Güncelleme notu yazının sonunda: Bugün, işçiler, emekçiler, devrimciler, sosyalistler alanlarda olacak, İstanbul’da ise Taksim’i zorlayacak. Sosyalistiği ile övünen Hüseyin Hilmi Bulunmaz, “1 Mayıs’ı” “1 Mayıs Dünya Tiyatro Günü” olarak kutlanmasını öneriyor. Bugün sitesinden yaptığı çağrı ile ofisinde çay içmeye davet ediyor, Egemen güçlerin, 1 Mayıs’ı kendi mecrasından çıkartmaya, “Bahar Bayramı” olarak kutlanmalı önerilerine “sol(!)”dan katkı yaparak “1 Mayıs”a yönelik provokatif öneriler sunmaktan kaçınmıyor. İki yıl önce de 27 Mart’ta tüm tiyatro STK’ları “AKM Yıkılamaz” eyleminde Taksim’deyken, AKP’li Belediyenin, TODER’le gerçekleştirdiği karşı kutlamanın konuğuydu, Coşkun Büktel’le birlikte. Ertuğrul Timur’un, Hüseyin Hilmi Bulunmaz dosyasında (http://www.tiyatrom.com/tyt/fkm_bulunmaz.htm) belgeleriyle açıkladığı Fetullah Gülen Cemaati’yle ilişkilerinden de gördüğümüz gibi 2002’de de “27 Mart Dünya Tiyatro Günü”nü FKM’de kutlamaktan da kaçınmamış, dosyanın devamında başkaca ilişkilerinde açıklanacağı spotları yer alıyor. Hüseyin Hilmi Bulunmaz’ın FKM (Fırat ya da Fetullah Kültür Merkezi) ile ilişkileri dosyanın bir yerinde şöyle açıklanıyor: “Bu belgede dikkatimizi çeken hilmi bulunmaz'da ulvi alacakaptan'da ısrarla fkm de etkinlik yaptıkları ve kovuldukları yılı 2001 olarak açıklamaktadır. Oysa fkm belgelerinde her ikisinin de 2002 de orada olduğu belgelidir. Fkm müdürü yıllarca değişmemiştir. Dolaysıyla da 2001 de kovduğu kişileri 2002 de söyleşiye yada etkinliğe , oyun sahnelemeye çağırmış olması pek mantıklı değildir. En iyi ihtimalle hüseyin hilmi bulunmaz'da, ulvi alacakaptan'da yılları şaşırmıştır diyebiliriz.” Dosya’nın diğer konu başlıkları olarak şu spotlar yer alıyor, merakla bekliyoruz: - HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ VE ULVİ ALACAKAPTAN BUGÜN BİLE SÜREN İLİŞKİLERİ, BİRBİRLERİNE DESTEKLERİ... - HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ'DAN MENFAAT KARŞILIĞI SAADET PARTİSİNE ÖVGÜ... - HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ AKP BELEDİYESİ İLE EYLEM KIRICI 27 MART GİRİŞİMİ... - VE HÜSEYİN HİLMİ BULUNMAZ'IN FAŞİST LİDERE TAZİYEYE SESSİZ DESTEĞİ...” Şimdi başa dönelim, bugün emekten yana bütün güçler alanlarda emeğin gününü kutlarken, Hüseyin Hilmi Bulunmaz ne öneriyor? “1 Mayıs Dünya Tiyatro Günü” olsun bununla da kalmıyor, kendi kendine bildiri yazıyor, “1 Mayıs Dünya Tiyatro Günü” için, ardından da 1 Mayıs’ta ofisine çay içmeye davet ediyor, sitesindeki çağrısında. Bu saldırgan tutum ve provokatif kalkışmalar yavaş yavaş yerine oturmaya başlıyor. (Umarım bu ilişkilerin içinde Coşkun Büktel yoktur.) Hüseyin Hilmi Bulunmaz, asıl mesleği olan kuyumculuk ve elmas kalemleri ihracatıyla uğraşıp, yaz tatilini Capri adasında nasıl geçireceğini anlatırken, boş vakitlerinde de “Sanat’a Soldan Bakmak” panelinde boy gösteriyor. Özgür Tiyatro Sanat Yönetmeni talep ettiğim panel kaydını gönderdiğinde, daha yakından tanınması için yayına vereceğim. “1 Mayıs” önerisinin nedenini panelde de soru olarak yöneltmiştim, sürpriz olsun diye bire bir kaydını yayımlamanın daha şık olacağını düşünüyorum. Hüseyin Hilmi Bulunmaz, ilişkileriyle, yaşamıyla bize sadece tiyatro da değil hayatta da neyle karşı karşıya olduğumuzu çok açık olarak anlatıyor, sanırım Ertuğrul Timur’un araştırma dosyası tamamlandığında çok daha fazla bilgiye sahip olacağız. Sizce kiminle karşı karşıyayız? Güncelleme Notu: “Mustafa Demirkanlı, yukarıya aktardığımız yazısında, bir değil, birçok yalan birden söylüyor. Demirkanlı'nın, şimdilik birkaç yalanına değineceğiz. Belki daha sonra, Demirkanlı'nın alçakça uydurduğu yalanların tamamına değinebiliriz.” demiş H. Hilmi Bulunmaz yukarıdaki yazımdan sonra, “Belki daha sonra…” dediğini uzun zamandır yineliyor ama bir türlü Fetulah Gülen Cemeati ile olan ilişkilerini belgeleriyle açıklayan A. Ertuğrul Timur’a yanıt veremiyor, “Belki daha sonra…” diyerek geçiştirmeye çalıştığı da benim aynı konudaki sorularımdı. Unutturmaya çalışarak, geçiştireceğini sanıyor ama biz Fetulahçılar’la kol kola giren sözde sosyalistlerin yakasını bırakmayacağız, bu ilişki ağını kimseden gizleyemeyecek. Sosyalist olduğu iddiasındaki bir insan, çağrısında mekan belirtmediği için, benim “ofis” diye adlandırdığım mekan meğer “tiyatro işliği”ymiş ve bu nedenle köpürmüş, benim yalancı olduğumu iddia ediyor. Fetulahçılar’la işbirliği “işlik-ofis” yalanından(!) daha mı masum? Demek ki onlar doğruymuş ki, itiraz bile etmiyor, bir yazıdaki minik bir detaya –kendi belirtmediği mekan detayı-bu kadar alınan birinin hem de sosyalist(!) birinin Fetullah adını duyduğu anda ayağa kalkması, bu iddiada bulunanlara anında yanıt vermesi gerekmez miydi? Biz, A. Ertuğrul Timur’un iddialarının doğruluğu teyit edildi olarak kabul edelim, muhatabının itirazı olmadığına göre… Ama en azından video karşısında gözlerinin içine baka baka doğruyu söylemediği yanındaki genç insanlara karşı bu açıklamaları yapma zorunluluğu yok muydu? Bence yok, onlara hesap mı verecek? Birileri gider, tanımayan başka bir iki kişi gelir. |