Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK) yasa tasarısına tepkiler sürüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın geç gelen açıklamaları yetersiz bulunurken Devlet Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı’nın (TOBAV) başlattığı ‘Sanata Evet’ kampanyası Türkiye’nin dört bir yanına yayılıyor. TOBAV Genel Başkanı Tamer Levent, 1970’te sanatçıları geçici olarak 657 sayılı yasaya bağlayan devletin 44 yıldır suç işlediğini söylüyor.

TÜSAK yasa tasarısı çalışmaları başladığından yani 2013 yazından bu yana TOBAV neler yaptı ve ne gibi sonuçlar aldı?
Türkiye Eleştirmenler Birliği Dergisi OYUN’a kapsamlı bir yazı yazıldı ve TÜSAK madde madde eleştirildi. Daha sonra kamuoyundan 46.463 imza toplanarak; eğer gerçekten böyle bir yasa tasarısı çalışması yapılacaksa bunun sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve fikir sanat eseri hukukçularıyla birlikte yapılması gerektiği; imzaların da eklendiği resmi bir dilekçeyle bakanlığa bildirildi. 4 Ekim 2013’te verilen bu resmi dilekçeye hâlâ resmi bir cevap alınamadı.

Yasa tasarısı 3 Mart’ta Ankara’da ilgili kuruluşların görüşüne sunuldu. O gün herhangi bir ilerleme kaydedildi mi?
Bu toplantı öncesinde İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde birlikte olunmuştu. Ama o zaman yasa tasarısı bizlerin eline resmen geçmemişti. Sadece gayri resmi olarak ortada dolaşan bir metin vardı. Ben orada söz alarak, bakanlık yetkililerine; söz konusu kurumun özerk olmadığını, uzmanlığa dayalı özerkliği ortadan kaldırdığını, Devlet Tiyatrosu (DT), Devlet Opera ve Balesi (DOB) ve Güzel Sanatlar Müdürlüğü’nü mülga ettiğini; böyle giderse sanatsal üretimin tamamen duracağını, ayrıca bu durumun 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile UNESCO WIPO (World Intellectual Property Organisation) kurallarına aykırı olduğunu belirttim. Bakanlık yetkilileri “yok öyle bir şey” cevabını verdi. Ancak Ankara toplantısı öncesinde bu kez yasa taslağı bize resmen gönderildi. Bu yok denilen unsurlar aynen taslakta yer alıyordu. Bu çelişkiyi belirttik. Ancak yine “yok öyle bir şey” denince diyalog kuramayacağımız bir ortamda bulunduğumuzu düşünerek toplantıyı terk ettik.

TOBAV önderliğinde change.org üzerinden yürütülen ve Antalya, İzmir, Mersin gibi şehirlerde destek gören ‘Sanata evet’ kampanyası nasıl gidiyor? Önümüzdeki günler için neler planlanıyor?
Bu kampanyadaki imza sayısı 25.600’ü geçti. Bir de izleyicilerimiz tiyatro kapılarında kendiliklerinden imza topluyor. Change.org ve ıslak imzalar bir araya gelince daha önce bakanlığa dilekçemiz ile verdiğimiz 46.463 imza aşılacak. Ancak bakalım binlerce imzanın yer aldığı bu dilekçeleri verdiğimiz Kültür Bakanlığı, yani demokrasinin de kültürünü oluşturmakla yükümlü bakanlık; bu imzalı, tarihli ve sayı numaralı dilekçemizi yine neye dayanarak kaale almayacak? Bizler şimdi UNESCO kuruluşları WIPO ve PEARLE (Performing Arts Employment Association League in Europe) ile ilişki kuracağız. Uluslararası hak arama kuruluşları, meslek birlikleri ve sendikalara başvurarak tüm sanat dallarını kapsayan bir yasa için çalışmalar yapacağız. Bu çalışmaların temelinde fikir ve sanat eseri üretimine karşı olan 657 sayılı yasa yerine, fikir ve sanat eserinin özerk üretimini gerçekleştirecek ancak meslek haklarını da koruyacak bir yapılanma olacak.

TÜSAK yasalaşır da DT ve DOB kapatılırsa Türkiye’de tiyatro, opera ve bale sanatlarını nasıl bir gelecek bekler?
Bu alanların hiçbir geleceği olmaz. Bu kurumlar 50 ve 60 yıllık gelenekleriyle sistemli ve kaliteli sanat üretiminde yetkinleştiler. Üstelik meslek tanımları, haklar ve fikir hakları konusunda netliği olmayan ortamlarda ülkemizin dünya gururu oldular. Bu kurumları kapatanlar bu alanların işleyişini, kan dolaşımını durdururlar. Canlı bir bedeni cansız hale getirirler. Sonra da onu bir daha diriltemezler. Çünkü bu alanda teknik bilgi donanımı olan insan çok az. Bunu DT ve DOB organizasyonları dışında net olarak görüyoruz. Aynı kurumlar içinde bile ehil olan ve olmayanlar arasında farklar oluyor. Her iki kurumun kuruluş yasaları korunmalı. Özlük hakları konusunda gerekli mesleki tanımlar yapılarak, kendi özel kanunları çıkarılmalı. 4 madde için geçici olarak bağlandıkları 657’den de bu şekilde kurtarılmalılar. 1970’te çıkan 657 sayılı kanunun dip notunda bu kurumların 657’ye geçici olarak bağlandıkları belirtildiği halde devlet 44 yıldır bu konuda suç işliyor. Bu kurumlarda çalışanlar maaş artışı alamıyor, devletin gösterdiği atalet nedeniyle mağdur oluyor, hatta devlet memuru zannedilme noktasına geliyor. Hal bu iken TÜSAK onları tümüyle 657’ye bağlamak istiyor. Bu anlamda 4 Mayıs 2012’de Başbakan’ın Malatya’da yaptığı konuşmada “Sanatçının memuru mu olurmuş?” sorusuna; “Evet, bizde hem de tamamen memur olur!” cevabını vermek uygun düşer.

DT ve DOB’un mevzuat yapısındaki aksaklıklar için gerçekten iyi niyetli bir şeyler yapılacaksa, onlar neler olmalı?
Kuruluş kanunları korunarak, özlük hakları tanımları yapılmalı. Bu çalışma, DT ve DOB dışında çalışan ve söz konusu sanatları kendi özel şartları ile yapanların da tanımlarını yapmalı. Böylece sanat mesleklerinin isimlerini kullananlar bunu hem hak etmiş hem de haklarını elde etmiş olacaklar. Ayrıca DT ve DOB’da çalışanların da 44 yıllık mağduriyeti tazmin edilmeli.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here