“Söyleyecek Sözü Olan Oyunlar” kitabında yer alan bütün söyleşileri ve izlenim yazılarını hazırlarken hep saf bir merak duygusuyla sordum her şeyi. Merak ettim. Ama gerçekten merak ettim. Yani, her şeyi kendimi mutlu etmek için yaptım. O soruların peşine düşme serüveni o kadar keyifliydi ki dayanamadım yazayım dedim. Bunlar paha biçilemeyecek mutluluk anları. Hayattan zevk aldığını fark etmek. Bir farkındalığın oluşması. Sonra bir baktım oyun izlenim yazıları, söyleşiler çıkmış ortaya. Ben sorduğum her soruyla ve aldığım her yanıtla zenginleştiğimi fark ettim. Her söyleşi bana bir pırıltı, aklıma ve vicdanıma seslenen bir ışık olarak geri döndü. Her soruyla birlikte değiştim, dönüştüm. Artık eski ben değilim. Şükürler olsun değilim. Hep aynı kalsak ne kadar kötü olurdu. Hem kendimiz hem de hayatımız için. O yüzden değişim iyidir. Soru sormak iyidir. Cevapların peşine düşmek iyidir. Paylaşmak iyidir. Paylaştıklarımızın kalıcı olması iyidir. Sonra birden kendime sordum. Bu paylaştığım mutluluk anları ne kadar kalıcı? Bir dergi sayfasında kaybolup gidebilirler. Ya da bir internet sitesinin sayfasında ne kadar uzun yaşayabilirler? Onlara uzun süre hayatlarını sürdürecek daha kalıcı bir yuva bulmak lazım. Mesela bu metinlerin hepsini bir araya getirsem, bir kitap olsalar, bu dünyada daha uzun süre yaşasalar, daha çok insana ulaşsalar diye düşündüm.

Bu kitap son 20 yılda aklımızda ve yüreğimizde iz bırakan oyunlardan derlenen bir seçki. Hepsinin söyleyecek sözleri var. Prof. Dr. Özdemir Nutku, Yıldız Kenter, Genco Erkal, Ferhan Şensoy, Mehmet Birkiye, Bülent Arın, Ümit bakış ve Zafer Diper gibi ustalarla yapılmış söyleşilerden oyun izlenim yazılarına uzanan bir çalışma bu. Hepsinin ortak noktası yaşadıkları toplumu aydınlatmak. İnsanca yaşanacak daha iyi bir dünya yaratmak. Özdemir Nutku Macar yazar Gyula Hay’ın  yazdığı “At” oyunuyla karşımıza çıkıyor. Gerçek olaylardan yola çıkılarak kaleme alınan oyunda, Roma İmparatoru Caligula’nın atı İnkitatus’u Roma senatosuna konsül seçtirtmesiyle gelişen olaylar alaycı bir dille anlatılıyor. İktidar hırsıyla aklını yitiren bir diktatörün ne kadar ileri gidebileceğinin ibretlik öyküsünü gülerek izliyoruz. Yıldız Kenter “Ben Anadolu” diyor. Anadolu’nun kadim medeniyetlerden günümüze kadar uzanan süreçte insanlık adına biriktirdiği öyküleri paylaşıyor. Büyük usta Genco Erkal “Aymazoğlu ve Kundakçılar”da günümüze ışık tutuyor. Ciddi bir akıl tutulması yaşayan bir ülkenin daldığı derin uykuya ve son hız üzerimize doğru gelen felakete işaret ediyor.  Ferhan Şensoy “Beni Ben mi Delirttim?”  oyunuyla vatandaş Kelami’nin akıl sağlığını nasıl yitirdiğini anlatıyor. Kelami haklı. Gerçek eşiğinin aşıldığı bir ülkede delirmek işten bile değil. Ümit Bakış, “Halktan Biri” oyunuyla dünyanın bütün Travis Pine’larına sesleniyor. Sam Bobrick’in unutulmaz eseri “Halktan Biri”, Amerikan Başkanının ülkeyi nasıl yönettiğini anlatırken, bu yönetim şekli hakkında sade vatandaş Travis Pine’ın da söyleyecek birkaç sözü vardır elbet. Mehmet Birkiye her gün sokaklarında bombaların patladığı bir ülkede, İrlanda’da yaşayan insanların gözünden İnishmorelu Yüzbaşı’nın hikayesini anlatıyor ve terörün nasıl sıradanlaştığına dikkat çekiyor. Bülent Arın, bizi binlerce yıl öncesine antik Efes kentine götürüyor. Dinin paraya ve kişisel çıkarlara alet edilmesine daha fazla tahammül edemeyen Efesli Herostratus’un Artemis Tapınağını nasıl yaktığını öğreniyoruz.  Herostratus’a neden Artemis tapınağını yaktın derken hukuk ve adalet kavramları kamunun vicdanında bir kez daha sorgulanır. Zafer Diper  “Bana William Deyin” oyununda, yaşadığı toplumu bir oyuncunun gözünden sahneye yansıtıyor. Her oyun karanlıklara karşı yakılan bir ışık. Bütün mesele, yüreğimize yakılan bu ışıklarla karanlıkları aydınlığa çevirmeyi gerçekten istiyor muyuz?

Özdemir Nutku’dan Büyüklere  Bir “At” Masalı
“Ben Anadolu” ve Yıldız Kenter Söyleşisi
“Aymazoğlu ve Kundakçılar” ve Genco Erkal Söyleşisi
“Beni Ben mi Delirttim?” ve Ferhan Şensoy Söyleşisi
“Travis Pine : Halktan Biri” ve Ümit Bakış Söyleşisi
Özgür Kelebeğin Aydınlık Yüzlü “Can Çocuğu” Hadi Çaman…
Tansu Biçer ve “Bir Sait Faik Güzellemesi: Semaver Kumpanya”
“Ademin adı, artık Tol!” ve Mahir Günşiray
“Dalga Hareketi” ve Don Kişot Tiyatro
Efesli Herostratus ve  Bülent Arın Söyleşisi
Gülmekten Öldüren Terör : İnishmorelu Yüzbaşı ve Mehmet Birkiye Söyleşisi
Öpülesi “Yastık Adam” Öyküleri ve Talimhane Tiyatrosu
“Bana William Deyin”  ve Zafer Diper Söyleşisi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here