surgunKOLAJ BAKKHALAR / EURİPİDES (Çeviri: Sabahattin Eyüboğlu)
MEDEA / EURİPİDES (Çeviri: Metin Balay)
KRAL OİDİPUS / SOPHOKLES (Çeviri: Bedrettin Tuncel)
METİN DÜZENLEME / OYUN TASARIMI / PINAR YILMAZ

OYUNCULAR:
İOKASTE / SİBEL YAPTI
HABERCİ/KORO / ALİ ERSAN KARADENİZ
HABERCİ/KORO / AGAUE / EMRAH ÜLKÜ
HABERCİ/KORO / MEDEA / GİZEM ÜNLÜ
HABERCİ/KORO / KREON / SEDAT BAŞARGAN
HABERCİ/KORO / OİDİPUS / BARIŞ YILMAZ

BEDEN/HAREKET EĞİTİMİ / SEVİNÇ ÜÇOK
IŞIK TASARIMI / AYŞE AYTER
KOSTÜM TASARIMI / HİLAL POLAT
AFİŞ GÖRSELİ / TAMER POYRAZ DEMİRALP
AFİŞ/BROŞÜR TASARIMI / ÖZKAN ŞİP

Oyun Hakkında
“Tragedya adaletin değil, şiddetin sağladığı bir denge durumudur.”                                                                                                           (Şiddet ve Kutsal, Rene Girard)

 

Sürgün’le Kral Oidipus tragedyasında kendisine kendisini öldürmek dışında yer bulamamış İokaste’nin hikayesini yeniden duymayı, anlamayı ve anlatmayı deniyoruz. İokaste, Thebai Kraliçesi; Kral Laios’a ulaşan bir kehanetle babasını öldüreceği ve annesiyle evleneceği söylenen Oidipus’un annesi.

Tragedyanın harfleri ve seslenişi zorlayıp dışarı taşacakmış gibi yükselen / büyüyen sözcükleri arasında İokaste’nin “çabuk anlatılan kolay anlaşılan” hikayesini yeniden oynamak, İokaste’ye İokaste oyuncusu eşliğinde yeni bir yolculuk hazırlamak istedik. İokaste oyuncusu, İokaste’yi, kehanetin ortaya çıktığı, İokaste’nin kendisini öldürdüğü Thebai Sarayı’na geri götürmek üzere oyunu kurar.

İokaste kendi hikayesini yaşa(yama)dığı Thebai Sarayı’na seslendiğinde karşısına Bakkhalar’ın toplu öldürme hezeyanıyla etrafını sardığı Thebai Sarayı çıkar. İokaste için öldüren dünyayla karşılaşma sahnesidir bu. Bu histerik toplu öldürme zemininde İokaste ilk olarak Bakkhalar’da tanımayarak (vahşi bir hayvan zannederek) oğlu Pentheus’u öldüren Agaue’ye ve sonra Medea’da kendi oğullarını bile göre öldüren “barbar” Medea’ya tanık olur. İokaste, insanın parçalayan, yok eden yaratığıyla iki annenin oğullarını öldürmüş olmasıyla (yeniden) karşılaşır. Agaue’nin oğlu Pentheus’u nasıl bir bilinçsizlikle öldürdüğüne, Medea’nın oğullarını öldürme fikrine nasıl kapıldığına an an tanık olur.

Agaue ve Medea’yla karşılaşan İokaste kendi Thebai Sarayı’na ulaştığında, kendi ölümünü gerçekleştirdiği hikayesinin, Oidipus’un yazgısı içinde bulunan talihsiz bir figür olmasından ziyade daha köklü bir yok etme geleneğine dayandığını kavrayacaktır. Ve bu anladığı şeyi, saklı kalan asıl kehaneti, rasyonel ve analitik aklın ikonu, Thebai’nin insanların en yücesi olarak tapındığı, gücü ve iktidarı sorgulanmayan, hem oğlu hem kocası olan Kral Oidipus’a anlatabilmek için davranış gösterecektir. Sürgün’de kadın İokaste’nin seyircisi erkek Oidipus’tur. İokaste’nin kendi hikayesini tekrar tekrar başlatma çabası Oidipus’un kavrayışını amaçlar.

İnsanın (ve dolayısıyla rol kişilerinin) kendi kendisiyle arasına girmiş olan bu bilinçsiz mesafenin/uzaklığın/sürgünün köprüsü bizim için oyuncu. Bu sebeple öncelikle kendi kendisinden, kendi hikayesinden ve dolayısıyla başkalarının (bilinen hikayeden) hikayelerinden sürgün edilmiş olan İokaste’ye ve dolayısıyla Agaue’ye ve Medea’ya bir alan/güven çemberi olsun istedik oyuncu haznemiz. Çünkü oyuncu, başka türlü/yeniden görebilen ve başka türlü/yeniden davranabilen bizim için; oyunu yoluyla talep ettiği davranış biçimine referans oluşturabilen. Sırtındaki 2500 yıllık tarihe rağmen uzaklaşmak veya uzaklaştırmak yerine fiziksel ve zihinsel geçirgenliğiyle yaklaşabilen; içine alabilen. İçine aldıkça, anladıkça da sürgünün (başka her şeyden uzak olmanın ötesinde kendinden uzak olmanın) ıssızlığına bir alternatif geliştirebilen.

Talep ettiğimiz dünyaya doğru, oyun yoluyla hayal kurmaktan, cesaret etmekten ve denemekten taviz vermemeye çalıştığımız, bir buçuk yıldır oyuncu benliklerimizde devinen bu sürecin, ancak paylaşarak tamamlanabileceği seyircisiyle karşılaşma anında Sürgün’ün güçlü bir etkileşim yaratabilmesini umuyoruz.

Ethem, Abdullah, Ali İsmail, Medeni, Mehmet, Ahmet, Mustafa ve şu an hayatta olmayan birçok kişi anısına; herkesin kendi hikayesini özgürce seçebileceği, her şeyi yeniden görmenin ve yeniden düşünebilmenin arzu edilebildiği, idrak ve seçimlerin özgürce ve güçlü bir şekilde geliştirilebildiği bir hayat alanı; oyunlarımızda korku ve tahammülsüzlükler ve yok etmeler ve yok oluşlar yerine başka referanslar edinebileceğimiz bir İstanbul, bir Türkiye, bir dünyaya ihtiyacımız var.

Pınar Yılmaz

ŞEBNEM SELIŞIK AKSAN SAHNESİ
MSGSÜ BOMONTİ KAMPÜSÜ
Cumhuriyet Mah. Silahşör Cad. No 89
ŞİŞLİ / BOMONTİ / İSTANBUL
23/30 Kasım 2013 Saat 20:00
14/28 Aralık 2013 Saat 20:00

REZERVASYON / 0505 740 7371 – 0507 208 2091