Çağla Coşkun

“Hanımlar beyler
İşte Hedwig o duvar gibidir
Sizi böler ve aranıza dikilir
Doğu’yla batı gibi
Özgürlüğü köleleri
Kadınları erkekleri
Aktifleri pasifleri
Deneyip de yıkabilirsiniz
Yalnız denemeden önce ona kulak vermelisiniz”

Dünyanın en ünlü Glam Rock Müzikali “Hedwig ve Angry Inch” İstanbul’da. Yönetmenliğini Barış Arman’ın yaptığı, 2 saate yakın süren, Kazan Dairesi Müzikal Tiyatro ve Performans Topluluğu’nun uzun uğraşlar sonucu sahneleyebildiği müzikalde inanılmaz bir gösteri izliyorsunuz.

Yurt dışında daha önce Neil Patrick Harris, Michael C. Hall gibi isimlerin canlandırdığı Hedwig’i Türkiye’de Yılmaz Sütçü oynuyor. Sütçü’ye Ayşe Günyüz ve Kaan Bıyıkoğlu, Sinan Altıparmak, Eren Turgut ve Can Kalyoncu’dan oluşan orkestra eşlik ediyor.

John Cameron Mitchell’in yazdığı müzikali, Türkçe’ye Yılmaz Sütçü çevirmiş. Yazar, başta müzikalin Türkiye’de sahnelenmesine karşı çıksa da Kazan Dairesi ekibinin Türkiye’deki trans cinayetleriyle ilgili sunduğu detaylı rapordan sonra ikna olmuş. Yılmaz Sütçü, Artful Living’e verdiği röportajda, müzikalin Türkiye’ye gelme sürecini şöyle anlatıyor:

“Bize ilk teklifimizde red geldi. Çünkü oyunun dünya haklarını açmıyorlardı, belli ülkelerde oynanabiliyordu oyun. Broadway’de de bitmek üzereydi. Elimizde mis gibi metin, mis gibi şarkılar var. Oyuncu, müzisyen, moral, istek her şey var. Bu oyunu yapmamız lazım. Cevaplarında satışlarının etkileneceklerini gerekçe gösterdiler. Ne alakası var. Biz de dedik ki sizin satışınızı etkilemez, bir de böyle bir ortamda böyle bir iş yapmak istiyoruz. Bir tiyatro adamı olarak onları bu işe uyandırmak istedik. Translar, kadınlar öldürülüyor, çocuklara tecavüz ediliyor. O metindeki her şey bizim ülkemizde canlı yaşanıyor ve bunu normalleştirmeye çalışıyorlar. Güzel bir metinle durumun ciddiyetini anlattık. Barış güzel bir mektup yazdı. Ardından ikna oldular.” (Röportajın tamamı için tıklayın.)

“Hedwig ve Angry Inch”, komünist Doğu Berlin’de erkek olarak dünyaya gelen ancak bedeniyle ve kimliğiyle mutlu olmayan, bir erkeğe aşık olduktan sonra ülkeden kaçmak ve evlenmek için cinsiyet ameliyatı yaşayan fakat ameliyatı da başarılı olmayan ve bir “inch” et parçasıyla yaşamına devam etmek zorunda kalan bir trans şarkıcının hikayesini anlatıyor. Yani kahramanımız, ne tam bir erkek ne de tam bir kadın. Şansızlıklardan ve kalp kırıklıklarından bir türlü kurtulamayan Hedwig, Amerika’ya geldikten sonra sevgilisi tarafından terk ediliyor  ve beş parasız bir halde hayatını devam ettirmeye çalışıyor. Gündüzleri bebek bakıcılığı yapan Hedwig, akşamları da bir barda şarkı söylüyor. Bu arada evin oğluna da aşık oluyor ama ne yazık ki sonu yine hüsran. Evin oğlu Tommy, onun sadece kalbini değil, bestelerini ve şarkı sözlerini de çalıyor ve Hedwig’in hayatından çıkıyor. Hedwig ise Tommy’nin peşinden gizlice onu takip ediyor. Onun gittiği ülkelere gidiyor ve sonunda da İstanbul’a geliyor.

“Hedwig ve Angry Inch”, bir trans hikayesinden daha fazlası. “Hedwig ve Angry Inch”, bir kimlik ve aşk hikayesi. Müzikalde “biz kimiz”, “cinsiyet ne”, “aşk ne”, “aşk için cinsiyet şart mı” gibi sorular soruluyor ve izleyiciye de sorgulatıyor. Bunun da ötesinde aile, din, politika gibi kavramlara da ince göndermeler yapıyor.

Daha önce 16 ülkede, 13 farklı dilde sahnelenen müzikal, Türkçe’ye şarkı sözleri de dahil olmak üzere oldukça başarılı bir şekilde çevrilmiş. Günümüz Türkiye’sinin ahlak anlayışına ince ince dokunduruyor. Söz konusu cinsiyet kavramı olduğu zaman ne kadar da iki yüzlü olduğumuzu yüzümüze çarpıyor. Tıpkı Hedwig’in İstanbul’a gelmeden önce Türkiye ile ilgili yaptığı araştırmayı özetlediği şu cümledeki gibi: “Türkiye’de eşcinsel rock sanatçısı yokmuş hatta eşcinsel sanatçı yokmuş, inanır mısınız Türkiye’de eşcinsel yokmuş. Irkınızla ne kadar gurur duysanız az!” Yılmaz Sütçü de Ayşe Arman’a verdiği röportajında Hedwig’le ilgili şöyle demiş: İkiyüzlü bir tavırla yaşadığımızı ve sonunda iki bacaklı, yalnız yaratıklara nasıl dönüştüğümüzü anlatıyor! (Röportajın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.)

Yılmaz Sütçü’nün performansı tek kelimeyle muhteşem. Hedwig’i bir müzikal karakterinden çıkartıp yaşayan gerçek bir insana dönüştürmüş. Umarım başka müzikallerde de bizi müthiş karakterlerle tanıştırır.

İyi ki geldin İstanbul’a Hedwig… Seni tanımak çok güzel:)

Oyunla ilgili bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.
Oyunun teaserını da buradan izleyebilirsiniz.

Son olarak:

*Buradayız, Queer’iz, Buna Alışın!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here