“Sözsüz Konuşan Sessizlik” ya da Herkes Susar, Beden Konuşur

editor
4251 Görüntülenme

Mesut Kara’nın Evrensel gazetesinde yayımlanan yazısını okurlarımızla paylaşıyoruz:

Yazının başlığı “Pantomim: Sessiz tiyatro ve Ulvi Arı” idi. Özcan Yaman’ın Evrensel’de yayınlanan Kasım 2015 tarihli yazısının başlığı da “Pandomim ve Ulvi Arı” idi. Özcan Yaman da yazısında Ulvi Arı’dan söz ediyordu. Bu nedenle “Pantomime Drama’nın (Sözsüz Tiyatro)  ustalarından yazısı “Türkiye’de en çok icra edilen sanat mimdir. Çünkü kimse konuşmuyor.” diyen Ulvi Arı’dan söz edeceğim bu yazının başlığını sanatını özetleyen ‘Herkes susar, beden konuşur’ olarak değiştirdim.

MİM SANATININ BİZDEKİ ÖNCÜLERİ

Bizlere Pantomim sanatını tanıtan Erdinç Dinçer’i, 50’li, 60’lı yaşlarında olan bizim kuşaktan tanımayan, hatırlamayan yoktur sanırım. TRT ekranlarından izlediğimiz, muhteşem sessiz tiyatro gösterileri birçoğumuzun belleklerindedir.

Ülkemizde az bilinen Pantomim’in kökleri antik dönemlere kadar uzanıyor. “Pantomim doğanın alegorik tanrısı, Arcadia’nın çobanı, dağların ve kırların efendisi Pan ile ‘yansılayan’ anlamına gelen mimos sözcüklerinin bir araya gelmesiyle ‘doğayı yansılayan’ bir sanattır.” (1)

Türkiye’de pantomim sanatının öncüsü olarak Erdinç Dinçer kabul edilir. Mizahçı Oğuz Aral ve sinema, tiyatro oyuncusu Taner Barlas Mim Tiyatrosu konusunda etkinlikler göstermiştir. Günümüzde, bu sanatı Erdinç Dinçer’in de asistanlığını yapmış olan ve “Sözsüz Tiyatro” tarihi üzerine çalışmalar yapan, bu konuda Türkiye’de bir ilk olan kitabı yazan Ulvi Arı, Vecihi Ofluoğlu ve diğer sanatçılar sürdürüyor.

Vecihi Ofluoğlu’nu tanıma, sahnede izleme olanağım olamadı ne yazık ki. Aynı yaşta olduğumuz, benzer yerlerde bulunduğumuz, çok sayıda ortak tanıdığımız olduğu halde Ulvi Arı da benim geç tanımalarımdan, tanışmalarımdan biri oldu. Önümüzdeki haftalarda Ulvi Arı sayesinde tanıdığım, haberdar olduğum tam donanımlı tiyatro ve sinema insanı, çok sayıda ortak dostumuz olan Erkan Horzum’un Denizli’de sanatçı dostlarıyla birlikte açtığı “Pamukkale Kültür ve Sanat Atölyesi”nde birlikte katılacağımız etkinliklerde yüz yüze tanıma, tanışma olanağım olacak Ulvi Arı ile.

Birçoğumuz Ulvi Arı’yı 2014’ün Ekim ayında geçirdiği rahatsızlık sonrası hastaneye yattığı, sanatçı dostlarının dayanışma kampanyaları gerçekleştirdiği günlerden de anımsarız. O zorlu, sıkıntılı günlerde, pantomim sanatçısı Ulvi Arı ve ailesi yaşadıkları sağlık sorunuyla birlikte ekonomik zorluklarla da başa çıkmak zorunda kalmıştı. Sanatçı dostları ve sevenleri bir araya gelerek Ulvi Arı’ya destek olmak için çok sayıda sanatçının katılımıyla bir dayanışma gecesi gerçekleştirmişlerdi. 

SANAT YOLCULUĞUNDAN KESİTLER

1961 doğumlu olan Ulvi Arı, 1977 yılında Türkiye İşçi Partisi’nin öncülüğünü yaptığı İşçi Kültür Derneği’nde Yılmaz Onay’ın başında bulunduğu tiyatro çalışmalarına katılarak sanat yaşamına başlar. 1986 yılında ünlü Fransız pantomim ustası Marcel Marceau’nun yanında yetişen Erdinç Dinçer’in Devlet Tiyatrosu için açtığı sınavı kazanan 5 kişiden biridir. Pantomim hayatı başlayan, Erdinç Dinçer’e asistanlık da yapan Ulvi Arı, Ünal Pekel’le birlikte Ankara Gösteri Sahnesi’ni (AGS) kurar. 1986 yılında çalışmalarını, gösterilerini sahne olarak kullandığı Kızılırmak Sineması’nda, Anadolu Sanat Merkezinde sürdürür. 1994-1995 yıllarında Doğu ve Güneydoğu kentlerine, yurtdışında birçok ülkeye turneler düzenler, pantomim gösterileri yapar. 

Oyunculuk ve yazarlık deneyimi de olan Ulvi Arı, alanında bir ilki gerçekleştirerek 2008 yılında “Pantomime Drama (Sözsüz Tiyatro) kitabını yayınlar. Kitabın düzenlenmiş, genişletilmiş yeni baskısı Zekiye Tuna Yeniyol’un desteği ve katkısıyla geçtiğimiz günlerde yeniden yayınlanır ve kitap satış noktalarında raflardaki yerini alır.

Yılmaz Onay, kitabın girişinde yer alan “Pantomim Sanatı üzerine” başlıklı yazısında şunları söyler: 

“Kitabın en güzel yanı, Ulvi Arı’nın sanatına ilişkin kendi bilgi ve deneyimi ne kadar çok kişiye yaygınlaşırsa bizzat kendi sanatsal girişiminin ve olanaklarının da bir o kadar artacağını bilerek bütün bunları bize cömertçe sunuyor olması. Hiçbir zahmetten ve masraftan kaçınmamış, fotoğraflar da ekleyerek anlattıklarının en iyi anlaşılır olması için de çabalamış. Kolay değildir bunlar. Özveri ister. (…) Sağ ol Ulvi Arı! Hem sanatınla hem de bu özverili tutumunla artarak var olmayı sürdür!” (2) 

Yılmaz Onay, Prof. Dr. Özdemir Nutku, Taner Barlas, Prof. Dr. Hülya Nutku,  Doç. Dr. Uğur Akıncı, Naci Aslan ve Selçuk Uluergüven de yazılarıyla kitaba katkıda bulunmuşlar. 

Ulvi Arı, bilgiyle, anılarla, söyleşilerle, mim oyunlarından örneklerle ve fotoğraflarla zenginleştirilmiş kitabının ilk bölümünde genel bilgilerin yanı sıra, pantomim sanatının tarihçesine ve çağdaş öncüleriyle ilgili bilgilere yer veriyor. Bu bölümde yer verilen sanatçılar şöyle: Erdinç Dinçer, Vecihi Ofluoğlu, Taner Barlas, Oğuz Aral, Erol Günaydın, Oktay Anılan Mert, Müge Saut, Janset Karavin, Mehmet Fıstık, Sedat Küçükay, Konuralp Sunal, Okan Sadri Engin, Ergin Kolbek, Abdurrahman Albayrak, Gürsel Boyla, Kaya Gürel, Yaşar Nezih Eyüboğlu ve Fahri Bozbaş.

Çok sayıda çizer-mizahçı yetiştiren Gırgır’ın kurucusu ve yöneticisi Oğuz Aral’ın tiyatro, sinema ve müzik çalışmalarının yanı sıra pantomim gösterileri yaptığını, pantomimi tanıttığını da öğreniyoruz kitaptan. Ayrıca yıllardır tanıdığım tiyatro ve müzik insanı, yazar Fahri Bozbaş’ın adının da pantomim sanatçıları arasında geçtiğine görmek benim için şaşırtıcı oldu.   

Kitabın ikinci bölümünde de daha çok pantomim sanatının, bedeni, nefesi kullanma gibi temel teknik bilgilerine, uygulamalarına, oyun örneklerine, makyaj bilgilerine yer vermiş Ulvi Arı. Bu bölümde yer alan ara başlıklarının bazıları şöyle: Pantomime Başlarken, Nefes, Duruşlar, Beden Çalışmaları, Isınma Hareketleri, Ayak Duruşları, Kollar-eller-parmaklar, Kafa ve göz, Bütün Vücut…

1977’de tiyatroyla tanışan ve ilk ustaları Yılmaz Onay, Tamer levent, Ömer Polat, Yeşim Dorman, Cüneyt Çalışkur, Teoman Gülen ve Erkan Yücel gibi önemli tiyatro insanları olan Ulvi Arı, “Ne yazık ki ülkemizde mim popüler bir sanat haline dönüşememiştir. Parmakla sayılacak kadar pantomim oyuncusu var” diyor.

Ulvi Arı kitabında Octavia Paz’ın “Beni o kadar güzel anlatıyor ki” dediği şu dizelerine de yer veriyor: 

“Kişiyi bir kimse olmaktan çıkarıp hiç kimse yaparız

 Bu hiçlik giderek bir bireysellik

Ve somutluk kazanır tanınan bir yüz

Bir beden aniden hiç kimse oluverir.”

Biz de yazımızı Octavia Paz’ın “Güneş Taşı’ndan” adlı şiirinden dizelerle sonlandıralım:

“…

sözsüz konuşan sessizlik,

bir şeyler söylüyor mu? duyuluyor mu bir çığlık?

yeni bir şey olmuyor mu zaman geçtikçe?”

MESUT KARA

Kaynakça:

(1) Özdemir Nutku. (Pantomim Sözsüz Tiyatro-Ulvi Arı Sf. 9)

(2) Yılmaz Onay. (Pantomim Sözsüz Tiyatro-Ulvi Arı Sf. 8) 

Kaynak: https://www.evrensel.net/yazi/87188/sozsuz-konusan-sessizlik-ya-da-herkes-susar-beden-konusur

Benzer Yazılar

Bu web sitesi size daha iyi bir performans sunmak için cookie kullanmaktadır. kabul edin Devamını Oku