Sivas DT’den “1919: Şafak”

Ayşen İnci
1678 Görüntülenme

Sivas Devlet Tiyatrosu bu sezon Milli Mücadelemizin 100. yılı anısına bir saygı duruşu niteliğinde Asiye Demet Köse ve Volkan Ateş Gündüz’ün birlikte kaleme aldığı “1919: Şafak” adlı oyunu seyirciyle buluşturuyor. Volkan Ateş Gündüz’ün yönettiği bu oyun, yine aynı ekip tarafından hayata geçirilen Sivas Kongresi’nin konu olarak işlendiği “Güz Çiçeği” adlı oyunla bir ikileme şeklinde düşünülüp, çalışılmış.

Ben bu oyunu, Kayseri turnesinde izleme fırsatı buldum. Kayseri seyircisinin olağanüstü ilgisinin bir Devlet Tiyatrosu mensubu olarak beni çok mutlu ettiğini belirtmeliyim.

1919: Şafak, seyirciyi daha fuayeden oyuna hazırlayarak başlıyor. Kum torbaları, dikenli teller, mühimmat, İngiliz bayrağı ve askerleri, İngiliz general ve işbirlikçilerin fotoğrafları  karşılıyor seyirciyi. İngiliz askerleri seyirciyi sıraya sokarken, direnişçi bir genç üstünde “direniş” yazılı bir kağıt dağıtıyor. Seyirciyi işgal altındaki bir ülke atmosferine hazırlaması açısından son derece güzel düşünülmüş detaylar.   

22 oyuncunun rol aldığı kalabalık bir kadroyla çalışmış yönetmen. Hasan Yavuz, konstrüktif bir yaklaşımla hazırladığı dekorda oyuncuları iki kata yerleştirmiş. Emperyalizmin ülkeyi nasıl çepeçevre kuşattığını, alt kattaki oyuncuların çaresizliklerinin içine hapsolmuş Anadolu halkını, üst kattakilerin ise emperyalist güçler ve onlara yardım eden işbirlikçiler olduğunu çok başarılı bir yorumla seyirciye aktarımını gerçekleştirmiş. Anlatıcı yerine koroyu çok işlevsel bir şekilde kullanmayı tercih etmiş. Telgraftan, dalgaya, yağmura kadar çok etkileyici görsel ve işitsel efektleri hiç aksatmadan büyük bir uyum içinde gerçekleştiren koroyu özellikle kutlamak isterim.

Volkan Ateş Gündüz, bu tür oyunlarda sıkça rastladığımız ve itici bulduğumuz didaktik ve hamasi yaklaşımdan uzak bir reji yapmış. Sinemadan alışageldiğimiz sekans akışıyla da oyunu daha canlı daha akıcı kılmayı başarmış. Bunun sonucunda da seyircinin sıkılmadan, pür dikkat izlediği bir oyun çıkmış ortaya.

Oyunun “keşke” diyebileceğim tek yanı, tüm rollerin çok genç oyuncular tarafından oynanması. Örneğin Mustafa Kemal ve annesi Zübeyde Hanım aynı yaşta iki genç oyuncu tarafından oynanıyor. Oyun karakterleri yaş, fizik  ve tecrübe olarak daha uygun oyuncular tarafından canlandırılsaydı elbette yarattığı etki daha farklı olabilirdi. Gözler deneyimli, kadrolu sanatçıları arasa da, oyunun tüm yükü sözleşmeli gençlerin omuzlarına yüklenmiş. Gerçekten çok çalışkan, pırıl pırıl, yetenekli bir genç oyuncu potansiyeli var sahnede. Öylesine canla başla oynuyorlar ki, bir süre sonra onların yaşını, fiziksel özelliklerini görmez, kıyaslamaz oluyorsunuz. Bu yüzden tüm oyuncuları gönülden kutluyorum.

Belki de daha önce hiç görmedikleri bölgelerde türlü sıkıntılara katlanarak müthiş bir özveri ve çabayla tiyatroyu tanıtıp sevdirmeye çalışan bölge tiyatrolarındaki oyuncularımızın her zaman, her açıdan çok daha fazla desteklenmesinden yanayım. Gönül istiyor ki, Ankara, İstanbul oyuncuları da belli dönemlerde bölgelerde görev alarak tecrübeleriyle, birikimleriyle gençlere destek olsunlar, ışık tutsunlar. Bu oyuncusundan yönetmenine hepimizin kurumumuza, bölgelerimize bir borcu diye düşünüyorum.

Asiye Demet Köse ve Volkan Ateş Gündüz, bir döneme tanıklık ederken, Mustafa Kemal’i sadece büyük bir kahraman olarak değil, duygusallığı, inceliği, zevkleriyle kısaca tüm insani yanlarıyla bizi sıcacık kucaklayan bir kişi olarak kaleme almışlar. Hele finalde küçük Sabiha Gökçen ile konuştuğu sahne, onun çocuklara, gençlere, eğitime verdiği önemi bizlere bir kez daha hatırlatıp, duygulandırıyor.

Oyun bitiminde çıkan seyirciyi bu kez Türk Bayrağı, Atatürk portresi ve Kuvayi Milliye Hareketi’ne katılanların resimleri karşılıyor. Bize bu güzelim vatanı ve cumhuriyeti kazandıran başta Atatürk, silah arkadaşları ve isimsiz kahramanları hayırla, şükranla anarak ayrılıyorsunuz tiyatrodan.  

Oyuna kattıkları değerler için dekorda Hasan Yavuz, kostümde Gökçe Şener (koronun sepya renkli kostümleri ve diğer kostümler harikaydı) ışıkta Ahmet Ubuz, koreograf Mürüvvet Küçükçoban, güzel müzikleri için Can Atilla‘yı ve hep başarılı işlere imza atan Sivas Devlet Tiyatrosu’nu, başta Volkan Ateş Gündüz olmak üzere bu oyunda emeği geçen tüm oyuncu ve teknik ekibi yürekten kutluyorum.

Nice başarılı işlerde, sizleri yeniden alkışlamak dileğiyle!

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku