Festival zamanı geldi. Birçok tiyatro topluluğu harıl harıl festivale oyun yapmakla meşgul. Kime sorsanız çok yoğun bundan dolayı. Bu topluluklardan biri de Şermola Performans. Festivale “Serencama Qıjıkan/Kargalar” adlı bir oyunla hazırlanıyorlar. Mirza Metin ve Berfin Zenderlioğlu ile oyunu konuştuk… Festivalin izlenmesi gerekenlerinden bu oyunu kaçırmayın…

Evet, Festival projesi “Serencama Qıjıkan/Kargalar” Neler söylemek istersiniz oyun hakkında?
Mirza: Kargalar fikri bende beş altı yıldır vardı; bizim geleneksel teatral yapıyı daha modern bir sahneleme içinde ve modern bir metinde kullanmak istiyordum, onun arayışı içindeydim. 2010 yılında buna benzer bir projeyi sunmuştum festivale ama festivale girememişti. Şimdi bunu biraz daha geliştirip öyle sundum ve festivale aldılar. Hikâyesini tanıtım metninde ufakça kullanmıştık: Kargalar diye bir tiyatro grubu var ve bunlar turneye çıkıyorlar. Bir süre sonra bakıyorlar ki geçtikleri her yerde köyler, kasabalar, şehirler yakılıp yıkılmış ve seyircileri yok.

IMG-20160502-WA0006

Günümüzde hiç böyle şeyler olmuyor! Sen niye böyle bir şey yazdın ki?
Mirza: 2010’da böyle şeyler oluyordu, şimdi olmuyor! O zaman düşünmüştüm zaten. O zaman köy köy geziyordu bu kumpanya, ama şimdi şehir şehir geziyorlar. Şehirler de yakılıp yıkılmış. Bunlar da seyircilerini arıyorlar. Israrla ‘biz seyircimizi bulacağız ve oyunlarımızı oynamaya devam edeceğiz, oyun oynamazsak çürürüz’ diyorlar. Böyle bir ekip. Seyircilerini ararken Kızıl şehir diye bir yere varıyorlar ve olaylar devam ediyor. Bir de cinlerimiz var 3 tane. (Gülüşmeler)

Bunlar gerçek cinler mi?
Mirza: Evet onlar gerçek. Benim çocukluğumdan beri benimle büyüyen cinler. Onları bu oyunda oynattık. Cinler, Kargalar’a türlü oyunlar yapıyorlar; hem eğlenceli hem bazı göndermeler içeren bir oyun hem de Şermola Performans olarak yaptığımız en kalabalık oyunumuz.

Kadro kaç kişi?
Mirza: 10 kişi oyuncu var. 6 kişi müzisyen var.

Cinler de oyuncu mu?
Mirza: Cinler, cin.

IMG-20160502-WA0008

2010’da bu projeyi verdin olmadı. O tarihten bugüne ne gibi değişiklikler yaptın? Senin de dediğin gibi önce köylerdi şimdi şehirlere geldi, artık şehirler yakılıp yıkılıyor…
Mirza:
Evet, aslında 2010’da bu meseleler durmuştu ve bir çözüm, barış süreci vardı. 2009’da başlamıştı, açılım süreciydi adı. O zaman boşaltılmış köyleri gezen bir kumpanya vardı yazdığım taslakta. Şimdi hem köyleri, kasabaları hem de şehirleri gezen bir kumpanya var. Geçtikleri her yer boşaltılmış, yakılmış, yıkılmış. Kısaca geriye gitmişiz.

Peki, niye bu kumpanyanın adı “Kargalar”?
Mirza:
Karga bizim kültürel yapımızda uğursuz, ötelenen bir varlık olarak çizilir. Bu ötelenenler biraz sanatçılar ve kendi isimlerini “Kargalar” koymuşlar. Öyle bir alt metni var ötelenen, uğursuz görünen. Bir de zeki hayvanlar tabi ve bilge olarak da bilinirler.

Aaaa ben hiç böyle anlamamıştım. Kargalar zeki hayvanlar ve kendi türleri öldürüldüğü zaman, etrafında toplanıyorlar ve orada türlerine karşı bir tehdit olduğunu hissedip o tehdide yöneliyorlar. Ben buradan yola çıkmıştır diye düşündüm…
Mirza:
Bunlar bir kumpanya. Kumpanyanın karakterlerinin kendi aklıyla düşünerek bu ismi koydum kumpanyaya. Ben tabii ki bunları kurarım yazar olarak ya da sen seyirci olarak bunları kurarsın ama karakterin kendi aklıyla bu isim koyuldu.
Berfin: Toplum tarafından ötelenen, uğursuz görünen karga, aslında bir o kadar da zeki. Uzun ömürlüler ve yaptıkları birçok şey aslında insanlara ders olabilecek nitelikte. Habil ve Kabil hikayesinde de geçer. Kabil kardeşi Habil’i öldürüyor ve onu nasıl saklayacağını bilmiyor. Sonra bir bakıyor ki karga bulduğu bir cevizi toprağa gömüyor. Oradan görerek, o da kardeşini gömüyor. Derler ki insan oğluna karga, bu noktada yol gösterici oluyor. Birçok alanda da karganın ne kadar zeki olduğunu görüyoruz. Senin dediğin nokta da oyunun içinde var. Kumpanya için oyun oynayamamak bir tehdit unsuru. Ötelenmek, toplumun dışına itilmek zaten onu çürüten bir şey. Şu an sanatçılar bunu fazlasıyla yaşıyorlar. Büyük bir tehdit altındalar.

Kargalar_01

Nasıl bir sahneleme izleyeceğiz?
Mirza: Berfin’le beraber yönetiyoruz. Bir taraftan eğlenceli; oyun oynama edimini ön planda tutmaya çalışacağız. Oyun oynama ediminin yarattığı eğlence duygusunu oyuncuda yaratmaya çalışıyoruz provalarda. Aynı itkiyi seyircide de yaratmaya çalışacağız sahnelemede. Öyle bir sahneleme yapalım ki oyunun enerjisi seyircide de bir kıpırdanma yaratsın istiyoruz. Umarım becerebiliriz.

Biraz komedi unsurları da var sanırım…
Mirza: Evet, biraz komik bir tarafı da var. Enerjisi yüksek bir oyun olacak. Ritüellerin kullanıldığı bir oyun. Oyun içerisinde kumpanya aynı zamanda başka oyunların provasını da yapıyor. Onların eğlenceli kısmı var. Oyuncuların kendi içlerindeki çatışmaları var çünkü bir sürü yol gitmişler: Biri ‘gidelim’ diyor, diğeri ‘yok gidemeyiz, her taraf kuşatılmış, prova yaparak bekleyelim ki çürümeyelim, oyunlarımızı unutmayalım. Seyircimizi bulduğumuzda karşılarında nasıl duracağız’ diyor. Böyle ilerliyor. Umarım umut ettiğimiz şeyleri becerebiliriz.
Berfin: Oyun içerisinde geleneksel formlar var. Geleneksel formlardan beslenerek daha çağdaş bir yorumlamaya gitmek istiyoruz. Çünkü Şermola Performans’ın oyun süreçleri hep öyle ilerledi. Kendi özgün teatral dilimizi yakalayabilme arzusu ile ilerledik. Oyunun içinde ritüellerden besleniyoruz. Geleneksel formları yeniden nasıl farklı bir şekilde inşa ederiz? Biraz onun derdindeyiz. Şu an güzel ilerliyor. Koşuşturuyoruz. Kısmen korkutuyor da çünkü az bir zaman kaldı ve bizde heyecan dorukta.

Seyirci neden izlesin bu oyunu? Neden izleyelim?
Mirza: Her koşulda, her şartta oyun oynamanın çok gerekli, çok hayati bir şey olduğunu; su gibi, ekmek gibi, aşk gibi olduğunu düşünüyorum ve bunu seyirci ile paylaşmak istiyoruz. Bu yüzden seyirci bu oyunu izlemeli. Çünkü oyun oynamak tiyatro oyunundan ibaret bir şey değil. Hayatın her yerinde var. Devletler de oyun oynuyorlar savaşırlarken ama onlarınki çok kibirlice, çok çıkarcı bir şekilde. Bu, oyun oynama ediminin ilkelerine çok ters bir şey. Biz kibirden, çıkardan uzak, niyetsizce insanı iyileştiren oyunlar oynamak istiyoruz ki oyunda kullandığım bir cümleyi de söylemiş olayım: “Oyun da, halay da, masalda merhemdir, iyileştirir.”
Berfin: “Oyun”  ve “eğlence” kavramları, bu oyunda önemli ve belirleyici bir konumda. Aslında çocukluğumuzdan başlayarak belki her çocuğun oyun oynama edimi içerisinde olması, oyun oynamaktan zevk alması, bizi oyunla daha da yakınlaştıran unsurlar. Bir taraftan büyüyoruz, bu hayatın içerisinde bir oyunu yaşıyoruz aslında. Hem kendi çizdiğimiz noktalarda hem de bize dayatılan noktalar üzerinden kendi oyunumuzu var ediyoruz. O yüzden şu an içinde bulunduğumuz koşullar itibariyle, oyun oynamanın ruh sağlığımızı koruyabileceğine inananlardanım ben. Hem seyircinin hem de oyuncunun buna ihtiyacı var.

IMG-20160502-WA0012

Tam da bazı korkulardan evlerimize kapandığımız şu günlerde bizi oyun oynamak kurtaracak sanırım. Yoksa paranoyaya dönüştü hepimiz de bu.
Mirza: Oyun oynamak bir direnç aslında. Bu direnci sanatçılar olarak da göstermek durumundayız. Çünkü hepimiz şuraya mı gitsek buraya mı gitsek diye bir ruh hali içerisindeyiz. Aslında bu bizim direncimizi bir taraftan giderek yumuşatan bir şey. Hepimiz yaşıyoruz bunu ama mekânlarımızda, evlerimizde, yaşadığımız yerlerde kalıp oyun oynamaya devam etmeliyiz.

Bir sürprizi var mı oyunun?
Mirza: Oyunda kullanılan gerçek cinler dışında bir sürprizimiz yok. (Gülüşmeler…)

Peki, “Kargalar” ne zaman, nerede oynuyor?
Mirza:
  18 Mayıs 20:30 ve 19 Mayıs 15:00’da Moda Sahnesi’ndeyiz. Sonra sezonda devam edecek oyun.
Berfin: Muhtemelen Moda Sahnesi’nde olabilir. Orada devam ettirmek isteriz.

IMG-20160502-WA0010

Son soru: Festivale bir iş yapmanızın artıları nelerdir?
Mirza: Bizim üretmekle ilgili bir rutinimiz var zaten. Bu rutini biraz daha sıkıştırmış oluyoruz çünkü sezon ortasında oyun çalışmaya başlıyorsunuz ve yorucu oluyor. Diğer taraftan festivalde oynamak bizim mümkün seyircimizin dışında başka bir seyirciye gösteriyor oyunlarımızı. Bu açıdan çok iyi. Bir de festival denen şeyin etkisini sokakta görmek isterim ben; afişlerini, broşürlerini, etkinliklerinin sokağa yayılması gerekli diye düşünüyorum. Festival şu an anladığım kadarıyla salonlara kilitlenmiş durumda. Şehirde daha kendini gösteren daha karnaval havasında bir şey olsa o zaman gerçekten sokağa, şehre daha fazla etki edecek.
Berfin: Bizim hayatımızda ya da gündemimizde hep olan bir şey tiyatro. Tiyatro Festivali’nin şöyle artı bir tarafı var; seyirci tiyatro gündemini kendi gündemi haline getiriyor ve o anlamda kendi içerisinde güzelliği ve heyecanı da seninle buluşturuyor. İyi yanı uluslararası bir festival olması. Hem yurt dışından gelen oyunları izlemek hem de onların yerli oyunları izlemesi, tiyatro adına kıymetli bir buluşma olacaktır diye düşünüyorum. Mirza’nın da dediği gibi belki çok daha fazla alana yayılması lazım.
Mirza: Herkes yaratıyor. Şu an herkes bir üretim sürecinde. Bu durum çok keyifli…
Berfin: Tiyatrocular ya sezon başladığında ya da yeni bir oyun yaptığında böyle bir buluşma anı oluyor. Öteki türlü 27 Mart haricinde festivalle birlikte tekrar bu alanda bir araya gelebiliyoruz. Heyecanlı oluyor, tatlı bir heyecan.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here