Tolga Polat
tolga.tpolat@gmail.com 

Genel Sanat Yönetmenliğini Yurdaer Okur’un yaptığı Entropi Sahne’nin mekân açılış oyunu olarak, 27 Mart 2016‘da Kadıköy seyircisi ile buluşmuş olan, Martin McDonagh’ın “Yastık Adam” oyunu bu sezon da Entropi Sahne’de gösterimlerini sürdürüyor… Her türlü performansa açık multi disiplinler arası bir yaratım alanı oluşturma amacı ile kurulan Entropi, kelime anlamı olarak; fizikte geçerli olan bir sistem düzensizliğini ölçü olarak ifade etmekte…

19

“Entropi üzerine eğilen bilim adamlarının bazıları onu kutsal yasalar mertebesine çıkarırken, bazı felsefeciler de onu yaratımın tasarım formülü düzeyine çıkarır…  Oysa entropi kuramının illüzyonunu çözebilecek yetenek belki de sadece sanatçıya bağışlanmıştır…” gibi bir tanımlama üzerinden hedefini belirleyen Entropi sahne, oyun repertuarlarına “Yastık Adam” ‘ı dahil ederek acımasız ve cesur bir kara komediye imza atıyor… Geçmişte Talimhane Tiyatrosu tarafından Mehmet Ergen rejisi ile ve Yurdaer Okur’un yine Michal‘i oynadığı “Yastık Adam”  ara dahil üç saati aşan süresi ile de dikkat çekiyor…

İrlandalı bir ailenin çocuğu olarak, Londra’da doğan (d.1970) McDonagh,  ülkemizde sahnelenmiş olan “Leenane’in Güzellik Kraliçesi”, “Yalnız Batı”, “Inishmore’lu Yüzbaşı” ,”İnishmaan’ın Sakatı” adlı oyunları ile tanınan bir yazar… Benim için, hayranlıkla tam dört kez izlediğim İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı “Leenane’in Güzellik Kraliçesi”’nin yeri çok ayrı… Yazarın 1996‘da yazdığı oyun, aynı zamanda ilk oyunu olma özelliğini taşıyor… 2000 yılında Cüneyt Çalışkur rejisi ile sahnelenen ve Pato’nun kardeşi rolü ile Yurdaer Okur’un da yer aldığı “Leenane’in Güzellik Kraliçesi”, İrlanda’da Leenane kasabasında, diğer iki kız kardeşi evlenmiş olan Maureen (Sumru Yavrucak),  ve annesi Mag’ in (Rüçhan Çalışkur) birlikte yaşadıkları evde sevgi ve nefret çelişkisi içinde, kaybetme korkusu yaşadıkları bir umut öyküsü… Bu metin, yazarın “Galway Üçlemesi” ni oluşturduğu oyunlarından en dikkat çekeni ve en çok sahnelenen oyunu…

15

Üçlemenin bir diğer oyunu ise Tiyatro Yan Etki tarafından sahnelenmiş olan (2012),  benim de izlediğim “Yalnız Batı” adlı oyun… Kasabanın güzel kızı Gırleen‘i odağına alan bu oyun;  Valane ve Coleman isimli iki kardeşin babalarının ölümünün ardından, birbirleri için hissettikleri nefret ile sürekli bir çekişme halini yine kara mizah yaparak anlatmakta…

Connemara’lı bir adamın işinin eski mezarlardaki iskeletleri parçalamak olduğu, ve son müşterisinin ise yıllar önce kazara – ya da bilerek – öldürdüğü karısı olduğunu anlatan ve üçlemenin bir parçası olan “Connemara’daki Kafatası” adlı oyun ise bildiğim kadarıyla henüz ülkemizde sahnelenmedi…

21

McDonagh’ın tüm oyunlarının 1990’lı yıllarda İngiliz tiyatrosuna hâkim olan In-Yer-Face tiyatrosu veya Suratına Tiyatro da denilen tür içinde ele alınması ve değerlendirilmesi, şiddet unsurunu ele alış biçimi nedeni ile yerinde olacaktır… İzleyiciyi varsayımlarını sorgulamaya iten in-yer-face oyunlarında özellikle şiddete yer verilmesin nedeni , şiddetin savaş vb. ortamların dışında artık günlük yaşantımızda, özellikle aile içi ve ikili ilişkilerde ne kadar sık yaşandığının ortaya çıkmış olmasıdır…

Toplumsal kurumları sorgulayan, tabuları yıkarak yasakları ortaya çıkarmayı hedefleyen ve bireyi her türlü duygu ve düşünceyle yüzleşmeye çağıran bunu da en kısa ve etkileyici yoldan yapmak için şiddet öğesini içeren in-yer-face oyunlarının McDonagh’ın anlatıları için de uygun olduğu açıkçası su götürmez bir gerçek…

18

Ve Entropi Sahne tarafından sahnelenen “Yastık Adam” a gelirsek; oyun, bilinmeyen totaliter bir ülkede ve bilinmeyen bir zamanda geçmektedir… Oyunun açılış bölümünde öykü yazarı Katurian polis tarafından işkence altında sorgulanmaktadır… Katurian öykülerinin içeriği nedeniyle tutuklandığı için şaşkındır ve yazdığı öykülerin politik veya sosyal içeriği olmadığını savunmaktadır… Sorgulamanın asıl nedeni, Katurian’ın öykülerinde anlatılan üç şiddet olayının gerçek hayatta yaşanmış olmasıdır ve yazar seri cinayetten şüphelenilerek gözaltına alınmıştır…

