Türkiye Sanat Kurumu’nun (TÜSAK) kurulmasına ilişkin olarak TC Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan kanun tasarısı taslağının, 3 Mart 2014 tarihinde Ankara’da düzenlenen bir çalıştayla tarafların değerlendirmesine açılmasını olumlu bir gelişme olarak görmekle birlikte, ülke genelinde etkisi büyük olacak bu tarz kurumsal düzenlemelerin, sivil alandan uzmanların da katılacağı hazırlık süreçleri ve geniş katılımlı tartışmalarla şekillenmesini daha doğru buluyoruz.

Söz konusu tasarının, Türkiye’de sanatsal üretimin ve kültürel faaliyetlerin gelişimi için ihtiyaç duyulan hususlar doğrultusunda düzenlenmesi sağlanırsa, ulusal kültür stratejisinin belirlenmesi yolunda da önemli bir adım atılmış olur. Ancak bu sürecin etkin şekilde işleyebilmesi için, öncelikle devlet sanat kurumlarının özel kuruluş yasalarını ilga ederek kurumsal kimliklerini ortadan kaldıran düzenlemelerden vazgeçilmesi esastır. Bu kurumların yeniden yapılanmasına dair bir düzenleme yapılacaksa, konunun katılımcı, şeffaf ve mümkün olan en geniş konsensüse dayalı olarak, ayrı bir başlık halinde ele alınması ve TÜSAK gibi, devletin tüm sanat alanlarına fon sağlamayı öngören bir kanun tasarısının içinde değerlendirilmemesi gerekir.

Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi, Devlet Senfoni Orkestraları gibi kamu finansmanı ile varlığını sürdüren köklü sanat kurumları, Türkiye’de ve bulundukları şehirde kültür-sanat üretimine ve sunumuna katkı sağlamanın yanı sıra toplumsal gelişim, yaratıcılık, uluslararası ilişkiler, kültürün korunması ve yaygınlaştırılması gibi birçok alanda yarattıkları katma değer açısından da vazgeçilmezdir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı bu kurumların faaliyetlerine devam etmeleri için yeni bir yönetim modeli üzerinde çalışılmasına ihtiyaç olduğu, ilgili kurumların yöneticileri tarafından da dile getirilmektedir. Ancak yeniden yapılandırmaya yönelik tartışmalar için, bu kurumların yöneticilerinin yanı sıra sanatçılar, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, devlet ve yerel yönetimlerin, yani konunun tüm aktörlerinin etkin katılım sağlayacağı sivil bir diyalog modeli oluşturulmalıdır. Bu sürecin, katılımcı, titiz ve uzun vadeli bir çalışmayla yürütülmesi, paydaşlar arasındaki diyaloğun güçlendirilmesini ve kültür yönetişiminde çağın gerektirdiği yeni yaklaşımların hayata geçirilmesini de sağlayacaktır.

TÜSAK kapsamında ise esas olarak devlet veya özel sektör ayrımı olmaksızın tüm kültür-sanat kuruluşlarının ve disiplinlerinin desteklenmesi, bu desteklerin şeffaf ve tarafsız ilkeler doğrultusunda paylaştırılması ve en önemlisi fon sağlanacak kurumun idari ve mali özerkliği gibi konuların kapsamlı şekilde tartışılması gerekiyor. Zira TÜSAK’ın Türkiye’de kültür-sanat hayatının gelişmesi, çeşitlenmesi ve zenginleşmesi için yapacağı katkıda, ifade ve yaratım özgürlüğü ile kültür-sanat kurum ve kuruluşlarının özerkliğinin güvence altına alınması temel ilkeler olmalıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here