Özlem Ünaldı

“En büyük inancım ötekileştirmenin tanışınca biteceği yönünde.”
Seyhan Arman

Seyhancığım, tebrik ederek başlamak istiyorum… Çok mutluyum, iyi bir oyun izlemek nefis!
Asıl beğenildiği için ben mutluyum…

Tiyatroyla ilişkin nasıl başladı? Senin tiyatro hikâyen ne?
Herkes gibi ilkokulda sahneye çıktım, 11-12 yaşımdayken yılbaşlarında kılıktan kılığa girip yedi düveli dolaşırdım ama benim asıl oyunculuk hikâyem 15 yaşımdayken çalıştığım radyonun dinleyicilerinden olan bir tiyatro yöneticisinin ‘’Ali Ayşeyi Seviyooo’’ oyunundaki anlatıcıyı oynayıp oynamayacağımı sormasıyla başladı. Zaten 1-2 yıl önce de yine yarı profesyonel bir tiyatroda takılmaya başlamıştım fakat babam izin vermeyince o yarım kalmıştı. Giriş sahnesini ezberlesen yeter denilen anlatıcı rolü için tüm teksti ezberleyip bazı yenilikler de getirince bir süre sonra başrolü de kaparak güm diye düştüm tiyatro dünyasına. (Gülüşmeler.)

İyi ki düşmüşsün canım! Oyunu sen yazdın… Sinemada ve sahnede, LGBTİ bireyler hakkında yapılan ve kendini ifade etmek amacıyla yola çıktığı halde durumu antipatikleştiren çok örnek oldu. Bu nedenle dozunda ve doğru dille yazılıp oynanmış bir proje yapmış olman sadece teatrâl olarak değil toplumsal olarak da büyük bir değer… Yazım sürecin nasıldı?
Teşekkür ederim. Aslında tek amacım ‘’Matmazel Coco’’ ile para kazanırken asıl istediğimi yapabilmek; tiyatro sahnesinde de oynayabilmek için tek kişilik bir proje yapmaktı. Ve bir trans birey hikâyesi yapmak istemediğim için çok çabaladım. Benden beklenileni yapmak istemiyordum. Bir trans birey sahneye çıkacak kendi hikayesini anlatacak durumu olsun istemedim. Çok oyun okudum, çok kapı çaldım ama hiçbir proje ile bütünleşemedim. Birgün Engin bey (Engin Alkan) ‘artık ne yapacaksan yap da görelim’ diye kulağımı çekince cebimdekini çıkarttım ve ortaya ‘’Küründen Kabare’’ çıktı. Trans birey hikâyesi olması sebebi ile o kadar çok korkum vardı, o kadar çok kaygılıydım ki neredeyse her kelimesi üzerine düşündüm. Sonuçta LGBTİ aktivistiyim ve trans bireyim bu kadar bıçak sırtı bir durumda hata yapmamalıydım. Ayrıca hem kendim beğenmeli, hem ana akım tiyatro seyircisine beğendirmeli hem de lgbti camiasının onayını almalıydım. Ve en büyük korkum ya Engin beyin ‘’bu ne be’’ demesiydi…

Şimdi tadını çıkarma zamanı o halde… Hikâyenin bileşenleri; Serpilin çocukluğu, aşkları, acıları, gülüşleri kaç kişinin hikâyesinden oluştu kim bilir…
Aynen öyle; hem birçok kişinin hem de benim gerçek hikâyelerimiz ve kurmaca ile oluştu. Seyirci daha çok benim hikâyem zannetse de bana ait çok az şey var oyunda. Daha çok gördüğüm, duyduğum ve sorun olduğunu düşündüklerimden oluşuyor.

Bir trans hikâyesi üzerinden, toplumda itilip kakılan, (artık bu kelimenin içi çürüse de;) “ötekileştirilen” herkesin hikâyesine dokunuyorsun. Buna da bayıldım! Evet, ben de gece sokakta güvende değilim ve evet sırf kadınım diye dünya kadar mücadele vermek zorundayım. Toplumda daha nice kategorizasyon ile yıpratılan çok kişi var.
En büyük inancım ötekileştirmenin tanışınca biteceği yönünde. Bu tanışma için mücadele ediyorum ve ömür boyu devam edeceğim. ‘’Küründen Kabare’’de insanlar Serpil ile tanışsın istedim. Tanışsın ve aslında Serpil’in hepimiz gibi “insan” olduğunu kavrasın istedim. Hepimize bir sebeple yabancı olan, öteki kıldığımız, görmezden geldiğimiz, görsek bile ilişkilenmediğimiz birçok Serpil olduğunu bilelim, artık aramızdaki bu duvarı yıkalım ve aslında bizim de bir başkası için öteki olabileceğimiz gerçeğini görelim istiyorum. Bugüne kadar bana birçok röportajda ya da farklı durumlarda trans birey olmam üzerinden sorulan bütün soruların cevabı da aslında ‘’Küründen Kabre’’de. Saçma, anlamlı, anlamsız diye ayırmadan hepsinin cevabı ve aslında söylemek istediğim her şey!

Seyirciden nasıl geri dönüşler oluyor?
Beklediğimden daha iyi yorumlar alıyorum. Oyunda yapmak istediğim her şeyi, vermek istediğim mesajları seyirci tekrar bana anlatıyor. “Mesajı aldım” diyor. Oyuna gelen diğer trans bireyleri gören seyircilerin oyun öncesi ve oyun sonrası tepkilerinin değiştiğini söyleyenler hatta itiraf edenler var. En önemlisi de hem sıradan tiyatro seyircisi, hem oyuncular, hem lgbti bireyler hem de aslında tiyatro seyircisi olmayan birçok insan birçok şey yakalıyor oyunda. Anlattığım bir hikâyeyi bile hepsi farklı farklı yerden okuyabiliyor. Zaten oyun şudur demiyor; bir fotoğraf koyuyor ortaya ve seyirci kendi yaşanmışlıklarına göre değerlendiriyor olayı. Çok şükür ki tüm geri dönüşler farklı pencerelerden bakılsa bile benim gösterdiğim yerde birleşiyor.

Nasıl hissediyorsun peki? Proje hayâl ettiğin gibi oldu mu?
Çok şey isteyerek başladım projeye. Bazılarının olacağına inandım, bazılarını hayal ettim ama oldu galiba. Benim her zaman beklentim yüksektir ve hiçbir zaman “süper çok iyi yaptım” diyemem. Yine de evet, hayal ettiğim şey oldu. Daha iyisi her zaman vardır elbette… Tek sorun sonraki projede ne yapacağım? Nasıl daha üstüne çıkabileceğim. Beynimin yarısı şu anda sonraki projeye odaklanmış durumda. Deli miyim neyim…

Delisin ve bayılıyorum sana. (Gülüşmeler.) Bu oyunu bence herkes izlemeli. Peki, özellikle izlemesini, ulaşmasını istediğin seyirci profili nedir?
Oyunun bana göre iki yolu var. Birincisi ana akım tiyatro seyircisine iyi bir seyir sunmak. Ve bakış açılarında bir değişiklik yapabilmek. Diğeri de trans aktivizmi açısından farklı kitlelerle tanışmak. Çizdiğim ikinci yolda en büyük hedef kitlem üniversiteler; çünkü gelecek orada okuyan insanlar sayesinde şekilenecek. Ve ben onlarla Serpil’i tanıştırırsam görsem de göremesem de gelecekte etkim olabilir diye düşünüyorum.

Buna tüm kalbimle inanıyorum.
Mesela Beşiktaş Belediyesi’nin finanse ettiği oyunumuzda, hayatımda kesişme ihtimalim çok az olan bir kitleye oyun oynadım. Ve o teyzeler, amcalar oyun sonu beni bekleyip sarıldılar bana. Ne oyunun tek kişilik ve 1.5 saat olduğundan haberleri vardı, ne de bir trans kadın karakteri olduğundan. Buna rağmen oyun sonu 10-15 dakika bekleyip sarıldılar bana. Daha ne olsun.

Harika! Koli ne demek sokak jargonunda?
Koli lgbti bireylerin kullandığı argo olan “lubunca”ya göre cinsel ilişki demek. İkinci anlamı seks işçiliğinde hizmeti alan kişi.

Bol bol koli ile sahnedesin. (Gülüşmeler.) Dekor tasarımı çok kullanışlı, pratik ve amaca mis gibi hizmet ediyor. Bu fikir nasıl çıktı ortaya?
İlk günden beri büyük, zor taşınan bir dekorumuz olmasın ki turneye gidelim, dünyanın her yerinde oynayabilelim diye bir çabamız vardı. Önce farklı farklı şeyler düşündük ama sonra yönetmenimiz Melisa İclal Yamanar’dan ve asistanımız Ece Koltaş’dan koli fikri geldi. Çok sevip kabul ettik hep beraber. Sonrasında tasarımcımız Aslı Ersüzer harikalar yaratınca bu sonuç ortaya çıktı.

Ekip nasıl bir araya geldi?
Canı gönülden ve isteyerek!

Büyülü işlerin temel başlangıcı. Oh!
Hatta işin içine dâhil olanların dışında işten güçten dolayı dâhil olamayan çok önemli insanlar da mevcut. Göründüğümüzden daha kalabalığız aslında. Resmen imece ile yaptık işi. Ben Melisayı tanıyordum o Ceren’ i tanıyordu, Ceren kocasını dahil etti gibi bir zincirleme ile bulduk birbirimizi. Herkes elini taşın altına koydu ve ‘’Küründen Kabare’’ çıktı ortaya. Bu vesile ile bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum herkese.

