sayıları tekrar artıyor, buna bağlı olarak vefat sayıları da artmakta. Fakat ne hikmetse yasaklar, turizm sezonunun sonuna gelindiği bu zamanlarda geri geldi ve bundan en büyük zararı ne yazık ki yine biz sahne sanatçıları göreceğiz.

Yedi binden fazla insanımızı kaybettiğimiz, durumu ağır olan hasta sayısının bin beşyüzün altına düşmediği(resmî rakamlarla) bir tablo var ve sanki bunun sorumlusu biz sahne emekçileriymişiz gibi fatura bize çıkıyor.

Oysa ki sahneler, yedi aydır neredeyse tamamen boş. Sorun ortada, süreç başından beri yanlış yönetildi. Covid dışında bir virüs daha var mücadele edilmesi gereken, sanata düşman bir virüs.

Yapılması gereken; bütün sahne emekçilerinin, hepimizin bir araya gelip ses yükseltmesi ki ses, bizim işimiz, bunu en iyi de biz yaparız!

Taner Öngür / Müzisyen

Taner Öngür

Bir de müzisyenler ve sahne sanatçılarının yanında, sektörde çalışan emekçiler var; sesçiler, ışıkçılar, ekipmanları taşıyanlar, şoförler ve daha bir sürü insan. 

Tamam, salgın çok büyük boyutlara vardı gerçekten; bazı şeylerin artık durdurulması gerekiyor ama ilk olarak açıkhava konserleri ve tiyatro oyunlarının durdurulması çok saçma. Çünkü fiziki mesafe kurallarına en çok dikkat edilen etkinlikler bunlar.

Diğer taraftansa kapalı mekan AVM’ler, uçaklar, otobüsler, camiler vs. devam ediyor. Yani, bütün bunların nedenini biliyoruz. Zaten kültür ve sanattan hoşlanmayan bir yönetim var, salgını da fırsat olarak kullanıyorlar.

Bu durumda müzisyen ve sahne sanatçıları ne yapacaklar, onu bilemiyorum gerçekten. Kimse ne yapacağını bilmiyor, herkes panikte, zaten bir gelirimiz yok.

Bir de müzisyenler ve sahne sanatçılarının yanında, sektörde çalışan emekçiler var; sesçiler, ışıkçılar, ekipmanları taşıyanlar, şoförler ve daha bir sürü insan. Büyük bir kriz. Dünyada bunun önlemleri alınmaya çalışılıyor; başka yerlerde bu gibi insanların bir fonksiyonu ve topluma yararı olduğu bilindiği için destek veriliyor ama bizde öyle bir kavram yok. Hatta bu sektörün tümüyle bitirilmesi amacıyla eller gizlice ovuşturuluyor.

Yani kriz, ‘Allah’ın lütfu’ olarak görülüyor her zaman olduğu gibi… Ne yapılacağı bu nedenle şüpheli, çünkü gerçekten kimse ne yapacağını bilmiyor. Ancak şunu da görüyorum ki, özellikle rock müzik camiasında, herkes elinden geldiği ve dayanabildiği kadar yaptığı işe devam etmeye çalışıyor.

Herkes artık evinde kayıt yapabiliyor, internet ve youtube gibi mecralar var ve üretim devam ediyor. Ben, kendi adıma, durmadan çalışıyorum; ne olacak bilmiyorum ama üretmek, kötü bir şey değil.

Serhat Ersöz / Müzisyen

Serhat Ersöz

Biz; tek bildiğimiz şeyi, yapmaktan karşılıksız büyük haz aldığımız şeyi bu tsunamiye(akıntıyı çok aştı) karşı elimizden geldiği kadar yapmakta kararlıyız.

Her zaman akıntıya karşı kürek çekiyorduk zaten. Bu sefer küreklerimiz de elimizden alındı.

Sosyal bir devlet; bunu yaptığında karşılığında kayıpları elinden geldiğince telafi ederken, maalesef burada sanatçılar yok hükmünde. Hayat boyu arkamızda bir devlet(desteği) görmemeye alışmış bir iş kolu olarak, artık sadece “Gölge etme, başka ihsan istemez.” desek de yaşattıkları bu karanlığın yanında ‘gölge’ kelimesi maalesef çok az ve hafif kalıyor.

Biz; tek bildiğimiz şeyi, yapmaktan karşılıksız büyük haz aldığımız şeyi bu tsunamiye(akıntıyı çok aştı) karşı elimizden geldiği kadar yapmakta kararlıyız.

Miray Gedikli Kalç / Müzisyen

Miray Gedikli Kalç

Sahne emekçilerinin durumu ortada. Ben ve eşim, ikimiz de müzisyeniz ve ailemizden maddi destek almasak evi geçindiremeyecek durumdayız.

Her şeyin sorumlusu müzikmiş gibi davranılıyor resmen ve müzik olmazsa yaşamını sürdüremeyecek olan bizler, bu kararları verenlerin umrunda bile değiliz.

Kaynak: https://sol.org.tr/haber/sanatcilardan-akpye-yanit-onlara-her-sey-serbestken-bir-tek-bize-mi-lala-oluyor-yani-14598

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku