Tolga Polat

Geçtiğimiz sezon “Joko’nun Doğum Günü” ile 13 dalda ödül alan Yolcu Tiyatro‘nun yeni oyunu “Kürklü Venüs” 18 Aralık’ta Baba Sahne’de prömiyerini gerçekleştirdi… Leopold von Sacher-Masoch’un mazoşist edebiyatın kilometre taşı romanından David Ives‘ın uyarlayarak sahneye aktardığı “Kürklü Venüs”, Şafak Özen‘in çeviri ve dramaturjisi ile Ersin Umut Güler’in yönetmenliğinde sahneleniyor…

“Kürklü Venüs” (1870) yaratıcısı Masoch’un; gerçek yaşamında altı ay süreli bir “kölelik sözleşmesi” imzalayarak, köle ve uşak olarak ilk mazoşist ilişkisini yaşadığı Anna von Kottwitz’le İtalya seyahatinde birlikte yaşadıkları anılarına dayanmaktadır… Roman, edebiyat dünyasının ilk mazoşist karakterinin yer aldığı eser olma özeliğini de taşımaktadır… “Mazoşizm” adı da romanı yazan Leopold von Sacher-Masoch’un isminden gelmektedir… Alman yazarın fantezilerinin sonucu “mazoşizm” diye adlandırılan, acıyı zevke dönüştüren sapkınlığın tanımlaması da ortaya çıkmıştır…

Katolik Papaz okulundan Yale Tiyatro okuluna uzanan ilginç kariyeri ile bugün 67 yaşında olan Amerikalı yazar David Ives tarafından romandan sahneye uyarlanan eser, sofistike anlatımı ile sahne üstünde ifade edilme biçimi zor olan sado-mazoşizm temasını cesurca işliyor…

Oyunun hikâyesi kısaca şöyle; Yönetmen Thomas Novachek; Sacher-Masoch’un yazdığı romandan yola çıkarak “Kürklü Venüs”ü sahneye taşımaya karar verir… Novachek, o güne kadar sanat dünyası içinde istediği üne kavuşamamış bir yönetmendir… Sahneye koyacağı bu yeni oyuna oyuncu seçmek için 35 adayla görüşmüş ama bir türlü kafasında yarattığı Vanda karakterine uygun bir aday bulamamıştır… Thomas, o uzun günün sonunda, atölyesinden çıkmak üzereyken Vanda Jordan adında genç bir kadın kapıdan girer… Vanda rolü için aday olduğunu ve bu rolü almak için can attığını söyler… Bayağı görünümü ve küfürlü ağızıyla dikkat çeken oyuncu adayı, tekstin bir bölümünü oynamak istediğini ve bu rolü kaçırmak istemediğini ısrarla anlatır… Çantasından bir dönem kostümü çıkarıp, üstüne giyer ve ilk repliği etkili bir biçimde nefeslendirir… Yönetmenden de oyundaki yönetmen karakterinin repliklerini okumasını ister… Mahalle ağzıyla konuşan, nerden geldiği belli olmayan bu kadın, teksti akıcı bir şekilde yorumlamaya başlar… Oyuncu adayı, Vanda karakterine bürünmesiyle adeta bir başkalaşım yaşar… Yönetmene 19. yüzyıl ceketini giydirir ve onu parmağının ucunda oynatmaya başlar… Dizginler kadının eline geçmiştir artık… Peki, kimdir bu Vanda Jordan? Gerçekte var mıdır? İzleyicinin merakla takip edebileceği bu gerilim, esasında kadınla erkek arasındaki baştan çıkarma ve hükmetme oyununu yansıtırken, bir şekilde erkeğin kadına üstünlüğü ile belirlenen bir yapıyı kıran hatta rolleri değiştiren sorgulamalar üzerine odaklanmaktadır…

Kürklü Venüs benim ilk kez izlediğim bir oyun değil… Geçmişte farklı ekiplerden de izlemiş olmama karşın, Yolcu Tiyatro bu ağır aksak metni, kendine özgü yorumu ile karakterlerin ölçüsüz duygusal durumlarını, sürekli olarak yer değiştirdiği psikolojik bir gerilime dönüştürerek, pürdikkat takip edilecek bir seyir sunuyor…  Hayalle gerçeğin karıştığı bu sürprizli anlatım, izleyicinin heyecanını ve merakını cezbediyor… Bu noktada yönetmen Güler’in, karmaşıklıktan uzak, tempolu ve gerilimi arttıran rejisinin etkisi çok büyük… Oyun, “oyun içinde oyun” kurgusu ve işlediği tema nedeniyle temposuzluğa ve karmaşık bir anlatıma çok müsait olmasına karşın, sade ve bütünsel kurgunun etkin bir biçimde kullanılması oyunun başarısını tetikliyor…  Sahnede gerçekleştirilen dramatik anlatımın her ögesi gibi sahne tasarımı da şüphesiz bütüncül görsel etkinin ayrılmaz bir parçası… Bütüne olumlu katkısı olan ışık-dekor tasarımı Cem Yılmazer’e kostüm tasarımı Özlem Kaya’ya ses-efekt ve müzik tasarımı ise Tufan Dağtekin’e ait…

Reji başarısını oyunculuğuna da taşıyan Ersin Umut Güler, Thomas Novachek yorumu ile dikkat çekiyor… Sakin ve ölçülü bir yorum sunan Güler, karakterin değişim sürecini bedensel acılarını incelikle aktarıyor… Pervin Bağdat Vanda Dunayev yorumu ile adeta sahnede parlıyor… Acı duyan acısından haz alan ve rol geçişleri arasında kaybolmayan özenli ve tempolu yorumuyla, rolünün içselliğini ve eylemin gerekliliğini tüm devinimlerinde başarıyla yansıtıyor…

“Kürklü Venüs”, insanın varoluş temelindeki çelişkilerden kaçmak için yöneldiği ve hiç çekinmeden uyguladığı nevrotik sarsıntıları tartışmaya açıyor… Oyun; kadın erkek ilişkilerine yönelik bir inceleme olarak kalmadan, insan olgusuna ve kişilik rollerine çapraz sorgulamalar içinde vurgu yaparak, mesajını iletiyor… Etkin bir biçimde sahnelenmesi bir hayli güç olan eser, Yolcu Tiyatro’nun titiz çalışması sonucu başarılı rejisi ve oyunculukları ile öne çıkarken, bu sezonun mutlaka izlenmesi gereken yapımları arasında yerini hakkı ile alıyor…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here