Yazım ve prova sürecinde projenin hayatını en çok kolaylaştıran şey neydi?
Sinem Özlek. ‘Sinem’in başının etini yedim’ desem yeridir. Ben yazar değilim yargısı ile ve mecburen yazmaya başladığım için Sinem’i çok zorladım. O beni inandırmaya çabalarken ben hep güvensiz durdum. Ayrıca oyuncu Seyhan olarak da Sinem bana bir provada öyle bir tokat attı ki kendime geldim resmen. At gözlüğümü atmamı sağladı.  Yazar Seyhan’ın itirazlarına gayet sakin bir yerden karşılık verdi hep ve ikna etti. Projede adı sadece dramaturg olarak geçse de Sinem çok şey yaptı ve çok şey kattı oyuna.Teşekkür ederim Sinem. Kalp kalp kalp…

Sinem ve işini böyle nefis yapan her dramaturg başımızın tacı. Benden de teşekkür Sinem’e… Zorlaştıran şey peki?
Ben! Önyargılarım. Güvensizliklerim. Mükemmelliyetçiliğim. Yönetmenimiz bana nasıl katlandı hayret ediyorum.

(Gülüşmeler.) Bu projeyle “En İyi Kadın Oyuncu” ödülü aldığını ve nefis bir konuşma yaptığını hâyal ediyorum biliyor musun?
Metni şimdiden mi yazsam acaba? (Gülüşmeler.) Ben aslında ödülümü seyirciden aldım ve alacağıma eminim. Gerçi siyah uzun tuvaletimle ağır ağır kırmızı halıdan sahneye çıkmayı da istemiyorum değil. (Gülüşmeler.) Şaka bir yana tiyatronun kendisi bana bir ödülken bir de sahnede olduğum için ödül alırsam başka bir şey istemem herhalde.

2017 yılındayız; bırak sokakta özgürce el ele gezebilmeyi, artık Lgbti bireylerin iş hayatına, siyasete, toplumsal hayata dahil olabilmesi gerekirdi bence. Bu konuda yol kat etmek için temelde neye ihtiyacımız var?
Tanışmaya! Pozitif de olsa önyargıları çöpe atmaya.  Aslında Lgbti bireyler zaten iş hayatında hatta siyasette varlar fakat görünür değiller. Ben mesela size en az 1 bakan 1 milletvekili sayabilirim ama benim değil onların özgürce kimliklerini açık etmeleri ve varoluşlarını yaşayabilmeleri gerekir. O günlerde gelecek elbette.

Dört gözle bekliyoruz… “Küründen Kabare” hayatını değiştirdi mi? (Seyircinin hayatını değiştireceğine eminim ayrıca.)
Bir oyuncu arkadaşım, aynı zamanda aynı projede çalıştığım arkadaşım ‘’Aaa sen oyuncuymuşsun’’ dedi bana. Tiyatro camiası beni tanıyor ama oyuncu olarak kodlamamışlar demek ki. Ne de olsa bir trans kadın oyuncu olamaz zaar. (Gülüşmeler.) ‘’Küründen Kabare’’ bu anlamda hayatımı değiştirmeye başladı evet. Yeni sezonda galamızı yapıp oyunu oynamaya gerçek anlamda başlayınca da kökten bir değişiklik olacak belli ki.

Peki, sinema hikâyen nasıl?
Daha çok bağımsız sinemada var ettim kendimi galiba. Ya da ana akım sinema transfobisinden hala kurtulamadı diyelim. Hala klişe, aşağılanan, zavallı ve güya komedi malzemesi olarak görüyorlar trans bireyleri. İyi işler çekilemiyor bir sebeple. Kötüleri de her dakika görüyoruz işte. Gerçi sinemamız ne durumda ki trans bireyler onun içinde varolsun. Yine de umutluyum daha cesaretli, daha özgür, daha kaliteli bir sinemamız olacak. Böyle insanlar var bu sektörde; bir kırılma noktası bekliyoruz belki de.

Ne okuyorsun bu aralar?
“Gasilhane” yeni yazmaya başladığım oyun. Henüz ilk aşamada olduğum için tekrar tekrar okuyorum. Aslında “Küründen Kabare” sonrası bir süredir nedense aklıma düşen Dinçer Sümer’in “Eski Fotoğraflar” oyununu aldım elime ama 2.sayfayı geçemedim. Aklım dolu galiba. Bir süre bekleyecek sanırım.

Teşekkür ederim, iyi ki hayatımdasın!
Kalp kalbe karşıdır, iyi ki.

“Küründen Kabare” Ekip
Yazan- Oynayan: Seyhan Arman
Yönetmen: Melisa İclal Yamarda
Dramaturg: Sinem Özlek
Sahne-Kostüm Tasarım: Aslı Ersüzer
Işık Tasarım: Cem Yılmazer
Yönetmen Yardımcısı: Ceren Özkataraş
Müzik Operatörü: Figen Adıgüzel
Işık Operatörü: Mustafa Dinç

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here