Michal ise yedi yıl boyunca işkence yapıldığı için ruhsal ve fiziksel yara almış ve zekâ özürlü olarak hayatına devam etmek zorunda kalmıştır… Her çocuk için koruyucu olması gereken, sevgi ve şefkat gibi temel duyguların bulunduğu aile kavramı, zorba bir dikta içinde adeta bir işkence yerine dönüşmüştür…

17

Katurian’ın ölmeden önce yedi buçuk saniye içinde dile getirdiği anlatıda Yastık Adam mutlu ve sağlıklı bir çocuk olan Michal’ı ziyaret ederek daha fazla acı çekmeden ölmesi için ona bir şans verir, fakat Michal’ın kendisi acı çekmezse kardeşi iyi bir yazar olamaz düşüncesiyle hareket ederek Yastık Adam’ı geri çevirir… Bir başka deyişle, Michal bedenini ve akıl sağlığını kardeşinin iyi bir yazar olması için kurban etmiştir…

Oyunda anne-babanın çocuğa uyguladığı şiddet ve ardından yaşanan trajik olaylar vurgulansa da McDonagh, olay örgüsünü yine masalsı bir havaya sokarak Katurian’ın Yastık Adam adlı öyküsüne gönderme yapar ve Katurian ile Michal’ı öyküdeki iki karaktermiş gibi kurgulayarak, gerçek ve  masal ikilemini devam ettirerek seyircide şiddet duygusunun bir anlamda hafiflemesini hatta zaman zaman kara mizah  içinde gülümseterek yumuşamasını sağlar… Ancak gülümseten masalsı gerçeklik son derece acıdır…

entropi-sahne

Ve Yaratıcı Kadro… Oyunun Yönetmen koltuğunda A. Bülent ACAR yer alıyor… Son derece etkili ve masalsı anlatımı destekleyen yorumu için ve şiddeti suratımıza kadar hissettiğimiz bu başarılı reji çalışması için kendisini kutlamak gerek… Yönetmen Acar; metnin uzunluğunu tempo ve sahnelemede ustalıkla kırmayı başarmış… Üç saati aşan ve bağlantıları nedeni ile makaslanması pek mümkün görünmeyen bu metni daha canlı kılmak için, şiddet unsurunu uzamsal bağlama alan çağdaş bir yorumu tercih etmiş… Sahne ışığının oyunun duygusuna ve ruhsal durumuna ve kompozisyonun doğru biçimde seyirciye yansımasına katkısı inkar edilemez bir gerçek… Oyunun yaratıcı ışık tasarımı için Mustafa Bal’a ait… Oyunun dramatik kurgusuna özel hazırlanmış, heyecan duygusunu tetikleyen ve aksiyonu yükselten müzikleri için Okan Yaşarlar da alkışı hak ediyor… Kostüm sade ve anlama uygun olarak organik bir biçimde metinle uyum içinde… Kostüm tasarımı Meltem Yıldırım‘a ait.

Ve rollerine bir neyzen ustalığında nefes veren oyuncular; Mehmet Tekatlı, Yurdaer Okur, Deniz Hamzaoğlu, Fatih Topçuoğlu ve Deniz Aylan… Katurian performansında Tekatlı, öykülere inanmışlığı tutkusu ve anda kalma sürecini bir an bile bırakmadan izleyeni gerçekten heyecanlandıran bir oyun sunuyor… İncelikli bir eleştirmen gibi karakteri didik didik ettiği apaçık ortada…

13

Tupolski’de Deniz Hamzaoğlu son derece etkili bir yorumla var oluyor… Eylem bütünlüğünde Tekatlı ve Topçuoğlu ile yakaladığı uyum, sahne matematiğine olumlu katkı sağlıyor… Topçuoğlu Ariel yorumunda, iç aksiyonunu rolü ile bütünleştiren bir biçimde illüzyonun içinde kalarak rolünü nefeslendiriyor…  Ve Michal’de Okur, Tekatlı ile yakaladıkları uyum ile adeta başarılı bir armoninin nasıl olması gerektiğini deneyimi ile ortaya koyuyor… Yorumlanması hayli zor olan bu bıçak sırtı rolde, Okur son derece başarılı… Biraz fazla abartının rolün inandırıcılığını olumsuz anlamda etkileyebileceğinin farkında olan Okur’un Michal yorumu, son derece sahici…

“Yastık Adam”, bir yazar için eserinin kendi hayatından bile önemli olduğu vurgularken aynı zamanda yazdığı eserlerle başkalarının hayatını şekillendirmesini, ironik bir şekilde ele alıyor… Küçük yaşlarda şiddete maruz kalan, bu durumu hayatının her aşamasında hisseden ve başka boyutlara taşıyan insanların sağlıklı olmalarının beklenmemesine de vurgu yapıyor…

Şiddeti her yerde hissettiğimiz, vicdanın yerini acımasızlığın aldığı bu dünya düzenini kan dolu bir çerçeveden izleyiciye sorgulatıyor… Uzun süresine rağmen bir an bile düşmeyen temposu güçlü kurgusu ve dikkat çeken oyunculukları ile Yastık Adam izlenmeyi ve alkışlanmayı sonuna kadar hakediyor…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here