Sineklerin Tanrısı: “Burada bir canavar yok, bizden başka!”

Hande Özelsancak
2279 Görüntülenme

Hayaletlerden hala korkan insanlarla biraradayız. Ortalıkta dolaşan, görünmeyen ama varlığını hissettiren hayaletler tarihte bir çok başkaldırıya da neden olduklarından diktatörlerin korkulu rüyalarıydı. Tarih boyunca iktidarlar için tehdit olan hayaletlere karşı geçtiğimiz yüzyılda önemli tedbirler alındı. Ama ama hayalet bu işte, bir yolunu bulup içimize sızmayı hep başardı.

Peki ya hayaletler ‘canavar’ olsaydı! Gizlice aramızda dolaşan bu görünmez varlıklar, belki de diktatörler için birer canavardılar…

İstanbul Temaşa Tiyatrosu‘nun sahnelediği ‘Sineklerin Tanrısı’ oyununu Mersin’e turneye geldiklerinde izledim. William Golding‘in Nobel Edebiyat ödüllü romanından uyarlanan oyunda, ıssız bir adaya düşen enkazdan kurtulan bir kaç öğrencinin oluşturduğu demokratik düzen, düzene uymayan ve otoriteye biat etmeyenin katledilmesi, öteki olanın dışlanması konuları ele alınıyor. Hikayenin merkezinde hayaletin en çok etki altına aldığı karakter olan Ralph’in öldürülmek istenmesi ve yalnız kaldığı noktada egemen düzeni oluşturan iktidara boyun eğmesi yer alıyor.

Oyunun konusu kısaca şöyle: Kaza sonrası, önce Ralph ve Domuzcuk biraraya geliyor. Domuzcuk’un tombul yapısı ve herkese dalga geçtiği tuhaf hareketleri var. Ralph insancıl, toplumun dışladığı insanları koruyan,  ötekileştirilenlerin haklarını savunanan biri. Belki de oyunun sosyalist karakteri. Düştükleri ıssız adada da ilk işi Domuzcuk’u da hemen koruması altına almak oluyor. Zamanla enkazdan kurtulan diğer öğrenciler de ortaya çıkmaya başlıyorlar. Bunlardan biri okulun popüler çocuğu ve takım lideri, diğeri otoritenin ve gücün gereksizliğine vurgu yapan anarşist bir karakter. Ayrıca iktidar hangi tarafsa ondan yana olan iki öğrenci ve kraldan çok kralcı, güce aşık bir kaç öğrenci daha ortaya çıkıyor. Okulda takım lideri popüler öğrenci, adada demokratik bir sistem ‘yaratmaya’ karar veriyor ve bu sistemde iktidarın oy çokuluğu yoluyla oluşturulacağını savunuyor. Nitekim, oyların çoğunluğunu kazanarak lider oluyor bu popüler tipoloji.

Lider,  iktidarını kaybetmemek için çeşitli oyunlar kurmaya başlıyor. Gücün elinden gitmesi korkusuyla adada yaşayan bir canavarın varlığından sözetmeye başlıyor ve bu canavarın kurdukları düzeni tehdit ettiğini iddia ederek despotlaşmaya başlıyor. Gerçekte olan ise, bir korku iklimi yaratan liderin hayallerinin aksine, kendisinin ve yandaşlarının canavara dönüşmesidir.

Bu süreçte, olduğu hayatın tadını çıkaran,  gücün ve otoritenin gereksizliğine vurgu yapan anarşist ilk hedef oluyor ve lider ve yandaşları tarafından katlediliyor. Bu cinayet, lider ve arkadaşları için de bir dönüm noktası oluyor. Güçlerini ve kimliklerini pekiştirecek boyaları yüzlerine ve bedenlerine sürmeye ve iktidarlarını görünür kılacak olan ayinler düzenlemeye başlayarak bir oligarşi inşa ediyorlar. Sonraki hedefleri, bir başka ‘öteki’ olan Domuzcuk  oluyor. Domuzcuk entelektüel yapısıyla iktidara karşı potansiyel bir tehdit olduğundan ortadan kaldırılması kaçınılmazdır.

Sıra artık Ralph’e gelir… Ralph ölüm korkusuyla iktidarın düzenlediği ayinlere katılmaya başlamıştır. Bu sırada, bir asker ıssız adadaki gençleri kurtarmaya gelir. Adaya gelen asker şu sözlere tanık olur: “Burada bir canavar yok, bizden başka!”

Sahnede genç oyuncular, iki saat süren oyunu yüksek enerjilerini hiç kaybetmeden oynadılar. Bunun için öncelikle onları tebrik ediyorum. Özellikle bazı oyuncuların hayli genç olması oyuna başka bir dinamizm getirmiş. İki saat boyunca tempolarını hiç düşürmediler.

İktidara biat eden ‘lümpen’ kesimi canlandıran oyuncular, diğerlerine kıyasla oyundan biraz uzak kalıyorlar ve oyuna daha çok adapte olmaya ihtiyaçları var. Oyunun merkezi teması olan “apolitik, lümpen toplum” eleştirisi bu oyuncuların enerjilerinin ve konsantrasyonlarının sahneye yansıtılmasıyla daha da belirginleşecek ve temaya daha çok hizmet edecektir.

Özellikle ayin sahnelerinde, oyuncuların yüksek tempoları etkileyici idi;  biraz daha fizikselliğe yönelip sahnede bedensel kapasitelerini daha ok kullanabilseler muhteşem olurdu…

Dramaturgi, gayet açık ve net biçimde oyuna büyük katkı sunuyor. Genç oyuncular, sahnede metnin içeriğini ve alt metinleri dışavurmada başarılıydılar. Reji genç oyuncularla böylesi zorlu bir oyunu kotarmakta başarılıydı. Ayrıca sahne trafiği de gayet akışkandı. Işık kullanımı ve dekor minimal yapısıyla oyunu besliyordu.

Tüm gençlere, lise ve ortaokul öğrencilerine bu oyunu izlemerini şiddetle tavsiye ederim.

Yazar: Sir William Golding
Yöneten: Onur Atacan
Uyarlama: Nigel Williams
Çeviri: Gökçen Ekin
Sahne Amiri: Turap Başel
Yapımcı: Abdullah Kaan Başkıran

Oyuncular
:
Berkay Habib
Berk Sunar
Hilmi Turan
Ferhat Susan
İbrahim Türksever
Burak Şeker
Yusuf Sıkar
Serkan Şanlıtürk
Binali Keskin
Batuhan Sakal

 

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku